MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Katkı payı alacağı, katılma alacağı, değer artış payı alacağı ve mülkiyet hakkının tanınması
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki katkı payı alacağı, katılma alacağı, değer artış payı alacağı ve mülkiyet hakkının tanınması davasının reddine dair ... (...) Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 31.10.2012 gün ve 180/903 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, vekil edenin eşi ...’ın 2011 yılında öldüğünü, evlilik birliği içerisinde satın alınarak davalı adına tescil edilen dava dilekçesinde ada ve parsel numarası yazılı taşınmazlar ile yatırım hesabı üzerinde mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan 1/2 alacağı bulunduğunu, bir kısım taşınmazların alınmasına ziynet eşyaları ve babasından kalan taşınmazlardan elde edilen kira geliri ile katkıda bulunduğunu açıklayarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, 1.000 TL katkı payı, 1.000 TL değer artış payı ve 1.000 TL'de artık değer alacağının yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına, aile konutu olarak kullanılan taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkının tanınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ... vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, diğer davalılar yargılama oturumlarında temsil olunmamıştır.
Mahkemece, taraflar arasındaki miras paylaşım sorunun 2008 yılından itibaren devam ettiği, taraflar arasında terekeye ilişkin davaların sürdüğü, davacının bu süre zarfından her hangi bir talepte bulunmadığı, aradan uzun süre geçtikten sonra dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Toplanan deliller ve dosya kapsamından davacı ile müteveffa ...’ın 15.06.1961 tarihinde evlendikleri, müteveffa eşin 23.01.2011 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. O halde dava; 01.01.2002 tarihinden önce edinilen mal varlığı için 743 sayılı TKM'nun 170. maddesi uyarınca katkı payı alacağı, bu tarihten sonra edinilen mal varlığı için ise; TMK'nun 202 ve devamı maddeleri uyarınca değer artış payı alacağı, katılma alacağı ve mülkiyet hakkının tanınması isteğine ilişkindir.Hal böyle olunca; bu tür davaların çözüm yeri 4787 sayılı Aile Mahkemeleri'nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi gereğince Aile Mahkemeleridir. Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde ise Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. Görev, kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönünde bulundurulur. Bu açıklamalar karşısında Mahkemece, davanın niteliği dikkate alınarak davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, yazılı şekilde Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatı ile yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmuş olması Usul ve Yasaya aykırıdır.Davacı vekilinin temyiz itirazı yerinde görüldüğünden kabulü ile Usul ve Kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy