......
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne dai.........Mahkemesi'nden verilen 13.09.2012 gün ve 97/236 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenine dayanarak kadastro çalışmaları sırasında davalı Hazine adına tespit ve tescil edilen 135 ada 22 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı yararına zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, teknik bilirkişi........ 22.06.2012 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle işaretli 10.895,65 m2'lik kısım ile (B) harfi ile gösterilen 4971,85 m2'lik bölümün 135 ada 22 nolu parselden iptali ile davacı adına tapuya tesciline, C harfi ile işaretli 4046,08 m2'lik kısmın Hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamından; dava konusu taşınmaz 2008 yılında yapılan kadastro çalışmalarında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerden olup kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığı anlaşılmakla "ham toprak" vasfı ile Hazine adına tespit edilmiş ve itirazsız kesinleşmiştir. Böyle bir yerin kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi suretiyle TMK..nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17.maddeleri hükümlerine göre kazanılması mümkündür. Ne var ki; 22.06.2012 tarihli teknik bilirkişi raporunda yer alan krokiden taşınmazın çevresinde "orman" niteliğinde yerler bulunduğunun saptanmasına, başka bir ifade ile taşınmaz "orman" araştırmasına muhtaç olmasına rağmen mahkemece bu yönde herhangi bir araştırma yapılmamış, uyuşmazlığın çözümünde hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır.
Bilindiği üzere ve kural olarak; bir arazinin kullanım süresi ve niteliği ile üzerinde imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının dava tarihinden önceki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için tespit tarihinden 20–30 yıl öncesine ait (1978-1988 yılları arası) yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların incelenmesi gerekir. ............
Mahkemece, taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastro çalışmalarının yapılıp yapılmadığı husususun Orman İşletme Müdürlüğünden sorulması, yapılmış ve kesinleşmiş orman sınırlandırması var ise, buna ilişkin harita, tutanak ve belgeler ile kesinleşme tarihini gösteren tutanaklar, şayet kesinleşen orman sınırlandırması yok ise; bu takdirde gizli memleket haritası, orman amenajman haritası bulundukları yerlerden getirtilip dosyaya eklenmeli, dava tarihine göre 20-30 yıl öncesine ait iki ayrı tarihte çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının bulunup bulunmadığının usulüne uygun ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Komutanlığı’ndan sorularak bulunuyor ise getirtilip dosya arasına konulmalı, öte yandan, 1978-1988 yılları arasında düzenlenmiş fotoplan, fotogrametrik ve fotometrik paftaların da Kadastro İl Müdürlüğü'nden getirtilerek dosyaya eklenmeli, yeniden yapılacak keşifte, uzman orman mühendisi bilirkişi ile ziraat mühendisi, kadastro fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşacak en az üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle, getirtilen belge ve bilgiler hava fotoğrafları ile paftalar zemine uygulanmalı, taşınmazın kesinleşen orman sınırlandırma hattının dışında kalıp kalmadığı belirlenmeli, kesinleşen orman sınırlandırması bulunmuyorsa 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı hava fotoğrafları, memleket haritası ve orman amenejman haritası göz önünde bulundurularak usulüne uygun şekilde öncelikle belirlenmeli, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun tespiti halinde davanın reddine karar verilmeli, orman sayılan yerlerden olmadığının saptanması halinde, hangi tarihte kim tarafından imar-ihyasına başlandığı, imar ihyanın hangi tarihte bittiği, taşınmaz üzerinde ekonomik amacına uygun tarımsal zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğünün belirlenmesine çalışılmalı, bu konularda hava fotoğrafları ile paftaların kapsamları gözönünde bulundurulmalı, tanık ve yerel bilirkişi sözleri, bilimsel esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde bu çelişkinin HMK'nun 261. maddesi uyarınca giderilmesine çalışılmalı, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşılmalıdır. Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 08.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
. .....
Full & Egal Universal Law Academy