.......
... ile .......... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dai....... verilen 15.05.2012 gün ve 679/264 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ...A.Ş. vekili ve davacı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde; vekil edeni ile davalı ...A.Ş.’nin aynı taşınmazda paydaş olduklarını, protokol gereği vekil edeni adına kayıtlanması gereken arsa payının davalı adına kayıtlandığını, bunun düzeltilerek davalı adına kaydedilen fazla arsa payının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş, dava konusu parselin 5160 ada 33 nolu parsel olduğunu bildirmiş, birleştirilen..........2008/463 Esas sayılı dava dosyası ile de 5160 ada 33 nolu parselin yargılama sırasında davalı banka tarafından.........satılması nedeniyle bu şirkete karşı önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasını açmış ve aynı gerekçeyle iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı ...vekilinin bila tarihli cevap dilekçesinde, davacı tarafından açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkil banka ile davacı ... arasında 07.07.1988 tarihinde imzalanmış protokol bulunduğunu, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden bu tür davalar için uygulanması gereken BK'nun 125. maddesi gereğince 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, protokolün karşılıklı edinimleri yükleyen bir protokol olup kayıtsız, şartsız bir taahhüt içermediğini, HUMK'nun 179. maddesine aykırı olarak dava dilekçesinin düzenlendiğini, davacının iddiasının dayanağı olan bu tür hukuki vakaların sıra numarası altında açık özetleri ve delillerinin nelerden ibaret olduğunu hukuki sebepleriyle birlikte göstermesi gerektiğini belirterek yerinde bulunmayan davanın reddine karar verilmesini savunmuş, daha sonraki dilekçelerinde ise, dava konusu taşınmazdaki payın 3. kişiye satıldığını ifa imkansızlığının doğduğunu bildirmiştir.
Birleştirilen davanın davalısı .......... vekili, asıl davada taraflar arasında yapılan 07.07.1988 tarihli protokol ile vekil edeninin bir ilgisinin bulunmadığını, bedel ve masraflar karşılandığında davayı kabul edebileceklerini, aksi halde davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. ........
Davacı vekili 06.07.2009 tarihli dilekçesiyle, yeni malik......... karşı devam etmek istediklerini, parasal olarak da............karşı yasal haklarının saklı tutulmasını istemiş, 26.02.2009 tarihli yargılama oturumunda ise, birleşen dosya yönünden verilen süre içinde 13.01.2009 tarihinde harcı yatırdıklarını, makbuzu ibraz ettiklerini, satılan hisse yönünden açılan davada işlem görüp, o davanın sonucuna göre şufa davasında bedelin yatırılmasını düşündüklerini bildirmiştir.
Mahkemece, “….Mahkemesi'nin temyiz edilmeyerek 22.04.1994 tarihinde kesinleşen 1993/906 Esas, 1993/967 Karar sayılı kararının taraflar arasında kesin hüküm oluşturduğunu gerekçe göstermek suretiyle asıl davanın, ön alım hakkına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasının ise imar uygulaması sonucu taraflar arasındaki paylı mülkiyetin sona erdirildiğini ve 5160 ada 33 nolu parselin imar sonucu bağımsız ada ve parseller halinde davacı ile davalı taraf adına tapuda kayıtlı bulunduğu görüşü ile ön alım davasının ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine “ karar verilmesi üzerine, hüküm, davacı vekili tarafından esastan bozulması, davalı ... vekili tarafından ise kesin hükümden değil esastan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz edilmiştir.
Dava, 5160 ada 33 sayılı parselde davalı ...adına kaydedilen fazla arsa payının iptali ile tescili isteğine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçeyle her iki davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. 22.04.1994 tarihinde kesinleşen.........Karar sayılı dava dosyasıyla ............ davacı sıfatıyla 07.07.1998 tarihli protokole dayalı olarak aynı taşınmazda kayıt maliki ...’a karşı ferağa icbar davasını açmış, yapılan yargılama sonunda protokolde yazılı davalı ...’a ait tapudaki 20/2001 payı bakımından davanın kabulü ile bu pay yönünden tapu kaydının iptaline ve o davada davacı banka adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Tapu kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacı adına 1318/230 sayılı parselde 800/26680, 87/26680 ve 20/2001 olmak üzere üç payın bulunduğu daha sonra söz konusu parselin 31.05.1996 tarihinde imar görmesi sonucu 5160 ada 33 sayılı parsel numarasını aldığı, hükmen ...ye geçen payın yargılama sırasında 27.08.2008 tarihinde........satıldığı, 412/614 payın hükmen ve pay düzeltimi il.......verildiği, daha sonra.........şirketine satılan pay olduğu, 202/614 payın ise, eldeki davada davacı ... üzerinde kayıtlı bulunduğu belirlenmiştir. Bu parselin de 09.04.2009 tarihinde yeniden imar görmesi sonucu 11526 ada 12 sayılı parselin ...’a intikal ettiği, aynı ada 13 sayılı parselin ise ..... şirketine geçtiği ve adı geçenler adına tapuda kayıtlı bulundukları saptanmıştır.
Davanın açıldığı 06.06.2008 tarihinde 5160 ada 33 sayılı parsel paylı mülkiyet biçiminde tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Davadan sonra 09.04.2009 tarihinde yapılan imar uygulamasıyla taşınmaz paylı mülkiyetten kurtulmuş olup, bağımsız parseller halinde davacı ... ile birleşen davanın davalısı ......şirketi adına kayıtlı oldukları belirlenmiştir. Kural olarak, “her dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine ve kurallara göre sonuçlandırılır.” Dava açıldığı sırada Neriman adına 202/614 pay bulunmaktadır. 07.07.1988 tarihli protokol gereğince 20/2001 payın yukarıda Esas ve Karar numarası verilen.......... Mahkemesi kararıyla davalı bankaya geçtiği anlaşılmaktadır. Davacının istekte bulunduğu fazla payın nereden kaynaklandığı dava dilekçesiyle yargılama sırasındaki davacı tarafın beyanlarından anlaşılamamaktadır. 20/2001 .........
pay, hükmen davalı bankaya geçtiğine ve davacı adına 202/614 pay bulunduğuna göre hükmün taraflar arasında kesin hüküm teşkil ettiğini söylemek güçtür. 20/2001 paya isabet eden yer keşfen belirlenmediği gibi neresi olduğu konusunda gerekçede bir açıklama da yer almamaktadır. Uzman bilirkişi inşaat mühendisi ve emlak müşaviri.......... tarafından dosyaya sunulan 09.08.2011 tarihli rapora ve protokole göre 186 m2’lik alanın....... fazladan aldığı alan olarak açıklanmıştır. Bu fazla alınan arsa alanının yapılmış olan imar uygulamaları sonucu 11526 ada 13 nolu parsele gittiğini belirtmiştir. Söz konusu parsel ise davalı ... tarafından yargılama sırasında birleşen dosyanın davalısı........ giden parseldir. Mahkemece, söz konusu bilirkişi raporu üzerinde durulmamış bu konuda değerlendirme yapıp, görüşünü ortaya koyamamıştır. Ön alım davası açıldığı sırada taşınmaz henüz taraflar adına paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Bu nedenle davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümleriyle, kurallara göre önalım davasının değerlendirilmesi davanın konusuz kalıp kalmadığının saptanması ve mahkemece bu konudaki görüşünün ortaya konulması gerekmektedir. Ön alım davası 26.09.2008 tarihinde açılmış olup, taşınmazın paylı mülkiyetten kurtulup bağımsız parsellere dönüştüğü tarih ise 09.04.2009’dur. Kaldı ki, birleşen davanın davalısı ............masraflar ve bedel ödediğinde davayı kabul edebileceklerini açıklamışlardır.
Dava konusu 13 nolu parselde kaldığı bilirkişice belirlenen arsa payı 13 nolu parselle birlikte davalı ...A.Ş. tarafından birleşen davanın davalısı ... AŞ'ye satıldığına göre mahkemece, HMK'nun 125 (mülga HUMK. m. 186) maddesi gereğince davacı taraftan seçimlik hakkı sorulmalı ve belirlenecek seçimlik hakkı esas alınarak dava yürütülmelidir. Gerçi davacı vekili 06.07.2009 tarihli dilekçesiyle yeni malike ......karşı davayı yürütmek istediğini bildirmiş ancak, birleşen dava ile de aynı şirkete karşı önalım nedeniyle aynı zamanda tapu iptali ve tescil davasını da açmıştır. Hakimin davayı aydınlatma görevi çerçevesinde HMK'nun 31.maddesi uyarınca davacı vekilinden sorulmalı, önalıma dayalı tapu iptali ve tescil davasının HMK'nun 125. maddesi kapsamında seçimlik hakka dayalı bir dava mı yoksa ondan ayrı bağımsız bir dava mı olduğu açıklığa kavuşturulmalı, bağımsız bir dava ise, asıl dava yönünden HMK'nun 125. maddesi gereği seçimlik hakkın ne olduğu belirlenmeli, ona göre dava yürütülüp değerlendirilmelidir. Bu konu da ki duraksama giderilmelidir.
Şu halde mahkemece yapılacak iş; tapu kaydı paylı mülkiyet halinde iken, taraflar adına kayıtlı bulunan payların sağlıklı bir biçimde belirlenebilmesi ve buna göre arsa pay oranlarının saptanması için 1318 ada 230 sayılı parselin tapu kaydının ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm paydaşları ve pay oranları ile tüm intikalleri ve iktisap sebeplerini gösterir biçimde, (defter sayfasının fotokopisi değil) ifraz ve imar durumları da gözönünde tutularak bugüne kadar ki, geçirdiği tüm intikalleri açıklar şekilde Tapu Müdürlüğü'nden getirtilip dosya arasına konulması, tapu kayıtlarının intikal görmesi nedeniyle pay oranlarının sağlıklı bir biçimde saptanabilmesi için bu işten anlayan bir kadastro fen elamanına yada tapu müdürüne dosya tevdi edilerek pay oranlarını gösterir rapor alınması, dosyaya sunulan raporlar ile özellikle inşaatçı ve emlak müşaviri bilirkişinin kısa özeti yukarıda açıklanan raporuna karşı beyanlarının alınması, gerek görüldüğü taktirde yeniden keşif yapılması, gerçekten 11526 ada 13 sayılı parsele gitmiş 186 m2 yerin olup olmadığının hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde keşfen ve uzman bilirkişilerce belirlenmesi, eksik arsa payının nereden ve hangi sebepten kaynaklandığını HMK'nun 31. maddesi gereğince,
......
davacı vekilinden sorulması, bu konuda gerekli açıklamanın yapılmasının istenmesi, isteğin herhangi bir duraksamaya yer verilmeden netleştirilmesi, TBK'nun 146 (eski BKM 125) maddesi gereğince savunma olarak getirilen zaman aşımı def'inin değerlendirilmesi ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamıyla örtüşmeyen gerekçelerle asıl davanın kesin hükümden, birleşen davanın ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL'er peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya ve davalı ....... ayrı ayrı iadesine 29.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
......
Full & Egal Universal Law Academy