MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Borçlu hakkında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takipte, ihtar tebligatının usulsüz olması nedeni ile ihtardan haberdar olup itiraz edemedikleri, takipte ödeme emri yerine icra emri gönderilmesinin usulsüz olduğu iddiası ile takibin iptali istenmiştir.
Mahkemece, icra emri tebliğinden itibaren yasal sürede başvurulmadığı, ihtara itiraz da olunmadığı, İİK 150/ı maddesine göre icra emri gönderilmesinde de usulsüzlük bulunmadığından istemin reddine karar verildiği görülmüştür.
İİK'nun 149. maddesi gereğince İcra Müdürü, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz "üçüncü şahıs" tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti 3. şahsa geçmiş ise ayrıca bunlara birer icra emri gönderir. Takip dayanağı 30.07.2009 tarih ve 8224 yevmiye numaralı ipotek akit tablosunun incelenmesinde, ipoteğin, 128.995.20 TL için düzenlendiği ve karz ipoteği (kesin borç ipoteği) olduğu anlaşılmaktadır.İpoteğin, kesin borç ipoteği olması nedeniyle borçluya İİK'nun 149. maddesi gereğince icra emri gönderilebilmesi için İİK'nun 150/ı maddesinde öngörülen koşulların oluşmasına gerek yoktur. Bu nedenle, borçluya icra emri tebliğ edilmesinde yasaya aykırılıık bulunmamaktadır.
Ancak, takibe dayanak ipotek akit tablosundan, ipoteğin konut finansman kredisi nedeni ile alınan kredi borcuna ilişkin olarak kurulduğu görülmektedir. Bu durumda, borçluların temerrüde düşüp düşmedikleri, borcun muaccel olup olmadığı, muaccel olan borcun miktarı ve faizi yapılan özel sözleşmelerin koşullarında değerlendirilmeden ipotek ilam niteliği kazanmaz. İlam niteliği bulunmayan belgeye yönelik şikayetin süresiz şikayete konu edilebileceğinin kabulü gerekir.
O halde alacağın varlığı ve miktarı 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında yargılama yapılmasını zorunlu kıldığından mahkemece takibin iptali gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine
04.04.2013 tarihinde oybirliğiye karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy