MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
... ve müşterekleri ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 23.05.2012 gün ve ... sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.04.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ve karşı taraftan davalılar vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar (... mirasçıları) vekili, ... köyü 101 ada 282 parselin davacıların murisi ... ait ve 1980 yılında ölene kadar malik sıfatı ile zilyetliğinde iken ölümü sonunda mirasçılarının köyde yaşamadıklarından taşınmaz ile ilgilenemediklerini, bir süre önce yaptıkları araştırmada da taşınmazın boş vaziyette durduğunu, ancak her nasılsa davalılardan ... ve tespit tarihinde sağ olan ... kadastro tespiti sırasında taşınmazı 1/2'şer hisseli olarak adlarına tespit yaptırdıklarını, akabinde aleyhlerine bazı kişilerin açtığı dava sonunda ... Kadastro Mahkemesi'nin 2000/30 Esas, ... Karar sayılı dosyası ile tespit gibi davalılar adına tescil edildiğini, gerçek malikin ise davacıların murisi ... olduğunu, Mustafa’nın ölümü ve mirasçılarının köyde bulunmayışını fırsat bilen bazı kişilerin taşınmazı elde etmek için değişik yollara başvurduklarını, Kadastro Mahkemesi dosyasında davacıların taraf olmadıkları için hükmen tescil kararının davacılar açısından kesin hüküm niteliği taşımadığını, davacıları bağlamadığını açıklayarak dava konusu 101 ada 282 parsele ait yolsuz tapu kaydının iptali ile veraset ilamında belirtilen miras payları oranında ... mirasçıları olan davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davacıların hak iddiasının köy tüzel kişiliği adına tesbit edilen 281 ve Hazine adına tesbit gören 391 parsele ilişkin olup bu parsellere dava açması gerektiğini, ancak yanlış yere dava açtığını, 101 ada 282 parselin davalılara murislerinden kaldığını,
davacıların taşınmazla bir ilgisi olmadığını, davacıların çoğunluğunun köyde oturmalarına, kadastro tesbit tarihinde orada bulunmalarına, tespit sonuçları ilanını görmelerine ve halâ davalıların 282 sayılı “bozuk” isimli tarlaya Yeşilköylü ... tarafından açılan davanın keşif ve bilirkişi incelemelerini o tarihte bilmelerine rağmen bir itiraz veya müdahalede de bulunmadıklarını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davasının reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 101 ada 282 parsel, 1998 yılında yapılan kadastro çalışmalarında verginin 1937 tarih 27 tahrir numarasında ... adına kayıtlı ve vereseden taksimen 20 yılı aşkın zilyetliğinde iken 1939 yılında ... satıp zilyetliği devrettiği, ... haricen bu yeri kızları... ile ...’a hibe ettiği açıklanarak 1/2 paylı şekilde ...evlatları ... ve ... adlarına tesbit edilmiştir. 10.04.2000 tarihinde ...ve...tarafından açılan ve ... Kadastro Mahkemesi'nin ... Esasına kaydedilen tesbite itiraz dava dosyası, başka parsellere ait dava dosyaları ile birleştirilmiş, Kaş Kadastro Mahkemesi'nin 01.04.2002 tarih, ... Esas ve 2002/44 Karar sayılı ilamı ile davacıların davalarının reddine, tesbit gibi tescile karar verilmiştir. Kararın 18.5.2005 tarihinde kesinleşmesi üzerine 101 ada 282 parsel tesbit gibi Mehmet kızı ... ve Mehmet kızı ...adlarına 1/2 paylı olarak hükmen 02.03.2006 tarihinde tescil edilmiştir.
Mahkemece, gerekçe tam açık olmamakla birlikte ... Kadastro Mahkemesi'nin 2000/30 Esas, 2002/44 Karar sayılı dava dosyasından bahsedilerek, kararın kesinleştiği, her ne kadar mahkemedeki dosyanın tarafları farklı kişiler de olsa Kadastro Mahkemesi tarafından ortada oluşturulmuş bir tapu kaydı bulunduğu, tapu sicilinin kesinleşen mahkeme kararı ile oluştuğu açıklanarak dava reddedilmiştir. Temyize konu eldeki dosyada davacılar ..., ..., ..., ... ve ... 25.01.1980 yılında ölen ... oğlu ... mirasçılarıdır.
Davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmakta ise de mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; HUMK'nun 237/2. maddesine göre “kaziyei muhkeme, mevcuttur denilebilmek için iki tarafın ve müddeabihin ve istinad olunan sebebin müttehit olması lazımdır.” Aynı şekilde HMK'nun 303/1. maddesine göre “…hükmün, diğer davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” Mahkeme gerekçesinde de kabul edildiği gibi dava konusu 101 ada 282 parselin hükmen tesciline esas dayanak Kadastro Mahkemesi dosyasında davacılar veya murisleri taraf olmadığına göre Kadastro Mahkemesi dosyasının eldeki dava bakımından HMK'nun 303. maddesi (HUMK'nun 237.) gereğince kesin hüküm kabul edilmesi mümkün değildir. Ancak toplanan deliller itibarıyla taşınmazın niteliği bakımından güçlü delil olarak kabul edilme imkanı olabilir. Taşınmazın tapu kaydının davacıların veya murislerinin taraf olmadığı mahkeme kararı ile oluşturulması da davacıların süresi içinde açtıkları tesbit öncesi kazanma süresi ve koşullarının incelenmesine engel değildir. Davacı tarafın davasını ispatladığı takdirde mülkiyeti kazanma imkanı bulunmaktadır. Bu durumda Mahkemece toplanan tüm taraf delilleri ve hükmen tescile esas Kadastro Mahkemesindeki delilleri ile birlikte değerlendirilerek sonucuna göre işin esası ile ilgili olumlu olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde kesin hüküm sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Usul ve Kanuna aykırı görülen hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. Maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 990,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacılara verilmesine, işin esası ile ilgili temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.