.....
.....ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair......... verilen 24.11.2012 gün ve 66/10 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; 176 ada 3 ve 4 sayılı parsellerin babasından kendisine satış yoluyla kaldığı halde, kadastro çalışmaları sırasında 3 sayılı parselin davalı ..., 4 parsel nolu taşınmazın ise......adına tespit ve tescil edildiğini, buna karşılık 176 ada 1 sayılı parselin kendisi ile ilgisi olmadığı ve davalılar ... ile .......ait olduğu halde, adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak 176 ada 3 ve 4 sayılı parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile adına, kendi adına tapuda kayıtlı bulunan davalılara ait olması nedeniyle 176 ada 1 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile davalı ... ve ........ mirasçıları davalı) tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., iddianın doğru olduğunu, itirazının bulunmadığını bildirmiş, davalı olarak gösterilen kayıt maliki ...... mirasçılarından..... aynı doğrultuda beyanda bulunmuş,.....üm mirasçılarının bir araya gelmemesi nedeniyle tapuda iddia doğrultusunda gerekli işlemin yapılmadığı davalı ... tarafından ifade edilmiştir.
Mahkemece, “…HMK’nun 59. maddesi uyarınca, maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hallerde mecburi dava arkadaşlığının var olduğunu, bu bakımdan davacı ile davalıların birlikte hareket etmek suretiyle söz konusu davayı açmayı gerektiğini, davacının tek başına bu davayı açarak davalılar adına talepte bulunmasının mümkün olmadığını, taraflar arasında mecburi dava arkadaşlığı olduğunu gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine…” karar verilmesi üzerine, hüküm davacı ... ..... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki zilyetlik ve satın alma hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Dosya arasında bulunan 176 ada 1 sayılı parselin tapu kaydına göre tam pay olarak bu parselin davacı, 176 ada 3 sayılı parselin aynı şekilde ........ aynı ada 4 sayılı parselinde aynı biçimde ..... adına tam paylı
......
olarak kayıtlı bulundukları, kadastro tutanaklarının 21.09.2006 tarihinde kesinleştikleri ve davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, 176 ada 1 sayılı parsel davacı adına tapuda kayıtlı görünmekle birlikte teknik bilirkişinin krokisinde A harfiyle gösterilen yerin eylemli olarak davalı ..., B harfiyle işaretli yerin ise, kayıt maliki.......ölmüş bulunması nedeniyle davalı mirasçıları tarafından öteden beri kullanıla geldiği, aynı şekilde 176 ada 3 sayılı parselin kayıt maliki Rahmi, aynı ada 4 sayılı parselin kayıt maliki ise ...olmasına karşın bu parsellerin eylemli olarak aynı biçimde öteden beri davacı ... ve babası tarafından kullanıla geldiği tespit edilmiştir.
Kaldı ki, davalı ... iddiaya karşı bir itirazının olmadığını, olayın doğru olduğunu bildirmiş ve .....’un ölmüş olması nedeniyle mirasçılarının bir araya gelmemesi nedeniyle tapuda gerekli işlemin taraflarca yapılmadığı açıklanmıştır. 4 nolu parsel maliki .........’un mirasçılarından davalı ...’de yaklaşık aynı beyanda bulunmuştur. Hiç şüphesiz....mirasçıları ve .......’de ayrı birer dava açıp, bu davayla birleştirilmek suretiyle her üç parsel bakımından davanın birlikte görülmesi ve sonuca ulaşılması, adalet duygularının tatmini ve hakkaniyet ilkesi bakımından doğru olurdu. Ne var ki, .......’un mirasçılarının bir araya gelmemesi nedeniyle bu işlemin yapılamadığı görülmektedir. Davacının bunda bir kusuru bulunmamaktadır. Olayın tamamen kadastro tespitlerinin yanlış yapılmasından kaynaklandığı açıktır. Buna karşın herkesin kendi yerlerini eylemli olarak kullandığı da bir gerçektir.
O halde, davacının 176 ada 3 ve 4 sayılı parsellere yönelik isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, mecburi dava arkadaşlığı ilkesi ileri sürülerek davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Kaldı ki, taşınmazlar birbirlerinden bağımsız olarak adı geçenler adına tespit ve tescil edilmiş olup, davacılar arasında mahkemenin gerekçesinde açıkladığı biçimde mecburi bir dava arkadaşlığı da bulunmamaktadır. Davalılar dava açıp açmamakta serbesttirler. Bunlar dava açmadı diye diğerinin davası dinlenilmez olarak nitelendirilemez.
Davacı ... ..... ve vekili, dava dilekçesi ile, temyiz dilekçesi ve yargılama sırasındaki beyanlarında 176 ada 1 sayılı parselin ....... ve ....... mirasçıları ait olduğunu açıkça kabul etmiş olup, bu beyanları kendilerini bağlayacak niteliktedir. Yine, henüz dava sonuçlanmamış olup, davalı ... ve ....... mirasçıları da 176 ada 1 sayılı parsel için dava açıp bu dosya ile birleştirilmek suretiyle birlikte sonuçlandırılması halen mümkündür.
Mahkemenin de gerekçesinde değindiği gibi, davacının isteği gözönünde bulundurularak yöntemine uygun biçimde açılmış bir dava ve istekleri bulunmayan davalılar bakımından 176 ada 1 sayılı parselin tapu kaydının iptal ve tesciline karar verilemez.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 176 ada 3 ve 4 nolu parseller bakımından 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....
Full & Egal Universal Law Academy