(4721 S. K. m. 683) (3402 S. K. m. 5, 26, 27, 30) (Davalı Taşınmaz Mal Tutanaklarının Kadastro Mahkemesine Devri Hakkında Yönetmelik m. 5, 6, 7)
Dava: Davacı-karşı davalılar M. K. ve H. K.yle davalı-karşı davacılar M. K. ve A. C. aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Beydağ Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 19.4.2011 gün ve 92/9 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı-karşı davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar-karşı davalılar M. ve H. K. vekili, davaya konu su kaynağıyla sulanan tapusuz taşınmazı vekil edenlerinin satıcısı F. B.'ndan su hakkıyla birlikte satın ve devraldıklarını, kaynağın ve suyolunun yıpranması sebebiyle onarım yaptırdıklarını ancak, hakları olan suya davalıların engel olduğunu, su kaynağı üzerinde hak iddia ettiklerini ileri sürerek davalıların kaynağa ve suyoluna yönelik elatmalarının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar-karşı davacılar M. K. ve A. C. vekilleri, su kaynağını davacılar M. ve H. K.'nin satıcısı olan F.'nın miras bırakanı İsmail birlikte A. C.'nın bulup çıkardığını, kaynaktan çıkan sudan vekil edenlerinin ve yoldan geçmekte olan köy halkının içme suyu olarak yararlandığını, davacılar M. ve H. K.'nin evvelden beri var olan kullanım şekline aykırı biçimde, onarım kazısı adı altında suyu kaynağından itibaren boru ve hortum içine alarak 1300 metre uzaklıktaki evlerine götürdüklerini ve bu şekilde de mahalle halkının ve kendilerinin sudan faydalanmasına engel olunduğunu, kazı çalışmaları sırasında taşınmazlarına da zarar verildiğini ileri sürerek davacıların davalarının reddine, vekil edenlerinin içme suyuna ve taşınmazlarına tecavüzde bulunan Murat ve Hüseyin'in elatmalarının önlenmesine, su kaynağının, su yolunun ve suyun kullanımının eski haline getirilmesini istediklerini bildirmişlerdir.
Mahkemece, davacılar-karşı davalılar M. ve H. K.'nin açtıkları davanın reddine, davalılar-karşı davacılar M. K. ve A. C.'nın açtıkları birleşen davanın kabulüyle davacı tarafın içme suyuna ve taşınmazına müdahalede bulunan davalıların müdahalelerinin men'ine. 12.9.2005 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen şekilde suyun su kaynağının, suyolunun eski haline getirilmesine, fazlaya dair hakların saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Hüküm; süresi içinde, davacılar-karşı davalılar M. ve H. K. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairenin 27.12.2011 tarih, 2011/6521-7715 Esas ve Karar sayılı geri çevirme yazısına cevaben İ. Kadastro Müdürlüğü'nün 29.2.2012 gün ve ...437 Sayılı yazısında; davaya konu taşınmazın bulunduğu Yeşiltepe köyünde 2008-2009 yılında kadastro çalışmaları yapıldığı, yazı ekinde gönderilen kadastro bilirkişisi tarafından düzenlenen 12.9.2005 tarihli rapor ve kroki incelendiğinde davaya konu yerler ile su kaynağının hangi ada ve parsel numaralı taşınmaz içinde kaldığının belirlenemediği, zeminde yapılacak kadastro pafta uygulaması ve ölçü neticesinde yapılacak değerlendirmeyle hangi kadastro parseli içinde kaldığının tespit edilebileceği bildirilmiştir.
Davacılar-karşı davalılar M. ve H. K., davaya konu taşınmazın kadastrosunun yapıldığını ve davaya konu taşınmazın kendi adlarına kayıtlı bulunan 164 ada 11 parsel içinde kaldığını temyiz dilekçesinde iddia etmişler ve bu parsele ait tapu senedini sunmuşlardır. 164 ada 11 parsele ait tapu kaydına göre de; Yeşiltepe köyü, cevizdibi mevkiinde 41,95 m2 taşınmazın Bahçe niteliğinde ve 5.6.2009 tarihinde, kadastro yoluyla M. ve H. K. adlarına 1/2'şer pay oranında tapuya tescilli olduğu anlaşılmaktadır.
Dava; önceki bozma ilamlarında da açıklandığı üzere, T.M.K.nun 683. maddesi uyarınca açılan ayni hakka dair elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu birlik dahilinde, davanın açıldığı 8.11.2004 tarihinden sonra ve karar verilmeden önce 2008-2009 yıllarında arazi kadastro çalışmalarının yapıldığı anlaşılmaktadır. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesine göre, Kadastro müdürü, çalışma alanında işe başlamadan önce mahalli hukuk mahkemelerinde, bu alandaki taşınmaz mallar hakkında görülmekte olan kadastroyla ilgili davalarla, hükme bağlanmış olup da henüz kesinleşmeyen davaların listesini alır ve bunu çalışma alanıyla ilgili tüm tapu, vergi, harita ve diğer belge örnekleriyle birlikte kadastro teknisyenliğine verir. Davalı Taşınmaz Mal Tutanaklarının Kadastro Mahkemesine Devri Hakkında Yönetmeliğin 7/e-2 fıkrasında da benzer hüküm yer almaktadır. Buna göre; Kadastro öncesi davalı olduğu halde, dava listesine dahil edilmemesi veya davalı olduğu mahkemelerce bildirildiği halde bu husus gözönünde bulundurulmayarak tespitleri kesinleştirilen taşınmaz mallar bulunduğu takdirde, devredilmişse Tapu Sicil Müdürlüğünce, devredilmemişse Kadastro Müdürlüğünce ilgili parsel ya da parsellerin tapu kütüğü sayfasının beyanlar hanesine, tespitin davalı olması sebebiyle kesinleşmediği yazılarak bu Yönetmeliğin 5 ve 6. maddeleri uyarınca işlem yapılır denilmiştir.
Kadastro tespitlerinden önce genel mahkemelerde açılan davaların kadastro tespitine itiraz niteliğinde olduğunun, parsellere ait kadastro tutanaklarının zuhulen kesinleştirildiklerinin kabulü gerekir. Dava hala derdest bulunmaktadır. Nitekim, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 27/1. maddesi hükmüne göre, mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastroyla ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mallara dair davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar Kadastro Mahkemesine re'sen devrolunur hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun 26/son maddesi hükmüne göre de, Kadastro Mahkemesi'nin yetkisi her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği günde başlar.
İzmir Kadastro Müdürlüğü tarafından, davaya konu taşınmaz hakkında kadastro bilirkişisi tarafından düzenlenen 12.9.2005 tarihli rapor ve kroki (ölçeksiz ve koordinatsız kroki) incelendiğinde, davaya konu yerler ile su kaynağının hangi ada ve parsel numaralı taşınmaz içinde kaldığının belirlenemediği bildirilmiş ise de; yargılama devam ederken kadastro çalışması yapıldığından, bu durumda dava kadastro tesbitine itiraz niteliğinde bulunduğundan, mahallinde mahalli ve teknik bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılarak teknik bilirkişiden infaza elverişli ölçekli ve koordinatlı kroki alınması, dosya içinde yer alan davacıların iddia ettikleri 164 ada 1 parsele ait kadastro tutanağı ve varsa dayanağı tapu ve vergi kayıtları bulundukları yerlerden getirtilerek dosya arasına konulması ve bu yere ait olup olmadığı hususu üzerinde durulması. Fen bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve krokiler Kadastro Müdürlüğüne gönderilerek, davaya konu taşınmaza ait kadastro tutanağı düzenlenip düzenlenmediğinin etraflıca araştırılması gerekir.
Dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş ise, mahkemece yukarda açıklanan kanun ve yönetmelik hükümleri uyarınca; mülkiyet uyuşmazlığı olan müdahalenin önlenmesi davası hakkında görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli Beydağ Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi ve hakkında kadastro tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlar hakkındaki davaya genel mahkemelerin görevli olduğu düşünülmesi gerekirken, işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Görev kamu düzeniyle ilgili olup mahkemece kendiliğinden gözetilir. Tutanakların malik hanesi 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 30. maddesi uyarınca ancak Kadastro Mahkemelerince doldurulur.
Sonuç: Davacılar-karşı davalılar M. ve H. K. vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 Sayılı H.M.K.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince görev yönünden BOZULMASINA ve 18,40 TL peşin harcın istenmesi halinde temyiz eden davacı-karşı davalılara iadesine, 20.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy