.....
... ve ... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair........... verilen 14.05.2012 gün ve 23/20 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, dava dilekçesinde;.....parsel sayılı taşınmazlar ile 116 ada 23 parsel sayılı taşınmazın 1/3 payının davacı ...’a 1/3 payının ...’a 1/3 payının ise davalıya ait olduğu halde tamamının davalı adına yazıldığını ileri sürerek tapu kaydının kısmen iptali ile vekil edenlerinin payları oranında adlarına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili yargılama oturumunda dava konusu yerlerin vekil edenleri ile davalının babası ...’tan intikal ettiğini, paylaşım yapılmadığını davacılar ile davalının 1/3'er payının bulunduğunu açıklamıştır.
Davalıya usulüne uygun olarak tebligat yapılmış davalı davaya cevap vermediği gibi yargılama oturumlarına da katılmamıştır.
Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro öncesi kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK’nun 713/1 ve 996 maddeleri ile 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesi gereğince açılmış mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, uyuşmazlık konusu taşınmazların tarafların ortak murisi ...’tan mirasçılarına kaldığı, mirasçılardan........davada yer almadığı mirasçılar arasında elbirliği mülkiyetinin geçerli olduğu benimsenerek davanın usulden reddine karar verilmiş ise de mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık konusu 116 ada 23 parsel sayılı taşınmaz 15.03.2009 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında senetsizden tarla vasfıyla 3 hisse itibariyle 1 hissesi........bir hissesi İbrahim oğlu ...’un ve bir hissesi de ........ ceddinden intikalen ve verese arasında taksimen 20 yılı aşkın bir zamandan beri nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufunda olduğu belirtilerek bu şahıslar adına
.......
tespit edilmiş, tespitin 04.08.2009 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuştur. 113 ada 55 parsel sayılı taşınmaz ise 16.03.2009 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında İbrahim oğlu ...’un ceddinden intikalen ve verese arasında taksimen 20 yılı aşkın bir zamandan beri nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufunda bulunduğu belirtilerek senetsizden tarla vasfıyla bu şahıs adına tespit edilmiş tespitin 04.08.2009 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuştur. Keza 113 ada 19 parsel sayılı taşınmaz ise 27.03.2009 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında senetsizden tarla vasfıyla, dört hisse itibariyle bir hissesi.......ve bir hisses........ve iki hissesi İbrahim oğlu ...’un cedlerinden intikalen ve verese arasında taksimen 20 yılı aşkın bir zamandan beri nizasız, fasılasız, malik sıfatıyla zilyet ve tasarruflarında bulunduğu belirtilerek bu şahıslar arasına tespit edilmiş tespitin 04.08.2009 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuştur.
Keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar uyuşmazlık konusu taşınmazların tarafların ortak murisi ...’tan kaldığını, mirasçılar arasında taksim yapılıp yapılmadığını bilmediklerini beyan etmişlerdir. Mahkemenin kabulü de bu yöndedir.
Dosya arasında mevcut nüfus kayıtları ile veraset ilamlarına göre davacılar ile davalı ... mirasçılarıdırlar. Davada yer alan mirasçılar dışında kök muris ...’un kızı olan ve 21.05.1942 tarihinde vefat eden Şerife mirasçısı olan eşi .... bulunmaktadır. Dava mirasçılar arasında açılıp yürüyen bir dava olup, bir mirasçı diğer mirasçıya karşı her zaman miras payı oranında iptal ve tescil isteğinde bulunabilir. Her ne kadar TMK’nun 701. ve 702. maddeleri gereğince muristen kalan taşınmaz elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğundan aynı Kanun'un 702. maddesinde öngörülen tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır ilkesi söz konusu ise de; mirasçılar arasında açılıp yürüyen davalarda bu kural uygulanmamaktadır. Bu ilke TMK’nun 702. maddesinde açıklanan oybirliği ilkesinin bir istisnasını oluşturmaktadır. Mirasçılar arasında açılıp yürüyen davalarda zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda toplanan deliller birlikte değerlendirilerek davacıların miras payı yönünden esasa ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.....
Full & Egal Universal Law Academy