......
... ile...............ve birleşen dosya davalısı Hazine aralarındaki tapu ipali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair .......verilen 22.06.2012 gün ve 10/42 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi birleşen dosya davalısı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı dava dilekçesiyle birleşen dosyaya ait dava dilekçesinde zilyet ve tasarrufu altında bulunan taşınmazının bir kısmının davalı ... adına tespit ve tescil edilen 146 ada 9 ve bir kısmının ise birleşen dosyanın davalısı Hazineye ait aynı ada 11 sayılı parsel içerisinde kaldığını açıklayarak kullandığı yerler bakımından davalıların tapu kayıtlarının iptaliyle adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., davacının kullandığı yerin davacıya ait olduğunu kabul ettiğini bildirmiştir.
Davalı Hazine temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, asıl dava bakımından 146 ada 9 sayılı parsel içerisinde B harfiyle işaretlenen 8043.48, birleşen dosya açısından aynı ada 11 sayılı parsel içerisinde C harfiyle gösterilen 1289,74 m2 yüzölçümlü taşınmaz bölümleri bakımından davalıların tapu kayıtlarının iptaliyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine, hüküm 146 ada 11 sayılı parsel yönünden esası bakımından Hazine temsilcisi, vekalet ücreti bakımından davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14.maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle her iki parsel bakımından davanın kabulüne karar verilmiş ise de, HMK’nun 261/1.fıkrasına aykırı olarak yerel bilirkişi ve tanıkların dinlendikleri saptanmıştır. HMK’nun 261/1.fıkrasına göre tanıklar, Hakim tarafından ayrı ayrı dinlenir ve biri dinlenirken henüz dinlenmemiş olanlar salonda bulunamazlar.
Tanıklar gerektiğinde yüzleştirilir. Mahkemece, tanıkların keşifte ortak dinlenmeleri anılan madde hükmüne aykırıdır. Bundan ayrı Daire uygulamasına göre HMK’nun da
.......
tanıklar için öngörülen hükümler yerel bilirkişiler hakkında da uygulanır. Açıklanan hüküm gereğince yerel bilirkişilerin de keşifte ortak dinlenmeleri yine HMK’nun 261/1.fıkrasına aykırı düşmektedir. Öte yandan davacı ... Karaman temyiz dilekçesinde 04.04.2011 tarihli yargılama oturumunda “ Mal Müdürlüğü vekili olara..... ismi yazılı ise de, bu kişinin Mal Müdürlüğünde memur olduğunu, avukatlık sıfatı taşımadığını, buna karşın hüküm fıkrasında reddedilen kısım yönünden 600,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak Hazineye verilmesi şeklinde hüküm kurulmasının doğru olmadığını bildirmiştir. Davacı ...’nin temyiz dilekçesi gözetilerek 04.04.2011 tarihinde yargılama oturumuna katılan ve Mal Müdürlüğü vekili olarak sıfatı açıklanan .......Hazine avukatı ya da Mal Müdürlüğü'nde memur olarak çalışanlardan biri olup olmadığı yönünde durumun Mal Müdürlüğü'nden ya da defterdarlıktan sorulması buna göre vekalet ücreti taktir edilip edilmeyeceği konusunda bir karar verilmesi gerekirken adı geçen kişinin avukat kabul edilerek Hazine yararına avukatlık ücreti taktir edilmesi doğru değildir.
Davacı ... Karaman ile Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna 08.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
........