MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ:Tapu iptali ve Tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... (kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 26.04.2012 gün ve 62/28 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, kadastro çalışmalarında davalı adına senetsizden tespit ve tescili yapılan 107 ada 22 parsel ve 191 ada 3 parsel sayılı taşınmazların eveliyatının tarafların mirasbırakanı ... 'a ait olduğunu, murisin bu yerleri düzenleme şeklinde '' Taşınmaz zilyetliğinin satış sureti ile devir sözleşmesi'' ile köyü, mevki ve miktarlarını belirterek davalıya sattığını, ancak kadastro çalışmalarında taşınmazların 3543 ve 4092 m2 olarak davalı adına tespit ve tescil edildiğini, miktar fazlalıklarının murise ait olduğundan bu kısımların iptali ile ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 27.03.2012 tarihli dilekçesi ile davayı ıslah ederek vekil edeninin miras hissesi oranında iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.Davalı taraf, dava konusu taşınmazların tamamının kendisine davacının ... tarafından ... Noterliği'nin 24.09.2001 tarih ve 609 yevmiye numaralı senedi ile satıldığını, kadastro tespitlerinin doğru olduğunu, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, ... Noterliğinde düzenlenen 24.09.2001 tarih 609 yevmiye numaralı satış senedi ile davacının mirasbırakanı ... 'un bu taşınmazların tamamını satmak amacıyla hareket ettiği, bu hususun yapılan keşifte dinlenen tanık beyanları ile de doğrulandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; davacı vekilinin taşınmazların miras bırakan ... 'tan kaldığını ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında mevcut mirasçılık belgesine göre tarafların miras bırakanı ... 02.11.2007 tarihinde ölmüş olup, mirasçı olarak davacı ile birlikte diğer oğlu ... ve torunları ... , ... , ... , ... ve ... 'ın kaldıkları anlaşılmıştır. Dava tarihi itibari ile davacının hak iddia ettiği mirasbırakanı ölü olup, terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. TMK'nun 701. maddesinde; “Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti elbirliği mülkiyetidir” şeklinde tanımlanmıştır. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay ve payları olmayıp hakları taşınmazın tamamı üzerine yayılmış olup terekenin tamamını kapsar. Aynı Kanun'un 702. maddesinde topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiği belirtilmiştir. Dava açmakta tasarrufi bir işlem olduğuna göre, mirasçılardan birisinin tek başına dava açması mümkün değildir. Başka bir anlatımla bir mirasçının elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi bir taşınmaz üzerinde tek başına tasarruf da bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Somut olayda, davacı dilekçesinde mirasbırakanın tüm mirasçıları için tescil talebinde bulunmuştur. Ancak diğer mirasçılar olur beyanlarında bulunmamışlardır.Davacı tarafça ıslah talebinde bulunulmuş ise de elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olan tereke malında davacının tek başına dava açmasının mümkün olmaması, ıslahla talebini değiştirse dahi bu durumun ortadan kalkmadığı anlaşılmakla davacının davasının dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, sair hususlar incelenmeksizin hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.