.....
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair .....verilen 04.06.2012 gün ve 137/267 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekilleri dava dilekçesinde özetle: 120 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmalarında hazine adına tespit ve tescil edildiğini, bu yerin 40 yılı aşkın zamandan beri vekil edenin zilyetliği altında olduğunu açıklayarak davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece davacının davasının HMK’nun 115/2. maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; eldeki dava harcı yatırılmak suretiyle 21.03.2002 tarihinde HUMK’nun yürürlükte olduğu dönemde açılmıştır. Mahkemece ara kararlarında yazılı olduğu üzere uzun bir süre .......... kayıtlı dava dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesine karar verilmiştir. Ayrıca, 15.11.2011 günlü 21 nolu oturumdaki 3 nolu ara kararı ile “..davacı vekiline 50 TL sabit gider, 60 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 110 TL’yi mahkeme veznesine yatırması için iki haftalık kesin süre verilmesine, belirtilen süre içerisinde avansın yatırılmaması halinde HMK’nun 115/2. maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedileceğinin ihtarına, (ihtarat yapılamadı) “ kararı verilmiştir. Ertelendiği 13.03.2012 günlü 22 nolu oturumda ise davacı ... ............ vekilinin gider avansının 12.03.2012 tarihinde yatırıldığına ilişkin duruşma tutanağında belirleme yapılmıştır. 08.05.2012 günlü oturumda ise davacının davasının reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde yazılı nedenlerle bozulması istekli olarak temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; iş bu dava, dilekçedeki hakim havalesine göre dava 21.03.2002 tarihinde açılmıştır. Dava konusu 120 ada 4 nolu parsele ilişkin
.......
Kadastro tutanağı onaylı fotokopisi getirilmiştir. Ham toprak niteliği ile senetsizden, yedi hektar 8582,36 m2 olarak, 3402 sayılı Kanunun 18. maddesine göre, 3.10.1997 tarihinde Hazine adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 04.12.1997 tarihinde kesinleşmiştir. Eldeki davanın Esası 2002/119’dur. 29.05.2002 tarihinde bu dosyanın irtibat nedeniyle aynı mahkemenin 2000/332 Esasındaki dosyayla birleştirilmesine yargılamanın birleşen dosya üzerinden devamına karar verilmiştir. Yargılamalar uzun süre birleştirilen 2000/332 Esasta kayıtlı dosya üzerinden devam etmiştir. Ne var ki, Mahkemece, çok uzun süre Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2005/255 (355) dava dosyasının sonucunun beklenilmesine yargılamanın bu ve ara kararlarında yazılı diğer nedenlerle bir sonraki oturumlara ertelenmesine dair kararlar verilmiştir. Ancak, davanın reddine esas alınan kesin sürenin verildiğine ilişkin dosyada mevcut duruşma tutanağının incelemesinden bu tutanağın esasının 2011/11 Esasta kayıtlı dosyaya ilişkin ve 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait bulunduğu, bundan bir önceki duruşma tutanağının ise........Mahkemesi'ne ait olduğu, taraflarının ve kapsamının birbirinden farklı olduğu anlaşılmaktadır. İş bu temyize ilişkin kararın Esas numarası ise 2012/137 olarak yazılmıştır. Bu durumda, birbirinden farklı üç ayrı esastaki dava dosyasının duruşma tutanaklarının dosya içerisinde bulunduğu, daha önce birleştirilmesine karar verilen 2000/332 Esasta kayıtlı dava dosyasının ekte olmadığı yapılan incelemeden anlaşılmıştır.
Kaldı ki, HMK'nun 115/2. maddesi gereğince 15.11.2011 günlü oturumda verilen ara kararıyla ilgili duruşmada davacı ... ........... ile vekilinin katılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda oturuma katılmayan kişilerle ilgili verilen kesin sürenin hukuken bir sonucu yoktur. Böyle bir ara kararına dayanılarak davanın reddine ilişkin kararda usul ve yasaya aykırıdır. Kaldı ki, söz konusu ara kararında belirlenen bedel gider avansı değil, delil avansı niteliğindedir. Delil avansının belirlenen kesin süre içerisinde yatırılmaması halinde sadece o delil için vaz geçmiş sayılır. Öte yandan, davanın açılış tarihi itibariyle yargılaması HUMK’ya tabi olup, HMK'nun ile getirilen bu tür avansa ilişkin yasa maddesinin eldeki dosyada uygulama yeri yoktur. Açıklanan tüm bu belirleme ve nedenlerle yerel mahkeme kararının HUMK ve HMK’nun konuyla ilgili hükümlerine aykırı olduğu görülmüştür.
Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
..........
Full & Egal Universal Law Academy