MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının kabulüne dair ... 2. Aile Mahkemesi'nden verilen 09.02.2012 gün ve 4/82 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş hükmün direnmeye ilişkin bölümü HGK'nun 12.09.2012 gün 2012/8-365 E, 2012/561 K.sayılı ilamıyla incelenmiş, "fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmamış olmasına" değinen Dairenin önceki bozma ilamına uyularak oluşturulan yeni hüküm bölümünün temyiz incelemesi için dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, evlilik birliği içinde edinilen 1589 ada 16 parselde 5 numaralı bağımsız bölümün davalı adına tescil edildiğini, vekil edeninin temizlik ve ev işleri yaparak temin ettiği gelirle taşınmazın alımına yarı oranında katkıda bulunduğunu açıklayarak, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 30.000 TL'nin boşanma davasının açıldığı tarihten itibaren faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, vekil edeninin babası tarafından bedelleri ödenmek suretiyle 13.8.1985 tarihinde davalı adına alınan kişisel malı-dava dışı 509 ada 66 parselde 7 ve 8 numaralı dükkan nitelikli bağımsız bölümler ile aynı yerde 1 ve 2 numaralı deponun satışından gelen parayla nizalı taşınmazın alındığını, davalının kişisel malı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, uyuşmazlık konusu taşınmazın alımı tarihinden önce satılan davalının kişisel malı olan taşınmazların resmi akitte gösterilen satış parasının dava konusu taşınmazın alımına sarfedildiğinin kabulü gerektiğinden bahisle bu kısmın düşülmesiyle kalan bölümün edinilmiş mal olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 30.000 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm esası bakımından davalı vekili ile davalının kişisel malı-dava dışı taşınmazların satış parasının nizalı taşınmazın alımında kullanıldığının kabulü suretiyle katılma alacağının eksik hesaplandığı ve fazla hakları saklı tutulmadığından bahisle davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairece aşağıda açıklandığı biçimde Yerel Mahkeme hükmü bozulmuştur.
Taraflar 25.5.1983 tarihinde evlenmiş; 30.10.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve 17.7.2009 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliği son bulmuştur. Başka mal rejimi seçildiği ileri sürülmediğine göre, eşler arasında 1.1.2002 tarihine kadar 743 sayılı MK.nun
170. maddesi uyarınca “mal ayrılığı”, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise 4721 sayılı TMK.nun 202. maddesi hükmü uyarınca yasal “edinilmiş mallara katılma” rejimi geçerlidir. Eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2 maddesi uyarınca boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir.
Dava konusu ...’da 1589 ada 16 parselde 5 numaralı bağımsız bölümü satın alma suretiyle, taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde- 5.5.2006 tarihinde davalı ... adına tescil edilmiştir. Olayları anlatmak taraflara, hukuki niteleme hakime aittir. Davacı, davalı eş adına kayıtlı ve edinim tarihi itibariyle edinilmiş mallara katılma rejimine tabi taşınmaz nedeniyle katılma alacağı (TMK.m.231) isteğinde bulunmuştur. Dava, katılma alacağı isteğine ilişkin bulunduğuna göre, nizalı taşınmazın edinilmiş mal olduğunun belirlenmesi halinde, davalının edinilmiş malının (TMK.nun 219.m) değerinden varsa bu mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.nun 231.m) yarısı (TMK.nun 236/1.m) katılma alacağı olarak hesaplanarak hüküm kurulur. TMK.nun 219.maddesi 1.fıkrası hükmüne göre her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri edinilmiş maldır. TMK.nun 222/1.maddesine göre ise belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda; dava konusu taşınmazın davalının kişisel malı olan dava dışı taşınmazların satış parasıyla alındığı, dolayısıyla kişisel malı olduğu savunulmuştur. Davalı adına 13.8.1985 tarihinde satın alma yoluyla edinilen ve birleştirilmek suretiyle kahvehane olarak kullanıldığı bildirilen 509 ada 66 parselde 3/192’şer arsa paylı zemin kat 1, 2, 7 ve 8 numaralı bağımsız bölümler 30.3.2006 tarihinde 3.kişiye satılmıştır. Nizalı taşınmaz ise 5.5.2006 tarihinde satın alınarak davalı adına tapuya tescil edilmiştir. Davaya konu istek davacı tarafından ... 1.Aile Mahkemesi'nin 2008/630 Esas, 2009/335 Karar sayılı boşanma davasında da ileri sürülmüş, Mahkemece karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Belirtilen dosyada dinlenen taraf tanıkları, nizalı taşınmazın, daha önce davalıya babası tarafından alınan taşınmazların satışından gelen bedelle alındığını açıklamıştır. Gerek açıklanan beyanlar, gerekse alım satım tarihleri arasındaki zaman aralığı ve satış parasının başka yere kullanıldığının da ispatlanamamış olması karşısında davalının dava dışı taşınmazlarının satışından gelen paranın dava konusu taşınmazın alımında kullanıldığının kabulü gerekir. Esasen bu husus Mahkemenin de kabulündedir. Ne var ki nizalı taşınmazın alımında kullanıldığı kabul edilen davalının kişisel mal grubuna dahil taşınmazlarının satış bedeli resmi akitte belirtilen miktar 29.000 TL olarak hesaba katılmıştır. Söz konusu resmi akitte davacı eş taraf bulunmadığına göre, davalının satış bedelinin gerçekte resmi akitte belirtilen miktar olmadığına ilişkin savunmasının araştırılması gerekir. Davalı, kişisel malı olan taşınmazlarının satış bedelinin nizalı taşınmazın alım bedelinin tamamını karşıladığını iddia etmektedir. Mahkemece yapılacak iş; davalı adına kayıtlı bulunmakta iken 30.3.2006 tarihinde 3.kişiye satılan taşınmazların bulunduğu mahalde keşif yapılarak, inşaatçı ve mülk bilirkişiler dinlenerek satış tarihleri itibariyle sürüm değerlerinin tespiti ile belirlenen değerin tarafların da mutabık oldukları nizaya konu taşınmazın alım bedeli olan 86.000 TL'yi karşılayıp karşılamadığının saptanması, davalı adına kayıtlı iken satılan taşınmazların satış bedelinin nizalı taşınmaz bedelini tamamen karşıladığının tespiti halinde TMK.nun 220/4.bendine göre kişisel malların yerine geçen değerler kişisel mal sayılacağından davanın reddi; satış bedelinin nizalı taşınmazın bedelini kısmen karşıladığının tespiti halinde ise nizalı taşınmazın edinilmiş mal grubuna dahil olan kısmının belirlenmesi ile varsa katılma alacağının hesaplanmasıdır.
Davacı vekilinin hükmün fazlaya ilişkin taleplerinin saklı tutulmadığı itirazına gelince; kabul şekline göre davacının katılma alacağı dava dilekçesinde belirtilen istekten fazla hesaplandığına ve taleple bağlı kalınarak hüküm verildiğine göre, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmamış olması doğru değildir.
Yargılamanın 09.02.2012 tarihli oturumunda davacı vekili fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması yönünde bozma ilamına uyulmasına, diğer hususlarda eski kararda direnilmesine davalı vekili ise, bozma ilamına uyulmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafın fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması yönünde bozma ilamına uyulmasına, diğer konularda ise eski kararda direnilmesine karar verilmiştir. Yerel mahkeme gerekçesinde; “ dava konusu taşınmazların edinilmiş mal kapsamında kabul edilmesi gerektiğini, 86000,00 TL ye edinildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığını, ancak, tapuda yapılan satışta resmi senette taşınmazların toplam değerlerinin 29000,00 TL gösterildiğini, gerçek satış değerinin ise 125000,00 TL olduğu belirtilmiş isede davalı tarafın da taraf olduğu resmi senetteki bedelin gerçeği yansıtmadığı yönündeki savunmasının ancak yazılı delille ispatlanmasının esas olduğunu, bu nedenle söz konusu taşınmazların satış bedelinin aynen resmi senetteki gibi 29000,00 TL olarak kabul edildiğini, davalının kişisel malı niteliğindeki bu taşınmazların satış bedelinin dava konusu taşınmazın edinilmesinde kullandığı iddiasının ise konuya ilişkin tüm deliller göz önüne alındığında Mahkemece kabul edilmediğini, tasfiye tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın sürüm değerinin bilirkişice 145000,00 TL olarak saptandığını, edinme değerinin 86000,00 TL olan bu değerin 29000,00 TL sinin davalının kişisel malı yerine geçen değeri ile karşılandığını, taşınmaza tasfiye tarihi itibariyle davalının katkısının 48895,34 TL, (145000,00X29000,00/86000,00=48895,34 TL) olduğunu, bu miktarın edinmiş maldan çıkarılması gereken pasif değer olarak değerlendirildiğini, bu katkının sürüm değerinden düşürülmesiyle kalan miktar olan 96104,46 TL nin (145000,00-48895,34=96.104,66 TL ) yarısı oranında yani 48052,33 TL'nin davacının katılma alacağı olduğunu, ancak, Mahkemece davacının talebi ile bağlı kalınarak 30000,00 TL nin karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi suretiyle ilk kararında direnilmesi..” üzerine direnme hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yüksek Hukuk Genel kurulu 12.09.2012 gün ve 2012/8-365 Esas, 2012/561 Karar sayılı kararının 1 nolu bendinde; “ ..o halde, davalıya ait kişisel malların satış bedelinin her türlü delille ispatlanabileceği yönündeki bozma doğrultusunda yapılacak araştırma sonucuna göre, karar verilmesi gerektiğine ilişkin Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. 2 nolu bendinde ise; davalı vekilinin bozma ilamının son paragrafında belirtilen fazlaya ilişkin talebe dair hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yerel Mahkemece, Özel Dairenin fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmamış olmasının doğru olmadığına değinen bozma nedenine uyularak oluşturulan yeni hüküm, Özel Dairece incelenmemiştir. O nedenle kararın temyiz incelenmesi görevi Yüksek Hukuk Genel Kurulu'na değil Özel Daireye aittir. Hal böyle olunca, davalı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Dairesi’ne gönderilmesi gerekir, denilmek suretiyle yukarıda 1 nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin kişisel mal bedeli ve kanıtlanmasına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle (…) HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 2 nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin fazlaya dair haklara ilişkin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 8. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, karar verilmiştir.”
Hukuk Genel Kurulu'nun bozma ilamının 2 nolu bendinde yer alan ve fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması yönünde yapılan bozma ilamına, Yerel Mahkemece uyulması ve direnme kararının hüküm fıkrasının 1 nolu bendi uyarınca verilen fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına yönelik hükmün yeni hüküm niteliğinde bulunması ve direnme kapsamında kalmaması nedeniyle dosyanın bu kısımla sınırlı olarak Dairece incelenmesi için Hukuk Genel Kurulunca gönderildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, fazlaya ilişkin haklar yönünden bozma ilamına uyulduğuna ve bozma ilamı doğrultusunda karar verildiğine ve usul ve yasaya aykırı bir yönde bulunmadığına göre davalı vekilinin hükmün bu kısmına yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmamıştır.
Ancak, fazlaya ilişkin haklara yönelik hüküm fıkrası onanmakla birlikte bu husus davacının mutlaka fazlaya ilişkin haklarının olduğu ve hüküm altına alınması gerektiği anlamına gelmez. Çünkü yerel mahkemenin kabul şekline göre yapılmış bir bozmadır. Mahkemece, kararda açıklandığı üzere Yüksek Hukuk Genel Kurulunca da kabul edilen Daire bozma ilamında yer alan işin esasına yönelik araştırma ve inceleme yaptıktan sonra toplanacak deliller çerçevesinde ve her iki bozma ilamlarının kapsamları da gözetilerek işin esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekmektedir. yerel mahkemece genel kurulun bozma ilamına uyma zorunluluğu bulunmaktadır. buna göre hareket edilmelidir.
Davalı vekilinin fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddi ile direnme hükmünün bu isteğe ait fıkrasının açıklanan nedenlerle ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 445,50 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1.781,80 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 10.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy