...
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ...... verilen 12.09.2011 gün ve 404/391 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, vekil edene ait 152 ada 2 sayılı parselle birlikte kullanılan taşınmaz bölümünün, kadastro çalışmaları sırasında davalıya ait 152 ada 3 sayılı parsele sınırları içerisinde tespit edildiğin....... davalının bu yere yönelik haksız müdahalesinin önlenmesine karar verildiğini açıklayarak,bu yerin tapu kaydının iptaliyle müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın yersiz açıldığını,taşınmazın davacıyla ilgisi bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, teknik bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen 3.62 m2 yerin tapu kaydının iptaliyle, 152 ada 2 sayılı parsele eklenmek suretiyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 14.07.2011 tarihli raporda, dava konusu yerin krokide A harfi ile gösterilen ve kırmızı ile taranmış 3,62 m2 bölüm olduğunu bildirmiş, mahkemece bu bölümün tapu kaydının iptaliyle davacıya ait 152 ada 2 sayılı parsele ilave edilmek suretiyle tescil kararı verilmiştir. Ancak, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokili raporda A harfiyle gösterilen bölüm ile davacıya ait 152 ada 2 parsel sayılı taşınmaz arasında iptal kararı verilen parselin uzantısı bulunmaktadır. Hal böyle olunca; A ile gösterilen bölümün davacıya ait 152 ada 2 parsele ilavesine olanak yoktur. Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak A ile gösterilen yerin ilavesine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bundan ayrı; taşınmaz Yarış Köyü sınırları içinde olup, imar planı bulunmadığından 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18/son maddesi gereğince payın küçük parçalara bölünmesi mümkün değildir. Söz konusu maddenin son fıkrası çarpık yapılaşmayı önlemek amacıyla getirildiği ve kamu düzenine yönelik bulunduğu konusunda duraksamamak gerekir. İmar Yasası bir Kamu Yasası olup kamu düzenini ilgilendirdiğinden mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulur. Mahkemece teknik bilirkişinin rapor ve krokisi eklenmek suretiyle ........3.62 m2 alanın ifrazının mümkün olup olmadığı yönünde görüş alınmadan, taşınmazın bu miktarının iptaline karar verilmesi de doğru olmadığı gibi, A harfiyle gösterilen 3.62 m2’lik yerin yüzölçümü dikkate alındığında bağımsız bir parsel olarak tesciline de imkan bulunmamaktadır.
........
Hal böyle olunca Mahkemece yapılacak iş, öncelikle dava konusu yerin mülkiyetinin taraflardan kime ait olduğu ve tespit tarihine kadar davacı lehine kazanma koşullarının bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak araştırılması, mülkiyet hususu açıklığa kavuşturulduktan sonra A ile gösterilen bölümün ifrazının mümkün olup olmadığı üzerinde durulması, ifrazının mümkün olmadığının belirlenmesi halinde, 3402 sayılı Kanun'un 15/2.maddesi hükmü uyarınca, davacının kullanımındaki bölümün taşınmazın tamamına oranlanmak suretiyle davacı payının belirlenmesi, ondan sonra elde edilecek sonuç ile paylı mülkiyet hükümleri çerçevesinde iptal ve tescile karar verilmesinin düşünülmesi, gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 18,40 TL'nin istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
......