.....
... ile..... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair.....Mahkemesi'nden verilen 15.03.2012 gün ve 501/108 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine (kayyım) vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, esası kadastronun 2705 parseli olan daha sonra ifrazla 16883 parsel numarasını alan taşınmazın Ekim 1964 tarihinde düzenlenen muvafakatname ile ....isimli şahıstan satın aldığını daha sonra bu şahsın görülmediğini, üzerine bina yaptığını açıklayarak anılan parselin 110 m2 yüzölçümlü arsası bakımından tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline bu isteği kabul edilmediği takdirde vekil edeninin iy niyetli olması nedeniyle binanın değerinin arsanın değerinden fazla olduğu gözetilerek bedeli karşılığından TMK.nun 724 ve devam maddeleri gereğince tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
....1.12.2005 tarih, 2005/193 Esas, 2005/1157 Karar sayılı kayyım tayini kararı ile kayıt maliki .....3501 sayılı Yasa'nın 1. maddesi uyarınca......kayyım atandığı kayyımı temsilen Hazine vekili 15.03.2012 tarihli yargılama oturumunda davada MK'nun 703. maddesindeki şartların gerçekleşmediğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, herhangi bir hukuki gerekçe göstermeksizin ve davada nitelendirilmeksizin TMK.nun 713. maddesi gereğince ilanların yapıldığını belirtmek suretiyle davacının davasının kabulü ile 16883 sayılı parselin tapu kaydının iptaline, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine hüküm, davalı kayyım vekili (Hazine ) tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK.nun 713. maddesi gereğince tapu kaydının iptali ile tescil bu olmadığı takdirde TMK.nun 724. maddesi uyarınca binanın değerinin arsa değerinden fazla olması nedeniyle bedeli karşılığında iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, hukuki bir gerekçe gösterilmeksizin ve nitelendirmede yapmaksızın soyut bir gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de her şeyden önce davada taraf teşkili sağlanamadığı gibi TMK.nun 713. maddesi gereğince açılan davaların kayyımla yürütülmesi olanağı da bulunmamaktadır. Bundan ayrı mahkeme kararlarının gerekçesiz olması Anayasa’nın 141/3. fıkrasına aykırıdır. Anılan fıkra hükmüne göre bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur.
.....
Dava konusu 16883 sayılı parsel tapuda, “...." adına kayıtlı olup tapu iptali ve tescil davalarında kural olarak dava, kayıt malikine yöneltilerek, kayıt maliki ölü ise mirasçılarına yöneltilmek suretiyle davanın yürütülmesi gerekir. TMK.nun 713. maddesi uyarınca açılan davalar, kamu düzeni ağırlıklı davalar olup bir bakıma kendiliğinden araştırma ve inceleme prensibine tabidirler. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin bulunduğundan mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulur. Yapılan açıklamalar ve ilkeler uyarınca kamu düzeni ağırlıklı bu tür davalarda kayıt malikine kayyım atanmak suretiyle davanın yürütülmesi olanağı bulunmamaktadır.
Bu bakımdan, öncelikle, .....ait hasımlı (hasım Hazine olacak) veraset belgesinin alınması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, hasımlı veraset belgesi dosyaya sunulduğunda veraset belgesinde isimleri yazılı murisin mirasçılarına davanın yöneltilmesi ve böylece taraf teşkilinin sağlanması, davanın yürütülmesi gerekir. TMK.nun 713. maddesine göre açılan davalarda yargılama sırasında taraf teşkilinin sağlanması mümkün olup Daire uygulaması sapma göstermeksizin bu yöndedir.
Dava konusu parselin esası kadastro çalışmaları sırasında 2705 parsel olarak belirlenmiş, 1957 yılında yapılan tespitin 4.4.1962 tarihinde hükmen kesinleştiği, o tarihten beri taşınmazın tapuda kayıtlı bir yer olduğu açıktır. Davacı Ekim 1964 tarihinde dava konusu yeri satın aldığını bildirmiş ve bu tarihte taşınmazın tapulu olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde 1964 yılından beri aralıksız-çekişmesiz asli zilyetlikten söz ettiğine daha sonraki beyanlarından da sadece TMK.nun 713. maddesine dayandığını açıkladığına göre öncelikle davacı tarafın TMK.nun 713. maddesinin 1. ya da 2. fıkrasından hangisine dayandığı, HMK.nun 31. maddesi gereğince davacı veya vekiline açıklattırılmalı, TMK.nun 713/2. fıkrasına dayanıldığının açıklanması durumunda ise yine HMK.nun aynı hükmü uyarınca bu fıkradaki 3. hukuki sebepten hangilerine ya da hangisine dayanıldığının da açıklattırılması ve nitelendirme ile araştırma ve incelemenin buna göre yapılması zorunludur.
Taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulması savunma hakkını öngören Anayasa’nın 36. maddesine aykırı olduğu gibi, HMK.nun hukuki dinlenilme hakkını öngören 27. maddesine de aykırı düşmektedir. Hukuki dinlenilme hakkı aynı zamanda taraf teşkilini de içermektedir. Taraflar yöntemine uygun bir biçimde mahkeme önünde çağrılmadıkça hüküm kurulamaz. Açıklanan bu hususlar karşısında kayıt maliki bakımından savunma hakkının kısıtlandığının kabulü gerekir.
Mahkemece, taraf teşkili sağlanmadan, davacı tarafın dayandığı hukuki sebepler açıklattırılmadan ve herhangi bir gerekçe gösterilmeden davanın kabulüne karar verilmiş bulunulması usul ve kanuna aykırıdır.
Davalı kayyım vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK. nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre işin esasına ilişkin hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 01.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
......
Full & Egal Universal Law Academy