.....
Davacı ... ve müdahil davacı.......ile davalı ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair........Mahkemesi'nden verilen 03.07.2012 gün ve 117/410 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde parsel numaraları yazılı 33 parça taşınmazın ortak miras bırakan ......aldığını, terekenin taksim edilmediğini, taşınmazlar üzerinde miras payı bulunduğunu, ancak kadastro sırasında davalılar adına tespit edildiğini açıklayarak tapu kayıtlarının iptaliyle miras payı oranında vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Harcını yatırmak suretiyle davaya katılan...... vekili, benzer gerekçelerle tapu kayıtlarının iptaliyle miras payı oranında vekil edeni adına tapuya tescilini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın yersiz açıldığını, taşınmazların kök muristen kaldığını, terekenin taksim edildiğini, davacıların mirastan pay aldıklarını, hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazlardan 880 parsel, kadastro öncesi kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayalı olarak...adına 1098 parsel ise, aynı nedenlerle....ve müşterekleri adına tespit edilmiş, kadastro tutanaklarının kesinleşmesi üzerine, 31.05.1988 tarihinde tapu kaydı oluşmuş,1098 parsel 30.12.1993 tarihinde satış yoluyla davalılardan ...’a devredilmiş, diğer parseller ise; kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak 1993, 1994, 1996 ve 1999 yıllarında kadastro yoluyla kayıt maliki davalılar adına tespit ve tescil edilmişlerdir.
Dava; TMK'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanun'un 14.maddesine dayalı miras payının iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacılar vekili, kadastrodan önceki hukuki nedenlere dayanarak dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu taşınmazlardan 880 ve 1098 parsellere ait kadastro tutanaklar 31.05.1988 tarihinde kesinleşmiştir. İncelenmekte olan bu dava ise, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3.maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra 07.04.2003 tarihinde açılmıştır. Anılan maddedeki 10 yıllık hak düşürücü süre olumsuz dava koşulu olup, tüm def’i ve itirazlardan önce nazara alınır. Dava konusu 880 ve 1098 parseller hakkındaki davanın hak düşürücü
......
sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken olumsuz dava koşulu olan bu yön gözden kaçırılarak işin esasına girilip yazılı gerekçelerle reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, hüküm redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru görülmüştür. Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle 880 ve 1098 parsellere ilişkin sonucu itibariyle doğru bulunan hükmün açıklanan nedenlerle ONANMASINA,
Davacılar vekilinin diğer parsellere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, davacılar vekili, dava konusu taşınmazların ortak murise ait olduğunu, taşınmazlar üzerinde bu sebeple hisseleri bulunduğu iddiasıyla dava açılmış ise de ......25.03.1999 tarih 1996/31 Esas 1999/346 Karar sayılı dosyasının yargılaması sırasında davacı ve müdahil davacının aralarında taksim yaptıklarını beyan ettikleri, bu beyanlarının davacı ve müdahil davacı için kesin delil teşkil ettiği, kesin delilin aksinin aynı kuvvette başka bir kesin delille ispat edilmesi gerektiği, taraflar arasında taksim yapıldığı, davacıların dava konusu taşınmazlarda hakları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar toplanan deliller ve dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Mahallinde yapılan 11.06.2012 tarihli keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişiler ve davacı tanıkları; dava konusu yerlerin ortak miras bırakan....... kaldığını, mirasçılar arasında taksim yapıldığını duymadıklarını, taksim yapılmış olsaydı duyacaklarını, taşınmazların miras bırakanın sağlığında davalılara verildiği yönünde de bilgileri bulunmadığını açıklamışlardır. Davalılar ... ve ... tarafından dava dışı 665 parsel hakkında Hazine aleyhine açılan.......Mahkemesi'nin 25.03.1999 tarih 1996/31 Esas 1999/346 Karar sayılı dava dosyasının 16.09.1997 ve 01.12.1997 tarihli oturumlardaki imzalı beyanlarında; dava konusu 665 parselin ortak miras bırakan ......kaldığını, murisin sağlığında 665 parseli davacılar ....... ve ...’a verdiğini bildirmişler ise de eldeki dosyada dava konusu edilen parseller hakkında bir açıklama yapmadıkları gibi, terekenin tamamının taksim edildiği yönünde bir beyanda da bulunmamışlardır. O halde; mahkemece, davacılar ........dava dışı 665 parsele ilişkin, üstelik murisin sağlığında Haydar ve ...’a verildiği yönündeki açıklamalarının terekenin tamamını kapsayacak şekilde yorumlanması ve bu beyanların davacılar yönünden kesin delil niteliğinde olup davacıları bağlayacağı yönündeki değerlendirme usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Bundan ayrı; dava konusu parsellerin 18.07.1961 tarihinde vefat eden tarafların ortak miras bırakanı........kaldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalılar vekili, taşınmazların taksimle vekil edenlerine bırakıldığını ileri sürdüğüne göre, TMK'nun 6. maddesi hükmü uyarınca, taksim olgusunu davalı tarafın kanıtlaması gerekmektedir.Yerel bilirkişi ve davacı tanıkları, taşınmazların ortak muristen kaldığını, taksim edildiğini duymadıklarını, murisin sağlığında taşınmazları davalılara verdiği yönünde bilgileri bulunmadığını açıklamışlardır. Bu açıklamalara göre, ..... kalan dava konusu taşınmazların taksim edildiğini kabule olanak bulunmamaktadır. Dava konusu parsellerin taksimle davalılara bırakıldığı kanıtlanamadığına ve davanın mirasçılar arasında açılıp yürütülen bir dava niteliğinde olduğu gözönünde tutularak davacıların miras payları oranında iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken, yasal ve yerinde olmayan yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile 880 ve 1098 parseller dışındaki taşınmazlara ilişkin hüküm bölümünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun
.....
440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.......