........
... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ........ Mahkemesi'nden verilen 05.04.2012 gün ve 103/101 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, asıl davada, kök murisleri Hüseyin Erdoğan’dan mirasen intikal eden 104 ada 1 parsel ve 112 ada 45 parsellerde miras haklarının bulunduğunu açıklayarak payları oranında taşınmazların tapularının iptali ile adlarına tapuya tesciline ve davalının hisselerine vaki elatmalarının önlenmesine, birleşen davada ise aynı hukuki nedenlerle 137 ada 10 parselin tapu kaydının payları oranında iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, nizalı taşınmazları, kök muristen, 13.07.1977 tarihinde satın aldığını ve dava tarihine kadar zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davada; davanın kısmen kabul kısmen reddine 112 ada 45, 137 ada 10 ve 104 ada 1 parselin tapusunun iptali ile bu parsellerin her biri için tamamı 16 pay kabul edilerek 1’er payın davacılar adına tesciline, 104 ada 1 parselde davacıların payları oranında davalının elatmasının önlenmesine, 112 ada 45 parsel yönünden elatmanın önlenilmesi isteğinin reddine, birleşen davada; davanın kabulü ile 137 ada 10 parselin tapu kaydının iptali ile tamamı 16 pay kabul edilerek 1’er payın davacılar adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu 104 ada 1, 112 ada 45 ve 130 ada 10 parsel sayılı taşınmazlar, senetsizden 07.10.2004 tarihinde muris ........ kaldığı, davalının haricen 1977 yılında satın aldığı açıklanarak davalı adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacılardan ...’ın .....2005/220-435 esas ve karar sayılı 12.12.2005 tarihinde kesinleşen ilamı ile vesayet altına alınmasına karar verilmiş, vasi olarak davacılardan..... atanmıştır. Vasinin bu sıfatla avukata verdiği vekaletname ile davacı ... yargılama sırasında temsil edilmiştir. Vesayet .......
altında bulunan kişi adına hareket eden vasinin, bir kısım eylem ve işlemleri yerine getirebilmesi, vesayet makamından diğer bir deyişle Sulh Hukuk Hakiminden alınacak husumete izin kararı ile mümkündür. (TMK.nun 462.mad. 8.bend). Somut olayda, vesayet altında bulunan davacı ... ........’ın eldeki davada vasi marifetiyle temsil edilebilmesi bakımından Sulh Hukuk Mahkemesi'nden husumete izin kararı alınmadan yargılamaya devam edilip karar verilmiştir. Taraf teşkili, dava koşulu olup yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gereken, kamu düzenine ilişkin hususlardandır (HMK. 114, 115 m). Öncelikle taraf teşkilinin sağlanarak davaya devam edilebilmesi için Sulh Hukuk Mahkemesi'nden husumete izin kararının alınması, ondan sonra davaya devam edilip hüküm kurulması gerekir.
Mahkemenin, daha önce davanın kısmen kabul ve kısmen reddine ilişkin kararı, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairece özetle; taşınmazların tarafların ortak murislerine ait iken 13.07.1977 tarihli senetle davalıya satıldığının iddia edildiği, senede itirazda bulunulmadığı, senedin mahalline uygulanması suretiyle taşınmazların senet kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi gerektiği açıklanarak bozma sevk edilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulmuş, gerekleri yerine getirilmiş ise de kurulan hüküm dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; Mahkemece, muris........ terekesinin tüm mirasçıların katılımı ile gerçekleşen geçerli bir taksimin yapılmadığı, taşınmazların davalıya satılmadığı, murisin ölene dek kullanmaya devam ettiği, düzenlenen senedin muvazaalı olup, gerçek bir satış olmadığı açıklanarak davacıların miras payları oranında iptal ve tescile karar verilmiştir. Davacı, dava dilekçesinde terekenin taksim edilmediğini iddia ederek iptal ve tescil isteminde bulunmuş, davalı ise taşınmazları murisin sağlığında 13.07.1977 tarihinde senetle satın aldığını, kadastro tarihine kadar zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak davaya karşı koymuştur. Davacılar senede itiraz etmemişlerdir. Davalının dayandığı 13.07.1977 tarihli satış senedinde muris .......bir kısım taşınmazlarını davalıya satıp zilyetliğini devrettiği açıklanmıştır. Mahallinde yapılan keşifte yerel bilirkişi ve tanıkları dava konusu taşınmazların davalı tarafından dayanılan senedin kapsamında kaldığını bildirmişler, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da hudutları itibariyle senette belirtilen taşınmazlar olduğu açıklanmıştır. Dava konusu taşınmazlar öncesi itibariyle tapusuzdur. Tapusuz taşınmazlar menkul hükmünde (TMK.nun 763.mad) olup mülkiyetinin nakli, zilyetliğin karşı tarafa devri ile gerçekleşir. Muris sağlığında terekesine dahil bulunan dava konusu taşınmazları usulüne uygun bir biçimde düzenlediği senetle, (-kaldı ki bu senet imza inkarı ya da sahtelik yönünden itiraza da uğramamıştır.-) davalıya satıp zilyetliğini devretmiştir. Şu halde, dava konusu taşınmazlar satış ve zilyetliğin devri tarihinden itibaren murisin terekesinden çıkmıştır. Diğer bir deyişle 104 ada 1, 112 ada 45 ve 130 ada 10 parsel sayılı taşınmazlar murisin terekesine dahil taşınmazlardan bulunmadığından davacıların bu taşınmazlarda hak ve paylarından söz edilemez. Kaldı ki, bozma ilamına uyulmakla, davanın tarafları için lehte ve aleyhte hukuki kazanılmış hak oluşturacağı kuşkusuzdur. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Bundan ayrı, 6100 sayılı HMK.nun 25. (1086 sayılı HUMK.nun 75/1.mad) maddesinde “…hakim iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz…” denilmektedir. 26.maddesinde ise “…hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez…” düzenlemesi yer almaktadır. Yasanın açık maddeleri karşısında mahkemece davacının iddia edip dayanmadığı muvazaa hukuki sebebinin de davada araştırılıp bu bakımdan da hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Yine, taraf muvazaasının rapor koşullarıda Yargıtay İnançları Birleştirme Kararlarıyla belirlenmiştir. .//..
2012/13870-2013/15751 -3-
Davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan tüm bu nedenlerle yerindedir. Kabulü ile 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 141,00 TL peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.....