MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı
... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 10. Aile Mahkemesi'nden verilen 05.06.2012 gün ve 290/735 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı ..., duruşmasız olarak incelenmesi davacı vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19.03.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı ... bizzat geldi. Karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde davalı adına satın alınan ... 2875 ada 1 parselde 1, 12, 13 nolu bağımsız bölümler, ... 1390 ada 1 parselde arsa, ... plakalı araç ile ... Kurumu AŞ. ... şubesindeki hesaplarda bulunurken boşanma davası öncesinde davalı tarafından çekilen paralar yönünden 01.01.2002 sonrası edinilmiş oldukları için artık değerin yarısı oranında katılma alacağına mahsuben fazla hakları saklı kalmak üzere şimdilik 30.000 TL'nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, talebini harcını da yatırdığı 18.01.2012 tarihli dilekçe ile 78.626,67 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı ..., boşanmada kusurlu olanın davacı olup alacak isteyemeyeceğini, ayrıca taşınmazların değerlerinin belli olduğunu, bankadaki paraların ise çekilerek evlilik birliğine dair birtakım borçların ödendiğini, kalan miktarın boşanma davasında hükmedilen tazminatı ödemeye bile yetmeyeceğini, kadının tüm giderlerini davalının maaş ve tazminatlarından karşılayıp birikim dahi yaptığını, buna rağmen dava açmasının hakkaniyetle bağdaşmayacağını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savundu.
Mahkemece, davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, davacının ...İlçesi ... 2875 ada 1 parselde 1, 12, 13 numaralı bağımsız bölümler yönünden 17.500 TL, Akyurttaki 1390 ada 1 parseldeki taşınmaz bakımından 35.000 TL ve ... plakalı araç için 2.500 TL katılma alacağının davalıdan tahsiline, bankadaki para ile ilgili talebinin kısmen kabulü ile boşanma dava tarihinde bankada bulunan hesaptaki paradan evlilik birliği içinde yapılan borçlara ilişkin ödemeler düşüldükten sonra kalan ve boşanma dava tarihi itibariyle 15.595,48 TL olan paranın 1/2'sine isabet eden 7.797,74 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 06.09.1990 tarihinde evlenmiş, 13.02.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 13.07.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM'nin 170.m.), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı 13.02.2009 tarihe kadar ise, yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK'nun 202, 4722 s. Y'nın 10.m.). Eşler arasındaki mal rejimi boşanma davasının açıldığı 13.09.2009 tarihinde sona ermiştir. (TMK. 225/2)
Dava konusu taşınmazlardan 1390 ada 1 parsel 19.06.2006, 2875 ada 1 parseldeki 1, 12 ve 13 numaralı mesken ile dükkanlar 08.06.2005, 06 EZB 59 plakalı araç ise 01.09.2008 tarihinde davalı adına satın alınarak tapu ve trafikte tescil edilmişlerdir. Diğer davalı adına banka hesabındaki para bakımından getirtilen ekstrelere göre hesap açılış tarihlerinin 01.01.2002 sonrası ve evlilik birliği içinde olduğu anlaşılmaktadır. Edinme ve hesapların açılma tarihleri itibarıyla davacının talebi katılma alacağı niteliğindedir.
Davacı vekiline, hüküm 18.07.2012, davalının temyiz dilekçesi ise, 16.08.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. HMK’nun 102. maddesine göre 2012 yılında adli tatil 20.07.2012 tarihinde başlayıp 31.08.2012 tarihinde sona ermektedir. HMK’nun 104. maddesinde ise kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi adli tatil zamanına rastlarsa bu sürelerin ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılacağı düzenlenmiştir. Davacı vekiline yapılan tebligatlar dikkate alındığında davacı vekilinin temyiz süresinin 07.09.2012 tarihinde dolduğu anlaşılmaktadır. Ancak davacı vekili tarafından hüküm 11.09.2012 tarihinde temyiz edilmiştir. Kararın tebliğ tarihi ile temyiz edildiği gün gözetildiğinde onbeş günlük yasal sürenin geçtiği anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Davalının temyiz itirazlarına gelince; davacının isteği katılma alacağına yönelik olup, bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK. m. 229) ve denkleştirmeden (TMK. m. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK. m. 219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK. m. 231) yarısı üzerinden (TMK. m. 236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının hesaplanması gerekir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik görülmediğine, Mahkeme gerekçesinde de açıklandığı üzere artık değerin bulunmasında dava konusu banka hesaplarından çekilen paradan evlilik birliği içindeki borçlara ödendiği faturalarla ispatlanan miktarların düşülmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına, davalının davacıya ödemek zorunda olduğu nafaka borçlarının mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme ait olması sebebiyle artık değer hesabında dikkate alınma imkanı da olmadığına, usul ve Yasaya uygun yapıldığı anlaşılan hesaplama doğrultusunda yazılı şekilde hüküm kurulduğuna göre davalı ...’ın banka hesaplarından kaynaklanan 7.797,74 TL katılma alacağına yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu bölümünün ONANMASINA,
Taşınmazlar ve araçla ilgili temyiz itirazları bakımından ise; Mahkeme'nin gerek taşınmazlar gerek araç bakımından katılma alacağı hesabında dikkate aldığı değerler ve artık değerin yarısı oranında yazılı şekilde hüküm kurmuş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Ancak, 13.12.2011 tarihli yargılama oturumunda davacı vekili ile davalının karşılıklı olarak ...’deki taşınmazın toplam 70.000 TL, ...’taki taşınmazın yine 70.000 TL, aracın ise 5.000 TL değerde olduklarını kabul etmişlerdir. Ayrıca davacı vekili taşınmazların bu belirlenen değeri üzerinden yarı payını satın almaya hazır olduğunu beyan ederken, davalı da gerek taşınmazları gerek aracı bu değerlere göre payına düşecek miktar üzerinden satmaya hazır olduğunu bildirmiş ve beyanlarını imzaları ile tasdik etmişlerdir. Daha sonra 05.06.2012 tarihli yargılama oturumunda davacı vekili bankadaki para konusunda anlaşamadıklarını, her ne kadar 13.12.2011 tarihli oturumda taşımazlar ve aracın değerinin yarısını almak konusunda uzlaşılmış ise de bankadaki para konusunda uzlaşılamadığı için davacının satın almaktan vazgeçtiğini, davalının kabul beyanına göre parasal değeri istediklerini açıklamıştır.
Mal rejimi sona erdiğinde, eşlerin birbirlerinin mal varlıkları üzerinde, karşılıklı katılma, değer artış payı ya da katkı payı alacak hakları vardır. Kural olarak, eşlerden birine ait mal varlığında, diğer eşin mülkiyet veya diğer bir ayni hak talebi söz konusu olamaz. Alacaklı eşe tanınan hak, ayni bir hak olmayıp, şahsi bir alacak hakkıdır (07.10.1953 gün 8/7 YİBK, 4721 sayılı TMK'nun 227/1, 231, 236/1.m.). TMK'nun 239/1. fıkrasında; “katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir. Ayni ödemede malların sürüm değerleri esas alınır…” denilmektedir. Bu maddeye göre borçlu eş isterse borcunu ayın olarak ödeme hakkına sahiptir. Başka bir anlatımla, borcun ayın olarak ödeme hakkı, borçlu eşe tanınmıştır. Her ne kadar, taraflar arasındaki anlaşmadan gerekçede bahsedilerek uzlaşıldığı açıklanmış ancak hüküm kurulurken bu hususta bir değerlendirme yapılmamış ise de 13.12.2011 tarihli yargılama oturumundaki karşılıklı imzalı beyanlar dikkate alındığında davalının, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan borcunu ayın olarak ödemeyi seçtiğinin kabulü gerekir. Davalı tarafından ayın konusunda yani mülkiyetin devri hususunda taraflarca anlaşıldığı açıklanarak bu husus ısrarla ileri sürüldüğüne göre mahkemece taşınmazlar ve araç yönünden TMK’nun 239.maddesine göre borcun ayın olarak ödenmesinin seçildiği dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde katılma alacağına yönelik karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...’ın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün taşınmazlar ve araçla ilgili hüküm bölümünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya ve 895,45 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya ayrı ayrı iadesine 19.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy