MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı birleşen dosya davalısı ... ile davalı birleşen dosyada davacı Hazine aralarındaki tapu iptali, tescil ve elatmanın önlenmesi, yıkım davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, ... elatmasının önlenmesi ile ev ve müştemilatın kal'ine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.06.2012 gün ve 331/203 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı-birleşen dosyada davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.04.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden gelmedi. Karşı taraftan davalı Hazine vekili, Avukat ... geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı-birleşen dosyada davalı ... vekili,... köyünde 1970'li yıllarda yapılan kadastro çalışmaları neticesinde kadastro harici taşlık olarak tescil harici bırakılan dava konusu taşınmazı kadastro tespitinden sonra gerek müvekkili gerekse satın aldığı şahıs tarafından bağ çubukları ve meyve bahçesi dikilerek kendi emek ve masrafı ile imar ve ihya ettiğini, taşınmazın taşlarını ayıkladığını, toprak çektiğini, bağ çubukları ve fidanları ektiğini, üzerine bağ evi yaparak imar ve ihyasını yaptığını bu şekilde yaklaşık 30-35 yılı aşkın kesintisiz ve nizasız olarak kullandığını, Hazinenin ise taşınmazı haksız şekilde idari yoldan 879 parsel numarası ile tapuya tescil ettirdiğini açıklayarak Hazine adına olan 879 parsele ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Birleşen dosyada ise, benzer açıklamaları tekrar ile elatma koşullarının olmadığını, kal’in de fahiş zarar doğuracağını, Hazinenin iyiniyetli bulunmadığını açıklayarak aleyhine açılan elatmanın önlenmesi ve kal davasının reddini savunmuştur.
Davalı-birleşen dosyada davacı Hazine vekili, kazanma koşullarının oluşmadığını, zilyetliğin tapunun oluştuğu tarihe kadar başlangıç ve süresinin hava fotoğrafları ile belirlenmesi gerektiğini, taşınmazın Hazine adına tapuda kayıtlı olduğunu açıklayarak Hazine aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Birleşen davada ise tapuda Hazine adına kayıtlı 879 parsele davalı ...’in ev, bağ bahçe yaparak müdahale ettiğini açıklayarak elatmanın önlenmesi ve kal’e karar verilmesini istemiştir.
.//.
2012/1320-2013/4791 -2-
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında ise, davanın kabulü ile, ... köyü ... mevki 879 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi ...27.12.2011 tarihli rapor ve krokisinde belirtilen 3228,64 m2’lik alanda davalı ...’ın elatmasının önlenmesine, bilirkişi raporunda belirtilen 3228,64 m2’lik alandaki ev ve müştemilatın kal'ine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı-birleşen dosyada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
... köyünde 1965 yılında yapılan kadastro çalışmalarında “taşlık” olarak tapulama harici bırakılan dava konusu taşınmaz, davacı ...’ın 4.6.2001 tarihli “Hazine adına tapuya tescilinin yapılarak kendisine bedeli karşılığı satılmasını” isteyen dilekçesi üzerine tamamlanan işlemler neticesinde 12.5.2003 tarihinde 3228,64 m2 miktarında ve bağ vasfıyla idari yoldan Hazine adına 879 parsel numarası ile tapuya tescil edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, dava konusu taşınmazın taşlık iken taşların kırıldığı, üzerine kum getirilerek üzüm omcaları ve meyve ağaçları dikildiği, bu işlemin 1980’li yıllara kadar sürdüğünün ifade edildiğine, uzman ziraatçi bilirkişi raporunda tescil tarihi ile keşif tarihi arasında geçen süre zarfında toprağın işlenerek 4.sınıf arazi haline gelebileceği, 20-25 yıllık üzüm omcaları ve ağaçlarının dağınık şekilde dikildiklerinin açıklandığına, özellikle jeodezi ve fotoğrametri uzmanının 9.5.2012 tarihli gerekçeli raporunda 1975 ve 1992 yıllarında çekilen hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazın genel olarak boş, doğal görünümünde tarımsal faaliyet yapılmamış bir yer olduğu, 879 parsel içinde A ile gösterilen iki katlı evin, B ile işaretlenen deponun ve duvarın mevcut olmadığı, gösterilen sabit sınırların arazi üzerinde mevcut bulunmadığının tespit edildiğine, ... lehine Hazine adına idari yoldan tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar imar ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlikle mülkiyet kazanma koşullarının oluşmadığının anlaşıldığına göre ...’ın tapu iptali ve tescil davasının reddi ile Hazine adına tapuda kayıtlı taşınmaz üzerine ev ve müştemilat yapmak, bağ ve bahçe çubukları dikmek şeklindeki ...’ın elatmasının önlenmesi ve kal’e karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı-birleşen dosyada davalı ... vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün esasa dair bu bölümlerinin ONANMASINA,
Davacı-birleşen dosyada davalı ... vekili, harç ve vekalet ücretinde dikkate alınan değerler ve vekalet ücretleri bakımından da hükmü temyiz etmiştir. Mahkemece mahallinde yapılan keşif sonunda alınan ziraat ve inşaat mühendisi bilirkişilerin 09.01.2012 tarihli raporlarına itibar edilerek asıl tapu iptali ve tescil davasında taşımazın 04.03.2010 dava tarihi itibarıyla 74.258,72 TL zemin, 84.807,20 TL taşınmaz üzerindeki ev, duvar ve diğer müştemilat ile 7.020 TL bağ ve meyve ağaçları bedeli toplamı 166.085,92 TL dikkate alınmış, Hazine lehine bu değer üzerinden vekalet ücreti takdir edilmiştir. Birleşen dosyada ise 8.4.2011 dava tarihi itibarıyla 108.912,50 TL zemin, 91.539,03 TL taşınmaz üzerindeki ev, duvar ve diğer müştemilat ile 7.020 TL bağ ve meyve ağaçları bedeli toplamı 207.471,53 TL dikkate alınarak bakiye harcın ... tarafından tamamlanmasına hükmedilmiş ve Hazine lehine vekalet ücreti de bu değer üzerinden takdir edilmiştir. Asıl ve birleşen dosyalardaki iddiaların içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davaların taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür bir davada, HUMK'nun 413 ve 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 16.maddesi uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın elatılan yerin değeri ile
.//..
2012/13202-2013/4791 -3-
talep edilen ecrimisil toplamından elatmanın önlenmesi isteğinin yanında yıkım isteği de varsa dava değeri elatılan yerin değeri ile yıkımı istenilen yapı değerinin toplamından (04.03.1953 tarih 10/2 Sayılı İ.B.K.) ibaret olacağı kuşkusuzdur. Bu durumda birleşen dosya elatmanın önlenmesi ve kal isteğini içerdiğine göre elatılan yerin değeri yanında yıkımı istenen ev, duvar ve diğer muhdesat değerleri dikkate alınarak toplam 207.471,53 TL üzerinden vekalet ücreti takdir edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ayrıca birleşen dosyada davacı Hazine olup yasa gereği Hazinenin harçtan muaf olması sebebiyle keşfen belirlenen dava değeri üzerinden harcın tamamlanmadığından söz edilemez. Bu açıdan bakiye harcın hükümle birlikte davada haksız çıkan ...’a yüklenmesi ve tamamlanmasına karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur. Hazinenin açtığı davada, davalı ... adına ortada bir kayıt bulunmadığından 6099 sayılı Kanunun 16.maddesi ile yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36/A maddesinin olayda uygulanamayacağında da tereddüt etmemek gerekir.
Ancak asıl davada istek zeminle ilgili tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğundan sadece arsa değeri olarak belirlenen 74.258,72 TL'nin dava değeri kabul edilerek bu değer üzerinden Hazine lehine vekalet ücreti takdiri gerekirken hatalı şekilde üzerindeki ev, duvar ve diğer muhdesat değerlerinin de dikkate alınarak toplam değerleri üzerinden yazılı şekilde fazla vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı-birleşen dosyada davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün asıl dosyadaki vekalet ücreti bakımından 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 990,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazine'ye verilmesine
ve aşağıda dökümü yazılı 300,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 13.896,00 TL'nin davacı-birleşen dosya davalısından alınmasına 02.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy