.....
... ile ........aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ...... Mahkemesi'nden verilen 11.09.2012 gün ve 68/519 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde mevki ve sınırları belirtilen ve kadastro çalışmalarında tespit harici bırakılan bir parça taşınmazın davacı tarafından emek ve para harcanarak tarım arazisi haline getirildiğini açıklayarak davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, taşınmazın davacı tarafından tarım arazisi olarak kullanılmadığını davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Diğer davalı ... Tüzel Kişiliği temsilcisi ise usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermemiş ve yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne, 09.06.2011 tarihli Teknik Bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 9570,83 m2'lik yerin davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; özellikle Kadastro Müdürlüğünden gönderilen 02.05.2008 tarihli cevabi yazıda; dava konusu taşınmazın 14.7.1973 tarihinde yapılan tapulama çalışmaları sırasında tescil harici bırakıldığı, ancak ne olarak bırakıldığının bilinemediği bildirilmiştir. Mahkemece yapılan keşif sonrasında alınan ziraat ve jeolog bilirkişi raporlarında bu yerin tapulama çalışmalarında taşlık olarak tescil harici bırakıldığı açıklanmıştır.
Hükümden sonra 12.11.2012 tarihinde kabul edilerek, 06.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 1 ve 3. bentleri uyarınca, .......sınırı olarak belirlenmiş, köylerin tüzel kişilikleri kaldırılarak bağlı bulunduğu ilçenin mahallesi haline dönüştürülmüştür. Davalı ...olarak tüzel kişiliği sona ermiş, ..... bağlanmıştır. Taraf teşkili, dava koşulu olup yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gereken, kamu düzenine ilişkin hususlardandır (HMK. 114, 115 m). Hal
......
böyle olunca; yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde davanın ilgili ....... TMK.nun 713/3. maddesi uyarınca husumet yöneltilmesi, yargılamaya geldikleri takdirde savunma ve delillerinin tespiti, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Bundan ayrı olarak yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyleki, taşınmaz tespit harici bırakıldığı niteliği ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Böyle bir yerin koşulları mevcut olduğu takdirde, zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılması mümkündür. Mahkemece yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar; taşınmazın 20 yıldan uzun bir süredir kullanıldığını, fıstık ağaçları dikildiğini açıklamış iseler de, taşınmazın hangi tarihte imar-ihyasına başlanıp, imar- ihyanın hangi tarihte tamamlandığı ve tarımsal amaçlı ekonomik zilyetliğin hangi tarihte başladığını, fıstık ağaçlarının ne zaman dikilmiş olduğu belirlenmemiştir, Bilindiği üzere ve kural olarak böyle bir taşınmazın niteliğinin belirlenmesinde hava fotoğrafından yararlanılmış ise de 1985 tarihli hava fotoğrafı uzmanı olmayan ziraat ve jeolog mühendisi bilirkişiler tarafından uygulanmıştır. Diğer bir deyişle hava fotoğrafı usulüne uygun bir biçimde uygulanmamıştır. O halde; dava tarihinden geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait (1978-1988 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, aynı yıllar arasında düzenlenmiş fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, yeniden yapılacak keşifte jeodezi ve fotogrametri uzmanı veya harita mühendisi aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları, Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilecek paftaların birlikte uygulanması, öncelikle çekişme konusu taşınmazın yerinin hava fotoğrafında gösterilmesi hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğü'nden gelen paftaların ise, düzenlendikleri (1978-1988 yılları arasında düzenlenen paftalar olacak) tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı veya ne nitelikte bulundukları konusunda tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın kullanım süresinin ve ne zaman kullanılmaya başlandığının belirlenmesine çalışılmalı, tanık ve yerel bilirkişi sözleri uzman bilirkişilerin raporuyla denetlenmeli, taşınmazların imar ihyasına başlandığı tarih ile üzerinde tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlenmeye çalışılmalı, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığı hesaplanmalı, daha önce götürülmeyen başka bir uzman bilirkişi ziraat mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek ve yukarıdaki açıklamalarda gözönünde tutularak, içerisindeki fıstık ağaçlarının ayrı ayrı yaşlarını ve sayısını belirten gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmeli bundan sonra kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesinin mümkün olup olmadığı değerlendirilmeli, bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunması halinde bu çelişkinin HMK'nun 261. maddesi uyarınca giderilmesine çalışılmalı, HMK'nun 290/2. maddesi gereğince birlikte keşfe götürülecek uzman bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan panoramik fotoğrafları çektirilerek Mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmalı, sınırında bulunan ve dava dışı kişiler adına tespit edilen 362 parsele uygulanan 1938 tarih 59 tahrir sayılı vergi kaydı dava konusu taşınmaz yönünü "dağ" olarak,353 parsele revizyon gören 21.10.1972 tarih 65 sıra numaralı tapu kaydı ise bir yönü "kıraç" okuduğu, yöresel örf ve adete göre dağ, kıraç ve benzeri yerlerin mera niteliğindeki yerler olarak da ifade edildiği, bu nedenle dava konusu taşınmazın mera olarak kullanılan yerlerden olup olmadığı komşu köylerden belirlenen yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulup belirlenmeli, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşılması gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
....
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....
Full & Egal Universal Law Academy