......
... ile Hazine, ... ve dahili davalı.......aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair.......Mahkemesi'nden verilen 05.06.2012 gün ve 263/519 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, imar-ihya, miras yoluyla intikal, taksim ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları gösterilen yaklaşık 5.000 m2 yüzölçümüne sahip taşınmaz bölümünün vekil edeni adına tapuya tescilini istemiş, 27.06.2008 tarihli dilekçesinde ise; tescil konusu yerin bilgisi dışında 191 ada 1, 192 ada 1 ve 206 ada 1 parsel numaraları verilmek suretiyle 1998 yılında idari yoldan Hazine adına tescil edildiğini, 11.11.2004 tarihinde satış yoluyla Büyük ..........devredildiğini açıklayarak tapu kayıtlarının iptaliyle vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, kazanma koşulları oluşmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı ... yargılama oturumlarında temsil olunmamıştır.
Davaya dâhil edilen ..........vekili, taşınmazın Hazineden satış yoluyla devralındığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma süresi ve koşullarının davacı lehine gerçekleşmediği görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; TMK'nun 713/1, 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri uyarınca tescil isteğine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu ve tescili istenen taşınmaz bölümü 1966 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında taşlık çalılık niteliğinde tespit dışı bırakılmış, 07.05.1998 tarihinde idari yoldan Hazine adına tescil edilmiş, 11.11.2004 tarihinde satış yoluyla davalı Kooperatife devredilmiştir. Mahkemece, kazanma süresi ve koşullarının gerçekleşmediği açıklanarak davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve ......
inceleme karar vermeye yeterli bulunmadığı gibi keşif sırasında taşınmaz başında uygulanan hava fotoğrafları taşınmazın niteliğini belirlemekten uzaktır.
O halde; dava konusu taşınmazlar hakkında tapu kaydının oluştuğu 07.05.1998 tarihinden geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait (1968-1978 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğü'nden, getirtilerek dosyaya eklenmesi, yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları, Kadastro Müdürlüğü'nden keşifte uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğü'nden gelen paftaların ise, düzenlendikleri (1968-1978 yılları arasında düzenlenen paftalar olacak) tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp-tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulundukları konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, dava konusu yerin Belediye imar planları içerisinde kalıp kalmadığı, kalıyor ise hangi tarihte imar planı kapsamına alındığı üzerinde durulması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, davacılar ile miras bırakanlarının hangi tarihte taşınmazın imar ve ihyasına başladıkları, imar ve ihyayı ne şekilde sürdürdükleri ve hangi tarihte imar ve ihyanın tamamlandığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurularak belirlenmesi, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten idari yoldan tapu kaydının oluştuğu ve Belediye imar planı kapsamına alındığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması, daha önce götürülmeyen başka bir uzman bilirkişi ziraat mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek yukarıdaki açıklamalarda göz önünde tutularak kendilerinden gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmesi, bir önceki bilirkişilerin raporundaki gerekçelerde eleştirilerek aynı konuda görüşünün ortaya konulmasının istenilmesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi gerekir. Mahkemece yukarıda yazılı araştırma ve incelemeler yapılmadan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
......