MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ile ...ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Milas 1.Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinden verilen 03.03.2011 gün ve 327/140 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, evlilik birliği içinde edinilen 1460, 1522, 1542, 1550, 1553 ve 1617 parsellerde tapuya kayıtlı taşınmazın davalı eş tarafından diğer davalıya danışıklı olarak devredildiğini açıklayarak tapu kayıtlarının iptali ile ½ paylarının vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, satışın muvazaalı olmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mal rejiminin tasfiyesine dayalı isteğin ayın olarak istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz incelemesine konu dava 09.04.2007 tarihinde açılmıştır. Taraf eşler arasında Milas 2. Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesinin 2007/165 Esas sayılı boşanma davasının halen derdest bulunduğu bildirilmiştir. Davacı dava dilekçesinde; evlilik birliği içinde edinilen taşınmazların boşanma davasından hemen önce muvazaalı olarak davalı eş tarafından diğer davalıya aktarıldığını açıklayarak, tapu kayıtlarının iptaliyle ½ hisselerinin davacı eş adına tescili isteğinde bulunmuştur. Bilahare 11.05.2007 tarihli dilekçeyle nizalı taşınmazların evlilik birliği içinde eşler tarafından birlikte satın alındığı belirtilerek tapu kaydının iptali ile ½ hisselerinin davacı eş adına tescili isteği tekrarlanmış, alacak talebi olmadığı bildirilmiştir. 09.11.2009 tarihli celsede davacı taraf katılma alacağı isteğinde bulunduklarını ifade etmiş ise de, davalı taraf iddianın genişletildiği savunmasıyla bu talebe karşı koymuştur.
Dava konusu bir kısım parseller ile bir kısım parsellerde davalı eş adına kayıtlı bulunan hisseler 09.02.2007 tarihinde diğer davalı ...’ya satış suretiyle devredilmiştir. Kural olarak, eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2. maddesine göre boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona erer. Boşanma davasının sonucu beklenilmediğine göre, eşler arasındaki mal rejiminin sona erip ermediği belirlenememiş ise
de; temyize konu dava Borçlar Kanununun 18. maddesi uyarınca açılmış şahsi hakka dayalı muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karsısında, aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. Davacı, şahsi hakkına dayanarak ileride açabileceği mal rejiminin tasfiyesi ile hak edebileceği alacağının tahsilini sağlamak amacıyla eldeki davayı açmış, tapu kaydının iptalini istemiştir. Davacının böyle bir davayı açmasında hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Ne var ki, davacı taraf ½ hisselerin adına tescili talebinde bulunmuştur. Muvazaalı devir nedeniyle eski haline dönüş istenmediğine, yarı payının davacı adına tescili isteğinde bulunulduğuna göre davanın değişik gerekçeyle reddine karar verilmiş olmasında sonucu itibariyle usul ve yasaya aykırı yön bulunmamaktadır.
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle usul ve yasa hükümlerine uygun bulunan hükmün ONANMASINA, HUMK.nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 18,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2,75 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına 24.5.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.