........
... ile ... ve.......aralarındaki tescil davasının reddine dair ......... verilen 25.09.2012 gün ve 517/374 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin kadastro çalışmalarında tespit harici bırakılan davaya konu taşınmazı imar ihya ederek kültür arazisi haline getirdiğini ve 30 yılı aşkın bir zamandır tarla ve ağaçlık olarak kullandığını belirterek taşınmazın vekil edeni adına tescilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddi ile davalı taşınmazın ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir
Davalı köy tüzel kişiliği temsilcisi, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmamış ve yazılı beyanda da bulunmamıştır.
Mahkemece, aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş;
Hüküm davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.
Dava dosyası arasında bulunan mirasçılık belgesine göre; davacının miras bırakanı......... 19.05.1992 tarihinde ölmüş ve geriye davacı ve diğer çocuklar ........olarak bırakmıştır. Mirasçılardan..........03.07.2012 tarihli oturuma katılarak muristen kalan taşınmazları aralarında bölüştüklerini ve davalı taşınmazın davacıya kaldığını, beyan etmişlerdir, ayrıca aynı yöndeki beyanlarını içerir yazılı dilekçelerini de dosyaya sunmuşlardır. Diğer mirasçılar..........de dosyaya sundukları dilekçelerle davalı taşınmazın yapılan taksimde davacıya kaldığını ve taşınmazda herhangi bir hakları bulunmadığını bildirmişlerdir.
Mirasçılık belgesine göre, davacıların miras bırakanı 19/05/1992 tarihinde ölmüştür. Miras bırakanın ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi ise de yargılama sırasında muris ........tüm mirasçıları tarafından terekenin taksim edildiği açıklanmıştır. TMK'nun 701. maddesinde; "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler
........
uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti elbirliği mülkiyetidir" şeklinde tanımlanmıştır. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp hakları taşınmazın tamamı üzerine yayılmış olup terekenin tamamını kapsar. Aynı Kanun'un 702. maddesinde topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiği belirtilmiş olup iş bu hükümlerin somut olayda uygulanma yeri yoktur. Zira, davacı dışındaki tüm mirasçılar gerek yazılı ve gerek sözlü beyanları ile muristen kalan malları bölüştüklerini ve bu paylaşımda davalı taşınmazın davacıya kaldığını bildirdiklerine göre, davacı fiili taksimatı ispatlamış olup iş bu davada aktif dava ehliyeti bulunmaktadır. Hal böyle olunca, Mahkemece dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek esasa ilişkin karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.........