MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ:Tapu iptali ve tescil
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 12.07.2012 gün ve 124/70 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, tespit öncesi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak kadastro çalışmalarında Hazine adına tespit edilen dava konusu 116 ada 24 parsel sayılı taşınmazla ilgili yapılan tespitin iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.Davalı Hazine, yargılama oturumlarına katılmadığı gibi, davaya bir cevap da vermemiştir.
Dava, tespit öncesi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı iptal ve tescil isteğine ilişkindir.Mahkemece zilyetlik koşullarının davacı lehine gerçekleştiğinden bahisle davanın kabulüne; ... İli ... İlçesi ... Köyü 116 ada 24 parselde Hazine adına ham toprak vasfıyla yapılan tespitin iptali ile davacı adına çayır vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu 116 ada 24 parsel sayılı taşınmazın üçüncü şahısların zilyet ve tasarrufu altındaki yerlerden olmayıp ham toprak vasfı ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunun muhtar ve bilirkişilerin müşterek beyanlarından anlaşıldığı belirtilmek suretiyle 22.01.2008 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 9755,29 m2 yüzölçümü ile belgesizden, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespitinin yapıldığı ve 21.03.2008 ila 21.04.2008 tarihleri arasında yapılan 30 günlük ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesine dava açıldığından tutanağının kesinleşmediği görülmüştür. Mahkemece 11.05.2012 tarihinde mahallinde icra edilen keşifte dinlenen yerel bilirkişiler beyanlarında dava konusu taşınmazın davacı ve murisleri tarafından kullanıldığını, bugüne kadar aralarında bir niza olmadığını, davacıya babası ... 'den, babasına da dedesi ... 'tan, dedesi ... 'a da babası ... 'den kaldığını, burayı çayır olarak kullandıklarını, hali araziyle bir ilgisi olmadığını bildirmiş iseler de aynı keşfe iştirak eden Ziraat Mühendisi Bilirkişi raporunda dava konusu yerin mera niteliğinde olduğu ve ayrıca 7.sınıf tarım arazisi niteliğinde bulunduğu belirlenmiştir. Mera olan bir taşınmazın imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün değildir. Kaldı ki 7.sınıf tarım arazisi de zilyetlikle edinilmesi mümkün olmayan yerlerdendir. Bu durumda uzman bilirkişinin bilimsel içerikli raporuna itibar edilmesi yerine, takdiri delil niteliğindeki yerel bilirkişilerin beyanlarına itibar edilmesi doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 22.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.