......
... ve müşterekleri ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair......... verilen 10.04.2012 gün ve 403/239 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar dava dilekçesinde dava konusu 137 ada 2 sayılı parselin dedeleri postacı........malı iken ölümü ile murisleri anneleri.......kendilerine kaldığını, kadastro çalışmaları sırasında dayıları davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak tapu kaydının iptali ile kendileri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı ... 12.07.2010 havale tarihli cevap ve delil listesinde dava konusu yapılan taşınmazın ablası ..... (ölü)’ın sattığı....... 1983 yılında satın aldığını, bedelini.......kayınpeder........erdiğini, üzerinde 1980 yılında ev yaptığını, evin bu tarihte yapılmasına karşın zeminle birlikte dava konusu yapıldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davalı tarafından dava konusu taşınmazın davacıların annesinden kaldığını, annelerinin bu yer...... satıldığını ve kendisinin de daha sonra.... satın aldığını, bu şekilde taşınmazın öncesinden beri davacının annesinden kaldığını kabul ettiğini gerekçe göstermek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacılar dava dilekçesi ve yargılama sırasındaki beyanlarından, dava konusu taşınmazın dedeleri postacı ...... kaldığını, ölümü ile annelerine rızai taksim sonucu kaldığını açıklamak suretiyle iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Davalı ise, cevap dilekçesinde, dava konusu yerin ablası tarafından .........satıldığını, daha sonra ......’den bu yeri satın aldığını açıklamış.....
ve yargılama sırasında ise davacıların annesinin bu yeri .....’e satması üzerine, daha sonra kendisinin .....’den satın aldığını bildirmiş ve beyanlarının çelişkili olduğu belirlenmiştir. Taşınmaz, tarafların miras bırakanı postac...... kaldığı anlaşıldığına göre,........terekesinin tüm mirasçıların katılımı ile yöntemine uygun bir biçimde paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise, uyuşmazlık konusu parselin hangi mirasçıya düştüğü ya da terekenin el birliği mülkiyet hükümlerine tabi olup olmadığının saptanması ile çözüme kavuşturulması gerekir. Mahkemece bu husus üzerinde durulmamıştır. 11.10.2011 tarihli yargılama oturumunda keşif ara kararı verilmiş, “davanın mahiyeti gereği davalı tanıklarının keşifte taşınmazın başında dinlenmesi gerektiğine, üçüncü bentte ise taraf tanıklarının keşif mahallinde dinlenilmesine denilmiş,” yapılan keşifte sadece bir yerel bilirkişi dinlenilmiş davacının bir tanığı ile davalı tarafın gösterdiği üç tanığın keşif ara kararının aksine keşif yerinde değil, yargılama oturumlarında dinlendikleri belirlenmiştir.
Tanıkların ne şekilde keşif yerinde hazır bulundurulup dinlenecekleri konusunda ara kararlarında bir açıklamaya yer verilmemiştir. Vazgeçme olmadığı halde mahkemece herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin 5 yerel bilirkişiden dördünün davalı tanıklarından birinin davacı taraf tanıklarından ise yine bir kişinin dinlenilmemesi ve bunlar dinlenilerek olayın açıklığa kavuşturmuş olmaması usule aykırıdır.
Şu halde mahkemece yapılacak iş HMK.nun 243 ve 244. maddeleri gereğince taraf tanıkları ile yerel bilirkişilerin davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, davetiyeye uymamaları halinde HMK.nun 245. maddesinin kapsamının göz önünde bulundurulması, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması halinde keşif yerinde dinlenilmeleri, iddia ve savunma göz önünde bulundurularak ve yukarıdaki açıklamalar da gözetilerek yerel bilirkişi ve tanıklara sorular yöneltilmek suretiyle postacı ..........erekesinin tüm mirasçılarının katılımı ile paylaşıma tabi tutulup tutulmadığı, paylaşım yapılmış ise dava konusu yerin kime düştüğü, paylaşım hiç yapılmamış ise terekenin el birliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğunun kabulü gerektiği, davalının savunmasında ve yargılama sırasındaki beyanlarında ileri sürdüğü taşınmazın ablası ya da davacıların annesi tarafından...... satılmasından sonra davalı tarafından satın alınıp alınmadığı, bu taşınmazın savunmada ileri sürüldüğü gibi davacıların annesine ya da ablasına kimden kaldığı konularında da yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarına başvurulması beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde HUMK.nun 261. maddesi gereğince aykırılığın giderilmesi ondan sonra deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK' nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 399,35 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 12.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.....
Full & Egal Universal Law Academy