MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın önlenmesi (Zilyet olunan taşınmaza)
... ile ... aralarındaki elatmanın önlenmesi (zilyet olunan taşınmaza) davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 04.10.2012 gün ve 30/295 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı dava dilekçesinde, mevki ve sınırlarını açıkladığı 7589 m² lik taşınmazına davalının mısır ekmek suretiyle müdahalede bulunduğunu açıklayarak zilyetliğine yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının dava konusu taşınmazda hiçbir zaman fiilen zilyet olmadığını, davacının taşınmazı satın aldığı ... ’ın da dava konusu yeri kiralayarak kullandığını, bu yerde hissedar olmadığını, adi sözleşmenin muvaazalı olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının zilyetliğine devraldığını amcasının oğlu ... ’ın dava konusu yerde asli zilyet olmadığını ve korunmaya değer üstün zilyetliğinin bulunmadığını kanaat getirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.Dava, TMK.nun 683. maddesi çerçevesinde ayni hakka dayalı olarak açılan ve bu madde uyarınca çözümlenmesi gereken müdahalenin önlenmesi davasıdır.Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de Mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Yapılan araştırma ve inceleme alınan yerel bilirkişi ve tanık beyanları gerçek sonuca ulaşmak bakımından duraksama yaratmaktadır.Davacı dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazı 2011 yılında amcasının oğlu ... ’dan aldığını bildirmiş, dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların bir kısmıda 15 yıldan beri dava konusu yerin ... tarafından kullanıldığını açıklamışlar davalının mısır ekmek suretiyle sahip olduğunu bildirmişlerdir.Dava, Mahkemenin nitelendirdiği gibi TMK.nun 981 ve devamı maddelerinde yer alan zilyetliğin korunması davası olarak nitelendirilmesi olanağı bulunmamaktadır. Bu bakımdan TMK.nun 683. maddesi göz önünde bulundurularak ve dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasındaki çelişkide giderilmek suretiyle dava konusu yerin satıcı ... tarafından hangi tarihten itibaren kullanıldığı, babasından veya satış yada bağış yoluyla kendisine geçip geçmediği, daha sonra hangi tarihte davacıya satıp devrettiği konuları ile davalının taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin başlangıç ve bitiş tarihleri göz önünde tutularak ve yerel bilirkişi ve tanıklara sorular yöneltilmek suretiyle açıklığa kavuşturulması, yerel bilirkişi ve tanıklar bakımından HMK.nun 243, 244, 245, 259 ve 261. maddelerinin gözönünde bulundurulması, her iki tarafın taşınmaz üzerindeki zilyetlik sürelerinin başlangıç ve bitiş tarihlerinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, bu yönden beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde bu çelişkinin giderilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.Davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK. nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy