MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 12.04.2012 gün ve 2462/635 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, kadastro çalışmalarında 108 ada 24 parsel sayılı taşınmazın kendisi adına senetsizden tespit öncesi miktardan daha az olarak tespit edildiğini, noksanlığın davalılara ait parsellerde kaldığını açıklayarak belirlenecek miktarların iptali ile kendi adına kayıtlı parsele ilave edilerek tescilini istemiştir.Davalılar, kadastro tespitlerinin doğru olduğunu, davanın reddini savunmuşlardır.Mahkemece, davanın mülkiyetin nakline yönelik tapu iptal ve tescil istemini içerdiğinden davacı tarafından iddiasının hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerekmekte olup davacı tarafça dosyaya dayanak kayıt ve belgeler sunulmadığından davacının iddiasını mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile ispat etmesi gerektiği, oysa ki dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının taşınmazların ortak sınırının ve yüzölçümlerinin belirlenmesinde yeterli olmadığı, bu haliyle davacının davasını ispat edemediği ve taşınmazların kadastro tespitinden önceki yüzölçümleri ve miktarı ile komşu parsellerle ortak sınırlarının kesin ve net olarak tespit edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; taşınmazların önceden bir bütün olduğu, 1960'lı yıllarda paylaşım yapıldığı, bu paylaşıma göre eylemli kullanma biçimi devam ettiği, kadastro çalışmalarının bu durum dikkate alınarak yapıldığı ve nizasız 108 ada 24 nolu parselin tarla niteliği ile 1756,38 m2 olarak senetsizden 19.09.2003 tarihinde davacı adına tespit gördüğü, itirazsız olarak 26.01.2006 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut bilirkişiler ... ve arkadaşları tarafından düzenlenen 09.06.2011 tarihli rapor ve eki 1/1000 ölçekli krokiye göre aynı ada 25 nolu parselin davalı
adına, 26 nolu parselin davalı ... adına, 23 nolu parselin ise dava dışı ... adına tespit ve tescil edildiği, ancak bu taşınmazlara ilişkin çap kayıtları ile kadastro tutanaklarının ve varsa revizyon gören kayıtların onaylı ve okunaklı suretlerinin gönderilmediği anlaşılmaktadır.Hemen belirtmek gerekir ki eldeki dava, ortak sınırın belirlenmesinden kaynaklı mülkiyet hakkına dayalı iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Ortak sınırın belirlenmesi için öncelikle zeminde kalıcı nitelikte sınır çizgisi, taş, duvar, hendek, ark vs. gibi bir unsurun belirlenmesi gerekir. Böyle bir kalıcı unsur olmadığı taktirde tarafların iddia ve savunmasının, taşınmazların önceden bir bütün olup olmadığı, taşınmazdaki pay durumları ile ilk taşınmazın miktarı dikkate alınarak orantı sistemi göz önünde bulundurulmak sureti ile uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekmektedir.Kaldı ki, Mahkemenin gerekçesinin aksine kadastro görmekle taşınmazların ölçekli kesinleşmiş haritaları mevcuttur. Bu nedenle mevcut ölçü sistemleri ile sıfır hata payı gözetilerek taşınmazların kadastro sınırlarının belirlenmesi mümkündür. Bu nedenle taşınmazların sınırlarının belirlenmediği düşüncesine katılmak olanaklı değildir.Kadastro çalışmalarında sınır kayması mevcut ise bu durumda mahalli bilirkişi ve tanık anlatımları ile yukarıda anlatılan ilkelerde göz önünde bulundurularak belirlenmesi ve uyuşmazlığın giderilmesi gerekir. Ne var ki 23 parsel sahibi ... hakkında herhangi bir dava açılmadığından bu parsele yönelik hüküm kurulmasına gerek bulunmamaktadır.Hal böyle olunca, davalılara ait 108 ada 25 ve 26 nolu parsellere ilişkin kadastro tutanakları ile varsa dayanak belgelerin ve en son çap kayıtlarının getirtilerek mahallinde dava konusu taşınmazı iyi bilen yaşlı ve tarafsız yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarının yöntemine uygun biçimde çağrılarak konu hakkında kapsamlı bilgilerinin alınması, özellikle 1960'lı yıllardaki paylaşım durumuna göre ortak sınırın belirlenmeye çalışılması, belirlenemediğinde ana taşınmazdaki pay oranları dikkate alınarak orantı sistemi ile bu durumun giderilmesi, tüm bu bilgi ve belirlemelerin keşfi izlemeye ve infazı sağlamaya elverişli tapu fen memuru yetki ve yeteneğine haiz uzman bilirkişilere düzenlettirilecek ölçekli kroki ve rapor alınması ve hasıl olunan sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyecek gerekçelerle ve yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir.Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy