MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil (ayrıca muhtesat tespiti ve elatmanın önlenmesi de var)
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil (ayrıca muhdesat tespiti ve elatmanın önlenmesi) davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.09.2011 gün ve 503/397 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili duruşmasız olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19.03.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat ... ve karşı taraftan davacı vekili ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, dava konusu ... Köyü 111 ada 12 parselin vekil edeni ile davalının babaları ...'ten kaldığını, üvey annelerinin hissesini beş kardeşe bağışlayıp pay istemediğini, davacının bu nedenle 1/5 payı olduğu halde kadastro sırasında tamamının davalı adına tesbit ve tescil edildiğini, ayrıca taşınmaz üzerine davalının önerisi ve ustalığı ile davacı tarafından iki katlı ev yaptırıldığını ve üç yıl da kullanıldığını ancak davalının 20 gün önce evi işgal ederek davacıyı tehdit ettiğini, eve sokmadığını, evin tapu kaydında gözükmediğini açıklayarak taşınmaza ait tapu kaydının 1/5 payınıın iptali ile davacı adına tesciline, davalının eve haksız müdahalesinin meni ile evin davacı tarafından yaptırıldığının ve davacıya ait olduğunun tapunun beyanlar hanesine tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazı davalının yaptığını ayrıca arza sahip olanın tüm mütemmim cüzüne ve ferilerine de sahip olacağını, binayı yapanın da davalı olduğunu, davacının iddialarını yazılı delille ispatlaması gerektiğini açıkalayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile ... köyünde 111 ada 12 parselde tapuya kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile dava konusu taşınmazın tamamı 40 hisse olarak kabul edilerek 6/40 hissesinin davacı ... oğlu ...'e, 34/40 hissesinin davalı ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline, davaya konu ve Teknik Bilirkişisinin 21.04.2011 tarihli raporunda (B) harfi ile gösterdiği ahır binasının üzerine yapılan iki katlı kargir evin (muhtesatın) davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine, mülkiyet ve aidiyet tespiti ve bu hususun tapuda beyanlar hanesine şerh edilmesi isteminin ise reddine, müdahalenin önlenmesine ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, kabul edilen bölümler yönünden davalı vekili, reddedilen kısımlar bakımından davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
...Köyü 111 ada 12 parsel 354,44 m2 ve iki katlı kargir ev, ahır ve arsası vasfı ile 2003 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonunda ... oğlu ... 'in 20 yılı aşkın zilyetliğinde iken 1999 yılında ölümü ile mirasçıları arasındaki taksim sonunda müstakilen ...'e düştüğü açıklanarak davalı ... oğlu ... adına tesbit edilmiş, tutanak 30.01.2004 tarihinde kesinleşeerk tapuya tescil edilmiştir. Dosya arasındaki mirasçılık belgesine göre muris ... 29.01.1999 tarihinde ölmüş geride mirasçı olarak davacı ..., davalı ... ile dava dışı eşi ve çocuklarına bırakmıştır.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, dava konusu taşınmazın ortak miras bırakan ...'ten kaldığı ve mirasçıları arasında taksim yapılmadığı, taşınmaz üzerine yapılan dava konusu ikinci evin de davacı tarafından yaptırıldığı dinlenen tanıkların birbirini tamamlayan beyanlarından anlaşıldığına göre mahkemece davacının miras payı oranında iptal ve tescile karar vermiş olmasında ve dava konusu ikinci evin davacıya ait olduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden iptal tescil ve tesbite ilişkin davalı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarınnı reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün bu bölümlerinin ONANMASINA,
Muhdesatın, beyanlar hanesinde gösterilmesi ve elatmanın önlenmesi ile ilgili bölüme gelince; mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde mevcut ahır üzerine yapılan ikinci evin dinlenen tanık beyanlarından davacı tarafından yaptırıldğı konusunda kanaat edinildiği, bu nedenle dava konusu muhdesatın davacı tarafından yaptırıldığının tesbitine karar verildiği açıklanmış, devamında ise davalının elatmasının önlenmesine ilişkin talebin, yapının davacı tarafından yapıldığının, tapu iptali ve tescile yönelik kabul kararının kesinleşmesinden sonra dinlenmesi gerektiği gerekçesi ile bu bölüme yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
TMK'nun 684/1. maddesi uyarınca kural olarak, bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. 22.12.1995 tarhi ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı üzere; Eşya Hukuku'nda, muhdesatdan, bir arazi üzerinde arz malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlanamaz. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır. (TMK 722,724,729). Ne var ki; TMK'nun 1012 maddesi hükmüne göre; malikin rızasıyla, kamu hukukundan kaynaklanan kısıtlamalar, Tapu Sicil Tüzüğü'nün belirlediği ayrık durumlar ve özel kanun hükümlerinde saklı hallerde tapu kütüğünün beyanlar hanesine muhdesatla ilgili bilgi verilebilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünün beyanlar hanesine "beyanda" bulunulabilmesi için Medeni Kanun veya ilgili özel yasalarda bir düzenlemenin bulunması gerekir.
Arzdan ayrı olarak muhdesatla ilgili tapu kütüğünün beyanlar hanesine açıklama yapmaya imkan veren düzenlemeye örnek olarak Türk Medeni Kanunu'nun 748. maddesindeki sürekli geçit hakları, 755. maddesindeki toprağın iyileştirilmesi işlemi yapılmak üzere taşınmaz maliklerinin alacakları kararlar, 710. maddesindeki yetkili makamlarca belirlenmiş taşınmazın heyelan bölgesinde kaldığına dair beyanlar sayılabilir. Diğer yandan, buna imkan veren özel kanunlar olarak da; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 3194 sayılı İmar Kanunu, 3621 sayılı Kıyı Kanunu, 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu, 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemleri Düzenleyen Kanun, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu, 2924 sayılı Orman Köylüsü'nün Desteklenmesine dair Kanun ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu sayılabilir.
Tapu Sicil Tüzüğü'nün 60.maddesi hükmüne göre, kütüğün beyanlar sütununa ancak mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar yazılabilir. Az yukarıda, buna imkan veren Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddeleriyle özel kanunlar belirtilmiştir. Gerek metni yukarıda yazılan Türk Medeni Kanunu'nun 1012. ve gerekse Tapu Sicil Tüzüğü'nün 60. maddelerinden görülmektedir ki, mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtmenin kütüğün beyanlar sütununda gösterilebilme imkanı yoktur.
Tapu kütüğünün beyanlar hanesine "beyan" imkanı veren 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/II. maddesi "sahibi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına" imkan sağlamaktadır. Anılan hüküm uyarınca "Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise, bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir." Bu şekilde bir belirtmenin yenilik doğurucu bir sonucu olmadığı, esasen var olan şahsi hakka aleniyet kazandıracağı ve muhdesat sahibi lehine kanıt oluşturacağı kuşkusuzdur. 3402 sayılı Kadastro Kanunu kural olarak, kadastro bölge ve çalışma alanlarında üzerinde çalışma yapılan taşınmazlara uygulanır. Ancak, yasanın 33. maddesinde Kadastro Kanunu'nun bazı hükümlerinin kadastro çalışma bölgeleri dışındaki genel hükümlere göre açılan davalara da uygulanacağı kabul edilmiştir. Madde de sayılan genel hükümleri arasında 19. madde bulunmamaktadır. Ancak, kadastro çalışması yapılan taşınmazlarda, tutanakların askıya çıkarıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde Kadastro Mahkemesi'nde açılan davalarda veya bu süre içinde dava açılmamış tutanak kesinleşmişse, Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak Genel Mahkemelerde açılacak davada muhdesatın arzdan ayrı olarak beyanlar hanesine yazılması istenebilir. Bir başka anlatımla, kadastrodan sonraki hukuki sebeplere dayanılarak, Genel Mahkemelerde açılan davada, Kadastro Kanunu'nun 19/II. maddesine dayanılarak muhdesat tespiti ve bunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi dava edilemez.
Ayrıca HGK'nun 07.05.1986 tarih ve 1985/1-281 Esas, 490 Karar sayılı kararında; "Evin kendisine ait olduğu konusunda tapu kütüğüne şerh verilmesi mümkün değil ise de; beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmesi gerekir", denilmektedir. Anılan bu kararın da olaya ışık tutacağı açıktır.
Tüm bu açıklamalar karşısında iddia ve savunma doğrultusunda toplanan taraf delillerine göre, yukarıdaki bilgiler ışığında, davacının muhdesatın beyanlar hanesinde gösterilmesi ve davalının elatmasının önlenmesi talebi hakkında hüküm kurma imkanı olduğuna, dava 10 yıllık hak düşürücü süre içinde de açıldığına göre bu konuda davacı lehine karar verilmesi gerekirken, yanlışa düşülerek yazılı gerekçeyle muhdesatın tespiti davasının reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Kaldı ki bir taraftan muhdesatın davacıya ait olduğunun tesbitine karar verilirken, diğer taraftan muhdesatın beyanlar hanesinde gösterilmesi ile ilgili olarak davanın kabul edilen bölümünün kesinleşmesi sonuna bırakılması çelişki yarattığı gibi bu gerekçe sonrası davacının ileride hakkını arayabilmesi bakımından kesin hüküm oluşturacak şekilde red kararı verilmesi de doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün muhdesatın beyanlar hanesinde gösterilmesi ve davalının elatmasının önlenmesi ile ilgili bölüme yönelik olarak 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4.(HMK m.2977ç) ve HUMK'nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, aşağıda dökümleri yazılı 18,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 5,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına ve 1.114,15 TL peşin harcın da onama harcına mahsubu ile kalan 3.926,31 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına 19.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy