MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile ... aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 20.04.2011 gün ve 286/238 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, uyuşmazlık konusu taşınmazın 1981 yılından bu yana aralıksız ve davasız malik sıfatıyla Belediye tarafından 100. yıl Atatürk Kültür Parkı olarak kullanıldığını, Kültür binası olarak kullanılan yapı inşa edildiğini, 1975 yılında yapılan imar planı kapsamında çocuk bahçesi ve park olarak bırakıldığı halde, sehven ya da ihmalen tapulama çalışmaları sırasında Belediye adına tescil edilmediğini açıklayarak, nizalı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazın Devlet'in hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlik yoluyla iktisabının mümkün olmadığını, ayrıca imar-ihya koşullarının gerçekleşmediğini, köy tüzel kişiliği dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarının zilyetlik yoluyla taşınmaz iktisabının mümkün olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; yerel bilirkişi ve tanık beyanlarından, dava konusu taşınmazın öncesinde belde halkı tarafından düğün, güreş müsabakaları, yöresel oyunlarının oynandığı vs. yer olarak tasarruf edildiği, 1981 yılında Belediye Başkanlığı tarafından ağaçlandırılarak park olarak kullanılmaya başlandığı, içerisine çay ocağı yapıldığı ve Belde halkının tamamının yararlandığı piknik alanı ve bayramlaşma yeri olarak kullanıldığının anlaşıldığı, Yüksek Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 19.02.2007 tarih 2007/534 Esas ve 2007/1471 Karar sayılı ilamında "öncesi harman yeri olan ve kamunun genelinin yararlandığı bu yer imar uygulamasında yine kamunun genelinin yararlandığı bir yer olarak bırakılmak koşuluyla imar planına alınabileceğinden (örneğin meydan, yol, park, yeşil alan, otopark, toplu taşıma istasyonu, terminal... gibi) bu yerin kamunun yararlanmasına tahsis edilmek üzere ve bu koşulla ... adına tesciline karar verilmesi gerektiği"; Yüksek Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2005 tarih 2005/8690 Esas ve 2005/9755 Karar sayılı ilamında ise; "Davacı ..., köy boşluğu olarak tespit dışı bırakılan yere elatmanın önlenmesi, yıkım ve tescil isteklerinde bulunduğu, köy boşluklarının 3402 sayılı Yasa'nın 16/A maddesi gereğince ... adına tespit edileceği ancak, koşulların varlığı halinde tescile ya da özel mülkiyete konu olmasının da mümkün olduğu; somut olayda, çekişmeli taşınmazın mera özelliği göstermediği, üzerinde yapılanıldığı ve ayrıca sebze ve ağaç dikili olduğu, öte yandan
28.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5272 sayılı Belediye Kanunu'nun Geçici 1. maddesinde "özel mevzuat hükümlerine göre devri mümkün olmayan kamu hizmetlerinde kullanılan veya Maliye Bakanlığı'nca üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilmiş olanlar dışında kalan Hazineye ait taşınmazlardan bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte 1/5000 ölçekli nazım imar planı içinde kalanlar, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeye bedelsiz devredileceğinin" belirtildiği, anılan Yasa 03.07.2005 tarihinde kabul edilen 5393 sayılı Belediye Kanunu ile yürürlükten kaldırılmış ise de; 5272 sayılı Yasa'nın yürürlük zamanındaki kazanılmış hakların gözetilmesi ve korunmasının gerekeceği, kazanılmış hakların kamu düzeni ile ilgili olup, resen dikkate alınması gereken bir usul kuralı olduğu" şeklindeki kararlarda, 5272 sayılı mülga Belediye Kanunu'nun Geçici 1. maddesine göre bu yerlerin belediyeye devredileceğini her ne kadar Kanun yürürlükten kalkmış ise de yürülükte bulunduğu tarih itibarı ile kazanılmış hak doğuracağının belirtildiği, mülga 5272 sayılı Belediye Kanunu'nun Geçici 1. maddesi; "özel mevzuat hükümlerine göre devri mümkün olmayan, kamu hizmetlerinde kullanılan veya Maliye Bakanlığı'nca üzerinde sınırlı aynı hak tesis edilmiş olanlar dışında kalan ...'ye ait taşınmazlardan bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte 1/5000 ölçekli nazım imar planı içinde kalanlar; Belediye ve mücavir alan sınırları içinde Belediye'ye, Büyükşehir teşkilatı kurulan yerlerde beşbin metrekaranin üzerinde olanlar Büyükşehir Belediyesi'ne bedelsiz devredileceği, bu şekilde devredilen taşınmazlarla ilgili olarak yapılacak imar uygulaması sonucunda kamu hizmeti için ayrılan yerler, bedelsiz ve müstakil parsel olarak ... adına resen tescil edileceği, bu hususta tapu kütüğüne şerh konulacağı şeklinde düzenleme getirdiği, dava konusu yerin kamu hizmeti için kullanılan bir alan olduğu, bu gibi yerlerin yararlanma hakkının ilgili Belde halkına ancak, kuru mülkiyetinin davalı ...'ye ait olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine, dava konusu edilen ve 24.06.2010 tarihli teknik bilirkişi raporu ekindeki krokide A harfi ile gösterilen 11.861,91 m2'lik alanın Belediye adına tapuya tesciline ilişkin talebin reddine, çoğun içinde azın da olacağı ilkesi uyarınca bilirkişi raporunda gösterilen bu yerin kamunun genelinin yararlandığı bir yer olarak bırakılmak koşuluyla bu yerin kamunun yararlanmasına tahsis edilmek üzere ve bu koşulla ayrı bir parsel numarası ile davalı ... adına tesciline ve bu konuda tapu kaydına şerh düşülmesine karar verilmiştir. Hüküm, davacı ve davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve davacı ... yararına nizalı taşınmazda zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluşmadığının kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığına göre; davacı vekilinin aşağıda belirtilen husus dışındaki sair tüm temyiz itirazlarının reddine;
Davalı ... ve davacı vekillerinin hükmün, nizalı taşınmazın davalı ... adına şarta bağlı olarak tapuya tesciline yönelik kısmına ilişkin temyiz itirazlarına gelince; HMK'nun 26. (HUMK'nun 74.) maddesi uyarınca hâkim tarafların isteği ile bağlı olup ondan fazlasına ve başka bir şeye karar veremez. Davalı ... vekilinin, nizalı taşınmazın TMK'nun 713/6. maddesi kapsamında ... adına tescilini istemediği halde, istek aşılarak nizalı taşınmazın ... adına şarta bağlı olarak tapuya tesciline karar verilmesi HMK'nun 26. (HUMK'nun 74.) maddesine aykırı olmuştur. Ne var ki, HUMK'nun 438/7. maddesi (HMK. m. 370/2) uyarınca bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında "...1- Davacı'nın davasının kısmen kabulü ile, dava konusu edilen ve 24/06/2010 tarihli fen bilirkişi raporu ekindeki krokide A harfi ile gösterilen 11.861,91 m2'lik alanın belediye adına tapuya tesciline ilişkin talebin reddine, Çoğun içinde Az vardır kuralı doğrultusunda bilirkişi raporunda gösterilen bu yerin kamunun genelinin yararlandığı bir yer olarak bırakılmak koşuluyla bu yerin kamunun yararlanmasına tahsis edilmek üzere ve bu koşullaayrı Bir parsel numarası ile ... adına tesciline ve bu konuda tapu kaydına şerh düşülmesine, 2- Karar kesinleştiğinde bir suretinin 24.06.2010 tarihli fen bilirkişi raporunun eklenerek Tapu Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesine," ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, bunun yerine; “1-Davanın reddine” ibaresinin ilave edilmesine ve yazılmasına, davacı ve davalı ... vekillerinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüne, hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 2588 sayılı Kanun'la eklenen 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca ...'den harç alınmasına mahal olmadığına ve aşağıda dökümü yazılı 18,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 5,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına 04.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy