MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı
... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 1. Aile Mahkemesi'nden verilen 03.11.2011 gün ve 510/815 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili boşanma davası ile birlikte açtığı mal rejimi davasına ait dilekçede; tarafların 19.11.2004 tarihinde evlendiklerini, evlilik süresi içinde 01.08.2005 tarihinde Volkswagen ... marka 2005 model ... plakalı aracı satın aldıklarını, davalının ...’daki görevi sırasında getirdiği 8.000,00 TL'yi peşinat olarak ödediğini, 23.000,00 TL’de kredi kullandığını, kredi borçlusunun davalı, kefilinin ise davacı olduğunu, bundan ayrı 15.03.2006 tarihinde vekil edeninin Denizbank’tan 5.000,00 TL'lik kredi kullanarak ufak tefek borçlarını kapattığını, kredi borçlusunun vekil edeni, kefilin ise davalı olduğunu, geri ödemesinin 18.03.2011 tarihinde bitecek olan bu kredi için toplam 8860,00 TL ödemenin her ay vekil edinin maaşından 147,34 TL olarak yapıldığını, 17 taksitin 20.08.2007 tarihine kadar ödendiğini, 43 taksit (6.335,62 TL) kredi borcunun kaldığını, yine vekil edeni tarafından 29.12.2006 tarihinde ...’tan 15.000,00 TL kredi çekildiğini, aynı şekilde borçlusunun davacı, kefilinin ise davalı olup, geri ödemesi 29.12.2009 tarihinde bitecek olan bu kredi için toplam 22.108,24 TL ödemenin her ay vekil edeninin maaşından 614,12 TL olarak yapıldığını, 7 taksitin 29.07.2007 tarihine kadar ödendiğini, 29 taksit (17.809,48 TL) kredi borcu kaldığını, çekilen bu kredinin 11.000,00 TL'si ile aracın kredi borcunun kapatıldığını ve bu şekilde aracın rehinden kurtarıldığını, aynı gün 5.000,00 YTL nin ise, davalının babası ...adına havale edildiğini, davalının babasına 18.09.2006 tarihinde de ayrıca 1.500,00 TL havale yapıldığını, vekil edeninin hiçbir zorunluluğu olmamasına rağmen iyi niyetle kendisi borca girerek aile büyüğü kabul edilen kayınpederine söz konusu havaleleri yaptığını, o dönemde eşler arasında ayrı gayrılık olmamasına rağmen davalının babasına yapılan bu ödemeler vekil edeninin maaşından kesilerek kredilerin kapatıldığını, 1 YTL'sini bile geri almadığını, vekil edeninin maaşının yatırıldığı ... 5890 0441 0782 8006 nolu hesabından 20.08.2007 tarihinde maaşı çekildiği gibi kullanılabilecek kredi miktarı olan 1100,00 TL miktarın 600,00 TL'si davalı tarafından kullanılmış bir şekilde eksi 500,00 YTL meblağ ile maaş kartının vekil edenine geri verildiğini açıklayarak, ... plakalı aracın bedelinin ½ sine isabet eden katılma alacağının davalıdan tahsiline, ayrıca vekil edeninin pasifinde gözüken kredi borçları bakiye toplamının (24.145,10 YTL ve maaşındaki eksi 600,00 YTL kredi miktarının) ½ sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini istemiş, bundan ayrı davacı vekili,
23.06.2010 tarihli harca esas değeri bildiren dilekçesinde, dava konusu 2006 model ... marka aracın kasko bedeli olan 24.450,00 TL'nin ½ si ile müvekkilin pasifinde gözüken kredi borçları olan 24.145,10 TL nin ½ sinin harcının yatırıldığı bugünden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacı vekil edenine verilmesini istemiş ve 24.06.2010 tarihinde harcını yatırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının evlendikten kısa bir süre sonra görev gereği ...’a giderek, 7-8 ay orada kaldığını, bu süre içerisinde maaş kartının davacıda olması nedeniyle davalının maaşının davacı tarafından çekildiğini, davacının lüks yaşamayı seven bir yapısı olduğundan onun maaşının ve kendi maaşının davacının borçlarına gittiğini, davalı tarafından davacının kredi borçları kapatıldığı gibi, davacının sahibi olduğu arabayı davalıya haber vermeden satarak kardeşine verdiğini, davacının davalının yurt dışında bulunduğu dönem içinde maaşı yanında 4.500,00 TL tutarındaki nemalarını da çekerek harcadığını, davacının olumsuz davranışları ve tüm maddi kaynakları ailesine kaydırması karşısında borcunu ödeyemez duruma gelmemek için davalının dava konusu aracı satmak zorunda kaldığını, aracın bedelinin çoğunun bu araç borcuna gittiğini, eşler arasında özel bir mal rejimi seçilmediğinden herkesin kendi aktif ve pasifinden sorumlu olduğunu, buna rağmen davalının davacıya ait 3.500,00 TL Vakıfbank’a olan borcunu ödediğini belirterek davacının davasının reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davalının evlilik içerisinde davacının borcuna yaptığı ödemeler ve davacı tarafından çekilen maaş ve nemalarından doğan zararları için 16.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. (Tazminatlar boşanma davası ile ilgilidir).
Mahkemece, boşanma davasının karar duruşmasında 09.06.2010 tarihinde ... plakalı araç ve davacının pasifindeki kredi borçlarına ilişkin katılım alacağı davası dosyadan tefrik edilerek, bu dava dosyasının ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, “… . katılma alacağına konu olan ... plakalı aracın 16.08.2007 tarihinde davalı tarafından üçüncü kişiye satılarak elden çıkartıldığını, bu nedenle mevcut bir mal olarak bulunmadığını, ancak, bilirkişice hesaplanan araçtan kaynaklanan değer artış payı olan 8.868,00 TL değer artış payı alacağının karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin isteğin reddine, kredi borçlarını ise; davacının kişisel harcamaları için kullandığını gerekçe göstermek suretiyle tüm istekler yönünden davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından aktif ve pasifin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle kredi borçları konusunda da kabul kararı verilmesi yerine reddinin doğru olmadığı, özellikle davalının babasına ödenen 4.750,00 TL ile arabanın borcunun kapatılması için çekilen 15.000,00 TL krediden ödenen 11.265,24 TL'nin bilirkişi tarafından da kabul edildiği halde mahkemece bunun hesaplamada göz önünde bulundurulmasının doğru olmadığı, TMK'nun 229/2. maddesi gereğince aracın satışının katılma alacağının azaltılması amacıyla yapıldığından değere eklenmesi ve katkının yapıldığı tarihteki değerin esas alınması görüşüyle, davalı vekili tarafından ise; davacının değer artış payı isteğinin bulunmadığı, davanın tümden reddi gerektiği, kabul ve ret oranına göre vekalet ücretinin az takdir edilmesi gerekçesiyle ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen araçtan kaynaklanan ve TMK'nun 202, 218, 229, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğince açılan katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle katılma alacağının değer artış payı olarak kabulü usulüne uygun olmadığı gibi katılma alacağının reddi bakımından gösterilen gerekçeye de katılma olanağı bulunmamaktadır.
Taraflar 19.11.2004 tarihinde evlenmiş, 23.08.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve hükmün 06.07.2010 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Taraflar arasında, evlendikleri 19.11.2004 tarihinden 01.01.2002 tarihinde kadar 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, taraflar sözleşmeyle başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 23.08.2007 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi
geçerlidir. (TKM. m. 202, 4722 SK.m.10) Taraflar arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/2. fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.
Davacı vekili dava dilekçesiyle diğer dilekçe ve beyanlarında, aracın 8000,00 TL peşinatını davalının ...’da çalışması sırasında getirdiği parayla ödendiğini, bakiyesinin aracın satın alındığı firmadan çekilen 18.000,00 TL ana para kredi ile karşılandığını ve toplam 26.000,00 TL'ye aracın satın alınmış olduğunu açıklamıştır. Çekilen 18.000,00 TL ana para kredinin 36 ay vadeli ve bunun 29/36 taksitinin boşanma davasının açıldığı ve mal rejiminin sona erdiği 23.08.2007 tarihinden önce ödenmesi gereken miktar olduğu, bunun edinilmiş maldan karşılandığının kabulü gerektiği, kalan 7/36 taksitinin ise, boşanma davasının açılmasından sonra davalının kişisel malından karşılanması gereken miktar olduğu, ancak kredinin tümünün 29.12.2006 tarihinde ve boşanma dava tarihinden önce ...’tan çekilen krediden kullanılan 11.265,24 TL ile aracın kredi borcunun kapatıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, 18.000,00 TL kredi ve faizi mal rejiminin sona erdiği tarihten önce edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde ödenmiştir. Bu nedenle, 18.000,00 TL kredinin de edinilmiş mallardan karşılandığını kabulü gerekmektedir.
...’tan çekilen 15.000,00 TL krediden davacı tarafından kayınbabasına gönderilen 4750,00 TL'nin mal rejiminin tasfiyesiyle bir ilgisinin olmayıp, Borçlar Kanunun genel hükümleri çerçevesinde örneğin, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak, kayınbabasına karşı açılacak ayrı bir dava ile istenilmesi mümkündür. Bu davaya Aile Mahkemesi değil genel mahkemeler görevli bulunduğundan dava dilekçesinin görev yönünden reddine, bu istekle ilgili davanın görevli ve yetkili genel mahkemeye gönderilmesine (tefrik edilerek yeni esas ile) karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru değildir.
Her ne kadar davacı tarafından 15.03.2006 tarihinde Denizbank’tan çektiği 5.000,00 TL krediden boşanma dava tarihi sonrasına kalan 6.335,62 TL'nin yarısı alacak olarak istenmiş ise de, davacı bizzat dava dilekçesinde çektiği bu 5.000,00 TL krediyi “….ufak tefek borçlarını kapattığını…”. açıklandığına göre bu kredinin tamamının kişisel harcamalarına ve borçlarına harcadığının kabulü gerekmektedir. Çünkü ufak tefek borçların nereden kaynaklandığını, bir malın edinilmesine veya hangi borca harcadığını açıklamamış ve gerekçelendirilmemiştir. Bu nedenle anılan kredi borcunu yerel mahkemenin hesaplamada göz önünde bulundurmaması ve buna ilişkin ret hükmü de yerindedir.
Kural olarak, evlilik süresi içerisinde 01.08.2005 tarihinde satın alınan ... plakalı araç edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinildiğinden, TMK'nun 219/1-1.bendi gereğince, edinilmiş mal sayılır. Söz konusu aracın 16.08.2007 tarihinde (boşanma dava tarihinden önce) üçüncü kişiye devir edilmesi nedeniyle bundan kaynaklanan katılma alacağı aynı maddenin 1. fıkrası yoluyla 5. bendi uyarınca edinilmiş malların yerine geçen değer olarak kabul edilir. Davacı tarafından 29.12.2006 tarihinde ...’tan çekilen 15.000,00 TL krediden 11.265,24 TL kredinin 01.08.2005 tarihinde satın alınan aracın kredi borcunu kapatmak için kullanıldığı dosya kapsamında bulunan alım tarihlerine denk düşen ... Bankasının 29.12.2006 tarihli havale ödeme dekontuyla doğrulanmaktadır. Araç makbuzu da aracı satan ...şirketi tarafından gönderilmiştir. Görüldüğü gibi kredinin çekildiği gün söz konusu paranın da havale edildiğinin ve bunun da hayatın olağan akışına uygun düştüğünün kabulü gerekir. ...’tan çekilen 15.000,00 TL kredinin geri kalan 4.750,00 TL ise, davalının babasına davacı tarafından havale edildiği 29.12.2006 havale tarihli Yapı ve Kredi Bankası dekontu ile belirlenmiştir. Bu miktarın gerekçesi yukarıda açıklandığı gibidir.
Belirlenen bu somut ve hukuki olgular ile TMK'nun 229, 230, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri göz önünde bulundurularak aracın edinilmiş mallara katılma rejimi süresinde alındığı ve edinilmiş mal olduğu gözetilerek, anılan maddeler gereğince davacının edinilmiş mallara katılma alacağının hesaplanması gerekir. Hesaplanma biçimi TMK'nun artık değer
başlığını taşıyan 231. maddesine göre, “artık değer eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarına toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır.".. TMK'nun 236/1. maddesi uyarınca davacı eşin artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olduğu gözetilerek katılma alacağının buna göre belirlenmesi düşünülmelidir.
Yine kural olarak, edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katılma alacağı bakımından TMK'nun 232. maddesi uyarınca aracın sürüm değerinin belirlenmesi gerekir ise de, araç, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde ve boşanma tarihi olan 23.08.2007 tarihinden önce 16.08.2007 tarihinde üçüncü şahsa devredilerek elden çıkartıldığına göre, TMK'nun 235/2. fıkrası gereğince devir edildiği tarihteki sürüm değerinin belirlenmesi ve hesaplamada göz önünde tutulması gerekir. Davacı çalıştığı ve belirli bir gelire sahip olduğu bir gerçektir. Bu nedenle davacının somut olaydaki davranış (tutumu) taraflar arasındaki olayın özelliği ve önemi, çekilen tüm kredilerde borçlu durumunda bulunması, bazı kredilerin taksitlerinin hala devam ediyor olması, karşı karşıya kaldığı borç miktarı vb. durumlar gözetilerek TMK'nun 234/1. fıkrasının (özel haller gerektirdiği takdirde hesaplanan değer, uygun bir miktarda artırılabilir). Somut olayda, uygulanıp uygulanmayacağının mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir.
O halde, dosyanın tomarı ile birlikte konunun uzmanı Medeni Hukuk kürsüsünde görevli bir akademisyene tevdii edilerek, iddia ve savuma doğrultusunda tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık rapor alınması gerekmektedir.
Davalı vekili her ne kadar ret ve kabul oranı göz önünde bulundurularak reddedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nisbi vekalet ücretinin hesaplanması gerektiğini savunmuş ise de, Avukatlık Asgari ücret tarifesinin 3. maddesine göre yargı mercilerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti ekli tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamaz. Bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulur. Tarifenin dayanağı ise Avukatlık Kanununun 169. maddesi oluşturmaktadır. Anılan maddeye yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az veya üç katından fazla olamaz denildiğine göre, hüküm altına alınacak miktar göz önünde bulundurularak ve belirtilen Avukatlık Kanunu hükmü ile tarifenin 3. maddesi gözetilerek davalı yararına takdir edilecek vekalet ücreti bakımından mahkemece değerlendirilmesi ve yeni kurulacak hüküm bakımından bu hususun da düşünülmesi uygun olacaktır.
Davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 110,55 TL peşin harcın davacıya iadesine ve 131,70 TL peşin harcın davalıya iadesine 27.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy