MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tescil
... ile ... ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 20.09.2012 gün ve 6/551 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki nedeniyle mevkii ve sınırları dava dilekçesinde yazılı kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan 120 m2 yüzölçümlü taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... temsilcisi ile davalı Köy temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, teknik bilirkişinin 30.07.2012 tarihli rapor ve krokisinde ''A'' harfiyle gösterilen yerin davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir. Çekişme konusu taşınmazın hangi vasıfla ve ne zaman tespit dışı bırakıldığı Kadastro Müdürlüğüne sorulmamış, tescil konusu yerin sınırında bulunan ve davacıya ait olduğu anlaşılan 960 parsele uygulanan 291 tahrir sayılı vergi kaydı ile kuzey batı sınırındaki 1178 parselin tespitine esas Haziran 1927 tarih 17 sayılı tapu kaydı ve tedavül kayıtları getirtilerek tescil konusu yeri ne gösterdiği üzerinde durulmamıştır.
Dava, TMK.nun 713/1.maddesi uyarınca tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Bir yerin tapuya tesciline karar verilebilmesi için, bu maddede yazılı koşulların yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu maddenin 4.fıkrası hükmüne göre, davanın konusunun, mahkemece gazete ile bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilan edilmesi ve son ilandan başlayarak 3 aylık itiraz süresinin beklenilmesi gerekmektedir. Mahkemece öngörülen gazete ve yerel ilanlar yapılmadan tescile karar verilmiş olması, Kanuna aykırıdır.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyecektir. Anılan hüküm gözönünde tutularak 26.07.1972 tarihinden sonra davacı ve satıcı adına kadastro yolu ile veya açılan dava sonunda tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden, açılmış dava olup olmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu husus araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmiş olması isabetsizdir.
Bundan ayrı; davacı dava dilekçesinde her ne kadar sınırlarını göstermiş ise de net bir biçimde 120 m2 yüzölçümündeki yerin adına tescilini talep etmiş olmasına rağmen mahkemece aşırı miktara ulaşılmak suretiyle 1992 m2’lik bölümünün tesciline karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 26. (1086 sayılı HUMK.nun 74.) maddesine göre hakim taleple bağlıdır ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Mahkemece talep aşırı derecede aşılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan; hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanunun 1.maddesinin 2 ve 3.bentleri uyarınca ... İli’nin mülki sınırları ... Büyükşehir Belediye sınırı olarak belirlenmiştir. TMK'nun 713/3.maddesi uyarınca; tescil davası, ...'ye ve ilgili Kamu Tüzel Kişilerine karşı açılması, anılan kanun hükümleri uyarınca davanın ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Develi Belediye Başkanlığına yöneltilmek suretiyle taraf teşkilinin yapılması gerekmektedir.
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 09.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.