MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ve ... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 05.10.2012 gün ve 16/216 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili 23.03.2011 havale tarihli dava dilekçesinde özetle: Kadastro çalışmaları sırasında 199 ada 2 nolu parselin davalı adına tespit ve tescil edildiğini, ayrıca keşifte gösterilen bir kısım yerin ise kadimden beri yol olmasına karşın bu yerinde aynı parsel içerisinde davalı adına tespit ve tescilinin yapıldığını açıklayarak dava konusu 199 ada 2 nolu parselin keşifte gösterilecek kısımlarının iptali ile veraset belgesindeki payları oranında vekil edenleri adına tesciline ve yol olan kısmın ise ana parselden iptal edilerek yol vasfı ile terkin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle: kadastro tespitinin doğru olduğunu, 199 ada 2 nolu parselin kendi murisinden kaldığını, söz konusu yolun umumi yol olmadığını, açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın dosyada mavcut ziraat bilirkişi raporuna göre; mera özelliği taşıdığı ve sınırdaki mera ile aynı vasıfta olduğu açıklanarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16. maddesi hükmü dikkate alınarak özel mülkiyete konu olamayacağından ve zilyetlik ile iktisabı da mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.Hüküm, süresi içerisinde davacılar vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle bozma istekli olarak temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; dava konusu 199 ada 2 nolu parsele ilişkin kadastro tutanağının onaylı fotokopisi getirtilmiştir. Senetsizden, ev ve tarla niteliğiyle, 2377,64 m2 olarak, 23.01.2009 tarihinde, tam mülkiyet üzere, ... oğlu ... adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 12.05.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Çap kaydı 19.04.2011 tarihi itibarıyla davalı uhdesindedir. ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 26.05.2011 tarih, 2011/ 31-62 Esas ve Karar sayılı kararı ile ölü ... ’nın terekesine oğlu (davacı) ...’nın temsilci olarak atandığı görülmüştür. Hasımsız veraset belgesi dosyadadır. ... ’nın 27.05.1996 tarihinde öldüğü, mirasçısı olarak ... , ... , ... , ... , ... ve ... ’nın kaldıkları anlaşılmıştır. Komşu parsellere ilişkin kadastro tutanakları dosya içerisindedir. Mahallinde keşif yapılmıştır. 1932,1933 ve 1939 doğumlu yerel bilirkişiler ayrı ayrı dinlenmiştir. Bu kişiler özetle; dava konusu taşınmazın önceden ... ’e ait olduğunu, ... ’in ise davacıların ve davalının dedesi olduğunu, ... ’in babasının bu yeri yetmiş yıldan beri yol olarak kullandığını açıklamışlardır. Davacı tanıkları dinlenmiştir. Bu kişiler dava konusu yerin uzun zamandan beri ... ’nın zilyetliğinde olduğunu, taşınmazın bir kısım yerinin davacının murisi tarafından yol olarak kullanıldığını söylemişlerdir. Keşif heyetine katılan fen bilirkişi koordinatlı ölçekli kroki ve raporunu dosyaya sunmuştur. Keşifte görevlendirilen ziraat mühendisinin 30.07.2012 havale tarihli raporundan 199 ada 2 nolu parselin mera özelliklerini taşıyan yedinci sınıf kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu ve bu hali ile elverişsiz toprakları ihtiva ettiği anlaşılmaktadır. Değinilen konular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, kadastro çalışmalarında davalı adına tam mülkiyet üzerine ev ve tarla niteliğiyle tespit ve tescil edilen 199 ada 2 nolu parselde davacıların kendi miras bırakanlarından gelen yerlerinin bulunup bulunmadığı ve ana parsel içerisinde umumun kullandığı kadim yol olup olmadığında toplanmaktadır.Bir başka anlatımla, dava konusu 199 ada 2 nolu parselin kadastro tespit tutanağından yazılı olan ve çap kaydına da yansıyan niteliği konusunda davanın tarafları arasında herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Yine, keşifte görevlendirilen ziraatçi bilirkişinin raporu kapsamına göre taşınmazın yedinci sınıf ve mera nitelikli tarım arazisi olduğu saptansa dahi eldeki davada Hazine’nin yada yararlanma hakkı olan köyün usulüne uygun olarak açmış olduğu herhangi bir iptal ve tescil davası bulunmamaktadır. Bilindiği üzere ve kural olarak, hukuk hakimi taleple bağlıdır. HUMK'nun 74, 76 ve HMK'nun 26. maddeleri gereğince talepten fazlasına ve başkasına karar veremez. Somut olayda, dava konusu yer, kadastroda ev ve tarla niteliğiyle belirlenmiştir. Davanın tarafları arasında, bu konuda bir uyuşmazlık bulunmadığına göre ve iş bu dava da Hazine yada Köy Tüzel Kişiliği tarafından nizalı taşınmazın dosya da mevcut ziraatçi bilirkişinin raporuna göre belirlenen mera niteliğine göre usulüne uygun olarak açtıkları herhangi bir tapu iptal ve tescil davası bulunmadığına göre talepten fazlasına karar verilmesi isabetsizdir.Hal böyle olunca, Mahkemece yapılacak iş; dosyadaki tarafların iddiası ve savunması ve Mahkemece toplanmış olan tüm deliller bir bütün olarak değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan bu nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASIN, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 28.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy