.......
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair......... verilen 13.06.2012 gün ve 130/130 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde özetle; kadastro çalışmalarında Hazine adına tespit ve tescil edilen 182 ada 2 parsel sayılı taşınmazı önceki zilyet......haricen düzenlenen senetle satın aldığını, önceki maliklerle birlikte eklemeli zilyetlik koşullarının kendisi adına gerçekleştiğini açıklayarak dava konusu 182 ada 2 nolu parselin tapu kaydının iptali ve adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, zilyetlik yoluyla kazanma koşulları davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 182 ada 2 nolu parselin Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davalı Hazine temsilcisi tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; dava konusu 182 ada 2 nolu parsele ilişkin kadastro tutanağı getirilmiştir. Bu yerin, senetsizden, tarla niteliğiyle, 46853 m2 olarak, 04.09.2003 tarihinde, Hazine adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 14.07.2005 tarihinde kesinleşmiştir. Tutanağın beyanlar hanesinde........olduğu yazılıdır. 06.06.2006 tarihli harici satış senedi ve 13.09.1976 tarihli haricen düzenlenen satış senedi fotokopileri dosya içerisindedir. Yerel mahkemenin kabule ilişkin ilk kararın Hazine'nin temyizi üzerine Daire'nin 25.04.2011 tarih ve 2010/5821-2011/2436 Esas ve Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Mahalli mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Bilindiği üzere, bozma ilamına uyulmakla davanın tarafları için lehte ve aleyhte usule kazanılmış hak oluşturacağı kuşkusuzdur. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, kadastro çalışmalarında Hazine adına tespit ve tescil edilen dava konusu taşınmazın tespit öncesi eklemeli zilyetliğinin davacı ve bayilerinde olup olmadığı ve bu yerin 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu uyarınca sulu tarım arazisi mi kuru tarım arazisi mi olup olmadığının belirlenmesinde toplanmaktadır. Ayrıca, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki kuru ve sulu norm sınırlarının belirlenmesi açısından yukarıda açıklanan niteliğin saptanması zorunludur.
.......
Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazın içerisinden veya yakın çevresinden geçen derelerden ya da tabi su kaynaklarından veya keson yada arteziyen kuyu veya sondaj kuyularından dava konusu taşınmazın sulanıp sulanmadığının 5403 sayılı Kanun'un 3. maddesinin J bendi uyarınca uzman bilirkişi vasıtasıyla yerinde ve çevresinde yapılacak inceleme ve araştırma ile belirlenmesi ve ondan sonra bu yerin kuru/sulu nitelikle olup olmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur. 3083 sayılı Yasa hükümlerine göre kuru/sulu araştırma ve inceleme yapılması doğru değildir.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 12.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.....
Full & Egal Universal Law Academy