MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 08.03.2012 gün ve 436/94 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; ... İlçesi Kırkarmut Köyü 103 ada 64, 95, 100; 113 ada 50, 80, 83, 98, 113, 115, 126, 131, 140, 142, 148, 182, 186, 266, 269; 117 ada 45; 119 ada 785, 802, 885 parsel sayılı taşınmazların tarafların ortak murisi ... 'ten intikal ettiği halde kadastro çalışmalarında davalıların babası... adına tespit edildiklerini, davacının dava konusu taşınmazlarda 1/3 hissesi olduğunu, bu nedenlerle dava konusu taşınmazların davalıların murisleri adına olan tapu kayıtlarının iptali ile 1/3 hissesi oranında davacı adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.Taraflara usulüne uygun tebligat yapıldığına ilişkin tebligat parçalarının dosyaya döndüğü görülmüş, davalılar davaya cevap vermemiştir.Mahkemece, dava koşulu noksanlığı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava konusu taşınmazın tapu kayıtları istenilmiş, davalı taşınmazların kayıt malikinin ... ölü ... olduğu görülmüştür.Dava; miras yoluyla intikal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.Mahkemece dava koşulu noksanlığı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Hukuki dinlenilme hakkı, (HMK.m.27) Anayasa'nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Tarafların yargılama sürelerinin, yargılamada şeklen yer almaları dışında, tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate almaları, gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermesi gerekir.Hukuki dinlenilme hakkı uluslararası metinlerde çoğunlukla "İddia ve savunma hakkı" olarak bilinmektedir. HMK.nun 115/2. maddesinde; dava şartı noksanlığının tespiti halinde, mahkemenin vereceği kararın usule ilişkin bir nihai karar olan davanın usulden reddi kararı olacağı hususu vurgulanmış; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise usul ekonomisi ilkesine uygunluk sağlanabilmesi için, hakimin usulden ret kararı vermeden önce, eksikliğin tamamlanması yönünde ilgilisine kesin süre vermesi esası benimsenmiştir.Mahkemece, 27.10.2011 tarihli oturumda, davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmiş ise de, verilen kesin süre Kanunda öngörülen koşullara uygun bulunmadığı gibi gider avansının hangi işlem için yatırılması gerektiği açıkça belirtilmemiştir. Bu haliyle kesin sürenin usulüne uygun olduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır. O halde, 6100 sayılı HMK.nun 94, 115/2 ve 120/2. maddeleri uyarınca usulüne uygun olarak davacı tarafa yatırılacak gider avansının, hangi iş ve işlemler için yatırılacağı tek tek bentler halinde belirtilmek suretiyle kesin süre verilmesi, kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ihtarı, ondan sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.