.......
... ile .........ve dahili davalı Hazine aralarındaki tescil davasının reddine dair..........Mahkemesi'nden verilen 21.06.2012 gün ve 1753/795 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, kendisine ait 152 ada 21 parsel içinde olması gerekirken kadastro çalışmaları sırasında paftasında yol olarak gösterilen taşınmaz bölümünün kadastro öncesi nedenle, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayalı olarak adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın köy yolu olarak tespit gördüğünü ve tescil harici bırakılma tarihinden dava tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmemiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... Tüzel Kişiliği temsilcisi, kadastro çalışmaları öncesinde taşınmaz maliklerinin kendi aralarında anlaşarak taşınmazlarına ulaşmak için yol yeri bıraktıklarını, davacının da yol talebi bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kadastro çalışmalarının yapıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamalarına göre; tespit dışı bırakılan bir yerin, Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddesi hükümlerine göre, tapuda tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile anılan maddelerde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Kural bu olmakla beraber Daire uygulaması gereğince, tespit dışı bırakılma tarihinden itibaren makul süre içerisinde açılan davalarda, tespit dışı bırakılma tarihinden önceki zilyetliğin kazanma bakımından tespitten sonra başlayacak zilyetliğe eklenmesi mümkündür.
.........
Somut olayda, dava konusu taşınmaz bölümü; dosyada bulunan ve davacı adına tespit ve tescil edilen 152 ada 21 parsele ait kadastro tutanağına göre, 16.04.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında paftasında yol olarak gösterilmiştir. Temyiz incelemesine konu eldeki dava ise, 06.08.2007 tarihinde açılmıştır. Kadastro çalışmalarının yapılmasıyla paftasında yol olarak bırakıldığı tarihten itibaren davanın açıldığı tarihe kadar makul süre geçmemiştir. Eş anlatımla, dava makul sürede açılmıştır. Tespit öncesi nedenlere dayalı olarak, tespit dışı bırakılma tarihinden itibaren makul süre içerisinde açılan davalarda, tespit dışı bırakılma tarihinden önceki zilyetliğin, kazanma bakımından nazara alınacağı kuşkusuzdur. Mahkemece maddi olay ve hukuki nitelemede yanılgıya düşülerek ve iddianın tespit sonrası nedene dayandığı düşüncesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca; Mahkemece yapılan keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları dava konusu yer ile etrafında herhangi bir yol olmadığını, kadastro çalışmaları sırasında yol olmadığından dolayı sorun yaşanılacağı düşünüldüğünden, her komşu malikleri kendi parsellerinden ödün vererek yol oluşturmaya başladıklarını açıklamışlardır. Bu kapsamda, dava konusu taşınmazı gösterir geniş pafta, dinlenilen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, nizalı taşınmazın kadim köy yolu olmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca yerel Mahkeme hükmünün BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-2 bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna, ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.........