MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile ... ve Hazine aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 04.09.2012 gün ve 83/95 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde; ... İlçesi ... Köyü 589 parsel sayılı, 63 m2 miktarındaki babasından kalma arsası üzerine 1972-1973 yıllarında iki katlı ev yaptığını, diğer parsellerin içerisinden geçerek kendi arsasına gelen 27,34 m2 miktarındaki yol kısmının da 38-40 yıldan beri nizasız fasılasız olarak zilyetliğinde olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında yol olarak tespit harici bırakıldığını açıklayarak uyuşmazlık konusu taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine ile Köy Tüzel Kişiliğine usulüne uygun olarak tebligat yapılmış davalı Hazine temsilcisi yargılama oturumunda davanın reddini talep etmiş davalı köy tüzel kişiliği ise yargılama oturumlarına katılmamıştır.Mahkemece; davanın kabulüyle ... Köyü köyce mevkiinde kaim kadastro bilirkişileri ... ve ... ’a ait 15.06.2012 havale tarihli bilirkişi raporunda yeşil renkle gösterilen ve 27,34 m2 yüzölçümü paftasında yol olarak görünen taşınmazın Hazine adına yapılan tespitin iptaline, TMK’nun 713. maddesi gereğince davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenine dayalı olarak TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı yasanın 14. maddesi gereğince açılan tescil istemine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu taşınmaz 14.10.1984 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında paftasında yol olarak gösterilmek suretiyle tespit harici bırakılmıştır. Mahkemece mahallinde 08.06.2012 tarihinde keşif yapılmış, keşif sırasında yerel bilirkişi dinlenmeden davacı tanıkları dinlenmiş ve bu tanık beyanları esas alınarak hüküm kurulmuştur.HMK’nun 266. maddesine göre “mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. “Anılan hüküm uyarınca, bir davada çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurulması zorunludur. Tapusuz taşınmazların tescili davalarında, özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerin yanında, taşınmazın bulunduğu çalışma alanı, köy ve mahalle sınırları, niteliği, değeri ve belge mevcut ise bunların uygulanması yönünden ve yerel bilirkişinin bilgi ve yardımına başvurulması gerekmektedir. Mahkemece yerel bilirkişi dinlenilmeden tanık sözlerine dayanılarak hüküm kurulmuş olması az önce açıklanan yasa maddesine aykırı olmuştur.Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 04.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy