MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Borçlu vekili şikayetinde; takibe dayanak ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 25.01.2011 tarih ve 2010/676 Esas, 2011/16 Karar sayılı ilamda faizin 17.03.2008 tarihinde başlatılmasına dair hiçbir hükmün bulunmadığı halde icra emrinde faizin 17.03.2008 tarihinde başlatılmasının ilama aykırı olduğunu belirterek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Takip dayanağı ilamda faizin başlangıcı konusunda bir hüküm bulunmaması halinde karar tarihinden itibaren faiz istenebilir. Somut olayda da ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 25.01.2011 tarih ve 2010/676 Esas, 2011/16 Karar sayılı ilamda “davalıya ödenmiş bulunması halinde aradaki fark olan 62.694.00 TL'nin davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya iadesine” karar verilmiş olup yasal başlangıç tarihi gösterilmediğinden faiz başlangıç tarihinin karar tarihi olan 25.01.2011 tarihi olarak kabulü gerekir.
Somut olayda takibe başlandıktan sonra dayanak ilam Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 17.10.011 tarih 2011/9892-10198 Esas ve Karar sayılı ilamı ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 1 nolu bendinde yer alan “yasal faizi ile birlikte” sözcükleri yerine “bankadan çekilmesine kadar varsa işlemiş olan mevduat faiziyle birlikte davacıya iadesine” ibaresi yazılması şeklinde düzeltilerek onanmıştır.
Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; paranın bankadan çekilmesine kadar geçen sürede alacağa mevduat faizi, 25.01.2011 karar tarihinden itibaren de yasal faiz oranları ile faiz hesabı yaptırarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde paranın çekildiği tarih ile karar tarihi arasındaki dönemi de kapsar şekilde faiz hesabı yapan bilirkişi raporuna göre hüküm tesisi doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz talebinin kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4 (HMK. m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 11.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy