MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Temliken tescil, irtifak tesisi, katkı payı alacağı
... ile ... aralarındaki temliken tescil, irtifak hakkı tesisi ve katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 05.04.2011 gün ve 96/101 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, tarafların 1993 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde davalıya ait 323 parsel üzerindeki binanın müvekkilinin gelir ve birikimleriyle yapıldığını, tarafların boşanması üzerine arsa bedelinin verilmesi konusundaki teklifin davalı tarafça kabul edilmediğini, açıklayarak bina değeri arsa değerinden açıkçı fazla olduğundan makul bir bedel karşılığında taşınmazın temliken vekil edeni adına tesciline, binanın bulunduğu bölüm üzerinde irtifak hakkı tesisine, bu taleplerin kabul edilmemesi halinde, bina bedeli olan 30.000 TL.nın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın yersiz açıldığını, taşınmaz üzerindeki evin yapımının 2-3 yıl sürdüğünü, söz konusu evin vekil edenine ait ... Köyü’nde bulunan 255 parsel üzerindeki payın satışından elde edilen gelirle yapıldığını, davacının katkısı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, mal rejiminin tasfiyesi hükümleri uyarınca, taşınmaz üzerindeki binanın değeri üzerinden belirlenen 6.645.85 TL.nın dava tarihinden geçerli yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, dava dilekçesindeki açıklamalar, temyiz dilekçesi içeriği ile karar gerekçesine göre; uyuşmazlık 743 sayılı TKM'nun 170.maddesine dayalı, 323 parsel üzerindeki bina inşasına yapılan katkıdan kaynaklanan katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere aile hukukundan (TMK.nun m.118-395) kaynaklanan bütün davalara Aile Mahkemesinde bakılacağı hükme bağlamıştır. Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde ise
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatıyla görülüp karara bağlanması gerekir (Yargıtay HGK.nun 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı). Görev, kamu düzenine ilişkin olup Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Mahkemece uyuşmazlık Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla görülmüş ve hükme bağlanmıştır.
Bu açıklamalar karşısında; Mahkemece davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması ve bu konuda ara kararı alınması gerekirken bu husus gözden kaçırılarak Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4. HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, istek halinde 18,40 TL peşin harcın davacı ve davalıya ayrı ayrı iadesine 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy