MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tescil
... ile Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 24.05.2012 gün ve 320/253 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili ile davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kadastro çalışmalarında adına tespit edilen 132 ada 8 parsel sayılı taşınmazın kuzeyinde bulanan ve paftasında yol olarak gösterilen kısmın zilyetliğinde bulunduğunu belirterek adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı Hazine vekili, kadastro çalışmalarının tamamlandığı 2002 yılından davanın açılma tarihine kadar 20 yıllık sürenin dolmadığını, kaldı ki yolların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeni ile zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği, dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulü ile 22.03.2011 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide A harfiyle işaretli 20,58 m2 lik kısmın tapu kaydının iptali ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm Davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi ile hazine vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava, kadastro çalışmaları sırasında yol olarak kadastro dışı bırakılan taşınmazın Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükümleri uyarınca tescili isteğine ilişkindir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16. maddesi hükmüne göre yol, meydan ve köprü gibi orta malları haritasında gösterilmekle yetinilir. Taşınmazın haritasında yol olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle bir işlem tespit dışı bırakma işlemi niteliğindedir. Dairenin ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararlılık kazanan içtihatlarına göre; tespit dışı bırakılan bir yerin TMK'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükümlerine göre tapuda tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile anılan maddelerde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Dairemizin yerleşmiş
uygulamalarına göre ise kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan yerlere ilişkin olarak tespit dışı bırakılma tarihinden itibaren makul süre içerisinde açılmış olan davalarda, tespit dışı bırakıldığı tarihten geriye doğru kazanmayı sağlayan sürenin nazara alınması gerekir.
Somut olayda, dava 26.07.2010 tarihinde açılmıştır. Tespit dışı bırakma işlemi 29.05.2000 tarihlidir. Hal böyle olunca, davanın açıldığı tarihe göre makul süre geçmiştir. Tespit sonrası zilyetlik için ise 20 yıllık süre dolmamıştır. Öyle ise davanın bu nedenlerle reddi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı olduğu üzere kabul kararı verilmesi isabetsizdir.Yukarıda izah edilen tüm bu nedenlerle davalı Köyü Tüzel Kişiliği ve Hazine vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 128,60 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 30.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy