MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tescil
... ve müşterekleri ile Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 19.07.2012 gün ve 206/302 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Hazine vekili ile ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, kadastro çalışmalarında davacıların murisleri adına tespit edilen ve zilyetliklerinde bulunan 201 ada 3 parsel sayılı taşınmazın doğu tarafında bulunan balkonun 9.70 m2'lik kısmı ile 200 ada 16 parsel sayılı taşınmazın doğu tarafındaki 40 m2'lik kısmının paftasında yol olarak gösterildiğini belirterek vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı Hazine vekili, Dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeni ile zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği, dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır. Mahkemece, davanın kabulü ile, 201 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan eve bitişik 22.05.2012 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide B harfiyle gösterilen balkonun bulunduğu 9.70 m2'lik kısmın ve 200 ada 16 parsel sayılı taşınmazın üzerinde bulunan 22.05.2012 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide A harfiyle gösterilen 40 m2'lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacıların veraset ilamındaki payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.Hüküm Davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi ile Hazine vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava, kadastro çalışmaları sırasında yol olarak kadastro dışı bırakılan taşınmazın Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükümleri uyarınca tescili isteğine ilişkindir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesi hükmüne göre yol, meydan ve köprü gibi orta malları haritasında gösterilmekle yetinilir. Taşınmazın haritasında yol olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle bir işlem tespit dışı bırakma
işlemi niteliğindedir. Dairenin ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararlılık kazanan içtihatlarına göre; tespit dışı bırakılan bir yerin TMK'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükümlerine göre tapuda tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile anılan maddelerde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre ise kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan yerlere ilişkin olarak tespit dışı bırakılma tarihinden itibaren makul süre içerisinde açılmış olan davalarda, tespit dışı bırakıldığı tarihten geriye doğru kazanmayı sağlayan sürenin nazara alınması gerekir.Somut olayda, dava 19.04.2011 tarihinde açılmıştır. Tespit dışı bırakma işlemi ise 02.03.2007 tarihlidir. Hal böyle olunca, davanın açıldığı tarihe göre makul süre geçmiştir. Tespit sonrası zilyetlik için ise 20 yıllık süre dolmamıştır. Öyle ise davanın bu nedenlerle reddi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı olduğu üzere kabul kararı verilmesi isabetsizdir.Yukarıda izah edilen tüm bu nedenlerle davalı Köy Tüzel Kişiliği ve Hazine vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı Dadak Köyü Tüzel Kişiliğine iadesine, 30.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy