.....
... ve müşterekleri ile.....aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ........ verilen 25.06.2013 gün ve 41/191 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları gösterilen yaklaşık 5 dönümlük yerin 20 yıldan fazla süre koşullarına uygun olarak tasarruf edildiğini açıklayarak vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Harcını yatırmak suretiyle davaya katılan ... ile ........... taşınmazın miras yoluyla kaldığını, üzerinde miras payları bulunduğunu ileri sürerek, miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı Hazine temsilcisi, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, kazanma koşulları oluşmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı ... yargılama oturumlarında temsil olunmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne, teknik bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen 1.684,96 m2 yerin mirasçılık belgesindeki payları oranında davacı ve katılanlar adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; TMK’nun 713/1, 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri uyarınca tescil isteğine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile Mahkemenin kabulünden taşınmazın miras bırakan ...’ndan kaldığı anlaşılmaktadır. Mirasçılık belgesine göre, kök miras bırakan ... 10.05.1930 tarihinde, alt mirasçı ........10.02.1986 tarihinde ölmüşlerdir. Miras bırakanların ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup, taksim hakkında bir açıklama da yapılmamıştır. TMK.nun 701.maddesinde; “Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti elbirliği mülkiyetidir” şeklinde tanımlanmıştır. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp hakları taşınmazın tamamı üzerine yayılmış olup terekenin tamamını kapsar. -//-
........
Aynı Kanunun 702. maddesinde topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oy birliğiyle karar vermeleri gerektiği belirtilmiştir. Dava açmakta tasarrufi bir işlem olduğuna göre, bir kısım mirasçıların kendi paylarını ileri sürerek dava açmaları mümkün değildir. Başka bir anlatımla bir kısım mirasçıların elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi bir taşınmaz üzerinde tasarruf da bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Bazı mirasçıların açtığı dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da dava açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılması (olurlarının alınması) veya TMK.nun 640.maddesi uyarınca miras ortaklığına temsilci tayin edilmek suretiyle davaya devam edilmesi mümkün değildir.Mahkemece dava konusu taşınmazın davacı ve katılanlara ne şekilde intikal ettiği, terekenin taksim edilip edilmediğinin araştırılmaması doğru olmamıştır.
Bundan ayrı; uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümü 1955 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında, ırmak yatağı niteliğinde tespit dışı bırakılmıştır. Mahkemece, kazanma süresi ve koşullarının gerçekleştiği açıklanarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Dava konusu yer ırmak yatağı olarak tespit dışı bırakıldığına göre böyle bir yerin niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğrafı uygulamasıdır. Bu hava fotoğraflarının dava tarihinden geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait (1971-1981 yılları arası) iki ayrı zamanda ekilmiş yüksek çözünürlü hava fotoğraflarını......., aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan,fotometrik ve fotogrametrik paftaların, İl Kadastro Müdürlüğü'nden, ıslah ve sedde çalışması yapılıp yapılmadığının ise ......Müdürlüğü’nden sorulması, yapılmış ise bu çalışmalara ilişkin harita ve belgeler istenilerek dosyaya eklenmesi, yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis,teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla keşifte uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri,..... gelen paftaların ise, düzenlendikleri (1971-1981 yılları arasında düzenlenen paftalar olacak) tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı,imar-ihyasının tamamlanıp-tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulundukları konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif mahallinde dinlenilmeleri, davacı katılanlar ile miras bırakanlarının hangi tarihte taşınmazın imar ve ihyasına başladıkları, imar ve ihyayı ne şekilde sürdürdükleri ve hangi tarihte imar ve ihyanın tamamlandığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurularak belirlenmesi, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması, daha önce götürülmeyen başka bir uzman bilirkişi ziraat mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek yukarıdaki açıklamalarda göz önünde tutularak kendilerinden gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmesi,yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi gerekir. Mahkemece yukarıda yazılı araştırma ve incelemeler yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Diğer yönden; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyecektir. Anılan hüküm göz önünde tutularak 26.07.1972 tarihinden sonra davacı,
........
katılanlar ve diğer mirasçılar adına kadastro yolu ile veya açılan dava sonunda tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden, açılmış dava olup olmadığının o yer ....... sorulup belirlenmesi, TMK.nun 713/4. maddenin 4.fıkrası hükmüne göre, davanın konusunun,taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilan edilmesi ve son ilandan başlayarak 3 aylık itiraz süresinin beklenilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu hususlar gereği gibi araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması da isabetsizdir.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....