MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ile Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 01.08.2012 gün ve 340/694 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı dava dilekçesinde kadastro çalışmaları sırasında 127 ada 156 sayılı parselin devamında yer alan aynı ada 168 sayılı parselin ham toprak niteliğinde hazine arına tespit ve tescil edildiğini, adına tespit ve tescil edilen 156 sayılı parselin miktarı 23500 m2 olması gerektiği halde 18243,42 m2 yazıldığını adına tespit edilmeyen 5256,58m2 lik yerin hazine adına tespit ve tescil edilen 127 ada 168 parsel içersinde kaldığını açıklayarak hazinenin tapu kaydının bu miktarla iptali ile kendisine ait 127 ada 156 sayılı parselin ilavesi suretiyle adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.Davalı Hazine vekili dava konusu taşınmazın devletin hükümet tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu zilyetlikle kazanılamayacağını mera olarak tahsis edildiğini, dava konusu taşınmaz hakkında ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2008/154 Esas sayılı dosya ile dava açıldığını ve derdest olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece, “: Hazine adına tapuda kayıtlı 0127 ada 168 sayılı parselden teknik bilirkişinin 15.3.2013 tarihli raporunda A harfi ile gösterilen 5256,58 m2 lik yerin davacıya ait olduğunun tespitine …” karar verilmesi üzerine hüküm davalı hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı kadastro kanunun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin tespitine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçede teknik bilirkişinin raporunda açıklanan 5256,58 m2 lik yerin mülkiyetinin davacıya ait olduğunu tespitine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.Uyuşmazlık konusu taşınmaz 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında ham toprak niteliğini 229 hektar 0598,05 m2 (iki milyon iki yüz doksan bin beş yüz doksan sekiz sıfır beş m2) yüz ölçümlü olarak hazine adına tespit edilmiş ancak 20.6.2008 tarihinde 4342 sayılı mera kanunun hükümleri uyarınca yapılan çalışmalarda Mera Komisyonunca ... Köyü merası olarak anılan köye tahsis edildiği saptanmıştır. Bu nedenle kazanma koşullarının oluşması halinde, mera sınırlandırmasının iptaline ve tescile değil, mülkiyetin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi doğrudur.Ne var ki taşınmazın yüz ölçümünün büyüklüğü göz önünde tutulduğunda dava konusu yerin özel mülkiyete konu olacak ve tapuya tescil edilecek yerlerden olup olmadığı hususunda duraksama söz konusudur. Bu nedenle taşınmazın gerçek niteliğinin saptanmasının en iyi yöntemi hava fotoğraflarının uygulanmasıyla açıklığa kavuşacaktır. Her ne kadar yerel mahkemece bozma ilamına uyulmuş ve buna göre araştırma ve inceleme yapılarak karar verilmiş ise de TMK’nun 713/1. maddesine dayalı olarak açılan tescil davaları Yargıtay ve Daire uygulaması gereğince kamu düzeni ağırlıklı davalar olarak kabul edildiğinden bir bakıma kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemece kendiliğinden araştırılması durumu ortaya çıkmaktadır. Bu bakımdan kamu düzeni ağırlıklı davalarda bozma ilamına uyularak karar verilme söz konusu olsa bile bozma ilamına uyulmakla usulü kazanılmış hak oluşturmaz. Bu nedenle hava fotoğraflarının uygulanması ve taşınmazın gerçek niteliğinin saptanması zorunludur.
O halde mahkemece yapılacak iş kadastro tespitinin yapıldığı 9.8.2006 tarihinden geriye doğru en az yirmi yıl öncesine ait (1976 ile 1986 arası) 2 ayrı zaman da çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığından yöntemine uygun bir biçimde getirtilerek dosya arasına konulması, aynı tarihler arasında düzenlenmiş fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalarda İl Kadastro Müdürlüğünden istenerek dosyaya eklenmesi ondan sonra jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte hava fotoğrafları ile belirtilen paftaların zemine uygulanması hava fotoğraflarının çekildikleri tarihlere göre dava konusu ve tescili istenen taşınmaz bölümünün tarım arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı veya hangi nitelikte bulunduğu hususunun saptanması, aynı şekilde Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilen paftalara üzerinde ve bunların uygulanması ile yapılacak araştırma ve inceleme sonucu paftaların düzenlendiği tarihlere göre tescil istenen yerin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı konusunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi, kültür arazisi niteliğinde ise davacı adına tescil edilen 127 ada 156 sayılı parselle birlikte bir bütünlük arz edip etmediğinin raporda açıklanması ondan sonra keşif sonucu elde edilen deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir.Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna 03.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy