MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile ..., ... ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 15.05.2012 gün ve 32/111 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde mevki ve sınırları gösterilen 15-20 dönüm miktarındaki taşınmazı ihya etmek suretiyle bağ-bahçe haline getirdiğini, zilyetliğinin 30-35 yıldır devam ettiğini açıklayarak müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanılmayacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuş, TMK'nun 713/6. maddesi uyarınca ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak imar-ihya ve kazanma koşulları oluştuğu görüşünden hareketle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 25.10.2010 tarihli bilirkişi raporunda A ve C harfleriyle gösterilen 5.513,27 m2 ve 2.263,34 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hükmün kabule ilişkin bölümleri davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; çekişme konusu taşınmazın 1951 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında ziraata elverişsiz arazilerden olması nedeniyle tespit dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, bozma ilamına uyularak imar-ihya ve zilyetlikle kazanma koşulları gerçekleştiği görüşünden hareketle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında, dava tarihinden geriye doğru 20-30 yıl öncesine ait hava fotoğrafları uzman bilirkişiler aracılığıyla uygulanarak taşınmazın niteliğinin belirlenmesine çalışılması gerektiğine işaret edilmiştir. Bozmadan sonra keşif sırasında dinlenen teknik bilirkişiler, 1992 yılına ait hava fotoğraflarını uyguladıklarını, 1975-1980 ve 1990 yıllarında uçuş yapılmadığını bildirmişlerdir. Mahkemece bu husus Harita Genel Komutanlığı'ndan bu dönemlere ilişkin uçuş yapılıp yapılmadığı sorularak karşılık yazıları dosya içerisine konulmadan teknik bilirkişi açıklamaları ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
O halde; dava tarihinden geriye doğru en az 20 yıl öncesine ait (1975-1980 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğü'nden, getirtilerek dosyaya eklenmesi, bu dönemlere ilişkin uçuş yapılıp yapılmadığının Harita Genel Komutanlığı'ndan sorularak belirlenmesi, yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları ve Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilecek paftaların keşifte uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğü'nden gelen paftaların ise düzenlendikleri (1975-1980 yılları arasında düzenlenen paftalar olacak) tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulundukları konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, teknik bilirkişiye tescil konusu yerin pafta üzerinde işaret ettirilmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, davacının hangi tarihte taşınmazın imar ve ihyasına başladığı, ne şekilde sürdürdüğü ve hangi tarihte tamamladığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurularak belirlenmesi, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması, dava konusu yerin imar ve ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı konusunda kendilerinden gerekçeli ve denetime açık rapor istenilmesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, HMK'nun 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip Mahkeme Hakimi tarafından onaylandıktan sonra dosya arasına konulması gerekir. Mahkemece yukarıda yazılı araştırma ve incelemeler yapılmadan bozma gerekleri yerine getirilmeden yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan; hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanunun 1. maddesinin 2 ve 3.bentleri uyarınca ... İli’nin mülki sınırları ... Büyükşehir Belediye sınırı olarak belirlenmiştir. TMK'nun 713/3. maddesi uyarınca; tescil davası, ...'ye ve ilgili Kamu Tüzel Kişilerine karşı açılması, anılan kanun hükümleri uyarınca davanın ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na yöneltilmek suretiyle taraf teşkilinin yapılması gerekmektedir.
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 09.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy