MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Katkı payı alacağı
... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının reddine dair ... 1. Aile Mahkemesi'nden verilen 26.09.2012 gün ve 610/723 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, tarafların 1996 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde alınarak davalı adına tescil edilen 2729 ada 3 parsel üzerindeki 8 nolu bağımsız bölümü vekil edeninin yurt dışındaki çalışmalarından elde ettiği gelirler ve ziynet eşyalarının paraya çevrilmesiyle katkıda bulunduğunu açıklayarak 60.000 TL katkı payı alacağının yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava açıldığı tarihte tanıma kararının bulunmadığını açıklayarak ön koşul yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece önceki kararda davanın kabulüne,60.000 TL katkı payı alacağının yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; "...tarafların Türk vatandaşı olduğu, yabancı Mahkemenin boşanmaya ilişkin kesinleşmiş ilamının Türk Mahkemeleri'nce tanınmadığı, tarafların halen evli olduğunu, davanın görülebilirlik ön koşulunun mevcut olmadığına işaret edilerek bozma sevk edilmiş..." Mahkemece, bozmaya uyularak ön koşul yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, taraflar, 08.10.1996 tarihinde evlenmişler, davacı ... tarafından açılan dava sonunda ... Sulh Mahkemesi Aile Davaları Şubesi'nin 09.10.2009 tarih 003 F 1023/08 numaralı dosyasında verilen karara göre boşanmışlar ve yabancı mahkeme hükmü 30.09.2009 tarihinde kesinleşmiştir. 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra bir yıl içinde başka mal rejimi seçilmediğinden, taraflar arasında bu tarihe kadar 743 Sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, bu tarihten sonra edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK'nun 202 m. 4722 sK. m. 10). Yanlar arasındaki mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir (TMK'nun m. 225/2). Dava konusu 2729 ada 3 parsel üzerindeki 8 nolu bağımsız bölüm 15.09.1999 tarihinde satın alma yoluyla davalı adına tescil edilmiştir.
Davacı vekili bozma ilamından sonra, bozma kararını karşılamak üzere ... 1.Aile Mahkemesi'nin 2012/624 Esas sayılı dosyasıyla boşanma kararının tanınması hususunda dava açıldığını, dava sonucunun beklenmesini istemiş, Mahkemece, bozma ilamına uyulmakla davalı lehine kazanılmış hak doğduğu görüşünden hareketle yazılı şekilde karar verilmiştir.
Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasa'nın 36.maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının en önemli unsurudur. Tarafların yargılama sürelerinin, yargılamada şeklen yer almaları dışında, tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate almaları, gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermesi gerekir.
Hukuki dinlenilme hakkı uluslararası metinlerde çoğunlukla "İddia ve savunma hakkı" olarak bilinmektedir. Görülebilirlik koşulu noksanlığının tespiti halinde, noksanlığın giderilmesi mümkün ise, usul ekonomisi ilkesine uygunluk sağlanabilmesi için, hâkimin usulden ret kararı vermeden önce, eksikliğin tamamlanması yönünde ilgilisine süre verilmesi, açılmış bir dava var ise sonucunun beklenilmesi gerekir.
Her ne kadar Almanya ... Mahkemesi'nin verdiği boşanma kararı 30.09.2009 tarihinde kesinleşmiş ve verildiği ülkede kesin delil ve kesin hüküm olarak kabulü sonucunu doğurabilmekte ise de, kararın Türkiye’de uygulanabilmesi ancak, bir tanıma kararı verilmesi halinde mümkün olabilecektir (MÖHUK. m.50). Dava tarihi itibarı ile yabancı mahkeme hükmünün tanınması hakkında açılmış bir dava yok ise de bozmadan sonra davacı vekili tanıma konusunda dava açıldığını bildirerek sonucunun beklenilmesini istemiştir. O halde; yukarıda açıklanan ilke ve esaslar ile usul ekonomisi dikkate alınarak HGK'nun 27.06.2012 tarih ve 2012/8-268 Esas, 2012/420 Karar sayılı kararı uyarınca, tanıma davasının sonucunun beklenmesi, ondan sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, tanıma davasının açılmış olduğu gözden kaçırılarak yazılı nedenlerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (HUMK'nun 388/4. HMK. m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine ve 42,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine
06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy