....
... ve birleşen dosya davacısı ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair .... (...) Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 30.09.2011 gün ve 330/327 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı dava dilekçesinde; dedesinden babasına, babasından da kendine intikal eden yaklaşık 8-10 dekar taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında bilirkişiler tarafından verilen hatalı beyan üzerine 106 ada 273 sayılı parsel ile davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini, 70 yılı aşkın bir süreden beri tarla olarak kullanıldığını açıklayarak davalı ... adına bulunan 106 ada 273 parselin tapu kaydının yaklaşık 8-10 dekar bakımından iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... ve dava dışı .... ve ... tarafından davalı sıfatı ile verdikleri 14.05.2010 tarihli cevap dilekçesinde; dava konusu yerin 38 nolu....10.11.1960 tarihinde oluşturulan paftaya göre kadastro çalışmaları sırasında tespit ve tescil edildiğini, taşınmazın ....ait olduğunu, köyden göç etmeleri nedeniyle davacı tarafından bu yerin işgal edildiğini, ....parselin yerinin...verildiğini, aynı ada 17 parsel içinde bu şekilde bir davanın açıldığını,...mirasçılarından 08.03.2007 tarihinde bu yeri satın aldıklarını açıklamışlar ve davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
....Mahkemesi'nin 2009/333 Esas sayılı dava dosyası ile davacı ... tarafından aynı gerekçelerle ve aynı ada ve parsel ile ilgili olarak kayıt maliki ... aleyhine tapu iptali ve tescil davasını açtığı, hukuki ve fiili irtibat nedeniyle HUMK'nun 45. maddesi gereğince anılan Mahkemenin 19.07.2011 tarih ve 2009/333 Esas, 2011/229 Karar sayılı kararı ile eldeki dava dosyası olan 2009/330 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine ve yargılamanın bu dosya üzerinde yürütülmesine karar verilmiş olup, davacı ... davalı adına kayıtlı 106 ada 273 sayılı parselin tapu kaydının kendisine ait 15 dekar bakımından iptali ile bu yerin adına tapuda kayıt ve tescilini istemiştir. Davalı ...
..........
verdiği cevap dilekçesiyle, dava konusu yerin....ait olduğunu ve mirasçılarından satın alması nedeniyle adına tespit edildiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “ davacılar ... ve ...’ın davasının kabulü ile 106 ada 273 nolu parseldeki taşınmazın 2009/333 Esas sayılı dosya kapsamında ibraz edilen 21.06.2011 tarihli teknik bilirkişi raporunda A harfiyle belirtilen 15.316,21 m2’lik taşınmaz bakımından tapusunun iptali ile ... adına aynı ada son parsel, 2009/330 Esas sayılı dosya bakımından ise yine 21.06.2011 tarihli teknik bilirkişi raporunda A harfiyle belirtilen 9613,89 m2’lik kısım yönünden aynı parselin tapu kaydının iptali ile davacı ... adına aynı ada son parsel numarasıyla bağımsız birer parsel biçiminde çayır nitelikleriyle adlarına tapuya kayıt ve tesciline …….” karar verilmesi üzerine hüküm, sadece davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacılar yararına oluştuğu gerekçesiyle davacılar bakımından istekler gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemenin bu görüşene katılma olanağı bulunmamaktadır. Dava konusu, 106 ada 273 sayılı parsel 30.07.2005 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında edinme sebebinde gösterilen gerekçeyle .... adına senetsizden 3 hektar 9662,83 (39662,83) m2 yüzölçümlü olarak çayır niteliğiyle tespit edilmiş, kadastro tutanağının 31.01.2006 tarihinde kesinleşmesiyle tapu kaydı oluşmuştur. Daha sonra, 31.12.2007 tarihinde taksim sonucu 106 ada 273 sayılı parselin .... çocukları .... ve ... adlarına 1/3’er pay oranlarında intikal ettiği dosya arasında bulunan tapu kaydından anlaşılmıştır... tarafından açılan davanın tarihi 24.11.2009, ... tarafından açılan davanın tarihi ise 25.11.2009 olup, yeni kayıt maliklerinden sadece ......’e karşı davanın açıldığı belirlenmiştir. 2009/330 Esas sayılı davanın 26.02.2010 tarihli yargılama oturumunda; davacı ..., dava konusu taşınmazın 1950 yılında babası.... tarafından adına tespit gördüğünü, buna ilişkin eski tapusunun olduğunu ve sunduğunu, halen kendisinin taşınmazı kullandığını açıklamış, aynı yargılama oturumunda davalı ... ile kayıt maliki dava dışı ...’ın alınan beyanlarında parseli ...mirasçılarından satın aldıklarını, satın almanın tapu kütüğüne güven ilkesine dayalı bulunduğunu açıklamışlardır.
Davacılar dava dilekçelerinde kendilerine ait taşınmazın bir kısmının davalılara ait parsel içerisinde kaldığı gerekçesiyle iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Dava tarihinden önce 2007 yılında davalı ... ve dava dışı ....06 ada 273 sayılı parselin 1/3’er pay oranında taksim sonucu kendilerine intikalini sağlamışlar, dava ise 2009 yılında açılmıştır. Davanın açıldığı tarihte taşınmaz paylı mülkiyet hükümlerine tabi olup, her bir pay birbirlerinden bağımsız olarak dava konusu olabilmektedir. Her iki davacı da sadece kayıt maliki ...’i davalı göstermek suretiyle dava açmışlardır. Her ne kadar 2009/330 Esas sayılı dosyanın 26.02.2010 tarihli yargılama oturumunda kayıt maliklerinden ...’ın davalı sıfatıyla beyanı alınmış ise de, davaya dahil suretiyle diğer paydaşların davaya katılmasının sağlanması ve taraf teşkilinin oluşturulması olanağı bulunmamaktadır. Paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda paydaşlar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusudur.
Davacı ... yaklaşık 8-10 dekar yerinin diğer davacı ... ise yaklaşık 15 dekar yerinin 106 ada 273 sayılı parselle birlikte tespit ve tescil edildiğini açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunduklarından bu miktarların tamamının kabulüne karar verilen davalı ...’e ait 1/3 paydan iptal edilme olanağı bulunmamaktadır. Diğer paydaşların payı içerisinde de bu miktarlar yer almaktadır. Çünkü paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda her paydaşın taşınmaz üzerinde belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı taşınmazın tamamı üzerinde söz
... -3-
konusudur. Bu nedenle yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Dava dışı paydaşlara karşı ancak açılacak davaların daha sonra eldeki dosyayla birleştirilmesi suretiyle görülmesi ve bu taktirde kazanma koşullarının davacılar yararına oluştuğunun saptanması halinde tüm paylar bakımından iptal ve tescile karar verilmesi mümkün olabilecektir.
Kabul şekline göre de; hükme esas alınan teknik bilirkişi...21.06.2011 tarih rapor ve krokisinde davacı ...’ye ait yer krokide B harfi ile gösterilen 15.316,21 m2’lik yer, diğer davacı ...’in istediği yer ise aynı krokide A harfiyle açıklanan 9613,89 m2’lik yer olduğu halde ....’ye ait yer B harfi ile işaretli yer olduğu halde A olarak hüküm fıkrasında yer verilmesi doğru bulunmamıştır. Bundan ayrı mahkemece üç paydaş bulunduğu halde pay ayrımı ve bağımsızlığı göz ardı edilerek tüm paylar bakımından istekler göz önüne alınarak iptal ve tescile karar verilmesi de yerinde görülmemiştir.
Davada yer almayan ve haklarında yöntemine uygun bir biçimde harcı yatırılmayan....payları bakımından da iptal ve tescile karar verilmesi HMK’nun 26. (HUMK. m.74 )maddesine aykırı düşmektedir. Hakim istekle bağlı olup, ondan fazlasına ve başka bir şeye karar veremez. Ancak istekten aza hükmedilmesi mümkündür. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup, kendiliğinden göz önünde tutulması gereken bir konudur.
Davalı ...’ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'a iadesine 01.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....
Full & Egal Universal Law Academy