MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... (Kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 16.11.2006 gün ve 36/102 sayılı hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de, duruşma isteminin değerden reddine karar verilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 03.02.2000 tarihli dava dilekçesinde davalıların miras bırakanı adına tapulama yoluyla tescil edilen 357 sayılı parselin kendisine ait nizasız 355 parsel yönünde kalan bir kısım yerin tespit öncesinde kendisine ait olduğunu, tapulamada ortak sınırın yanlış belirlendiğini açıkladıktan sonra davalıların miras bırakanlarının ölüm tarihine göre Türk Medeni Kanunu'nun 713/2 maddesindeki ölüm sebebine tutunarak bu bölüm için iptal ve tescil istemiştir. Temyize konu eldeki bu davayla birleştirilen 2009/91 E- 2000/85 K sayılı dosyada ise aynı yer için elatmanın önlenmesi talebinde bulunmuştur.
Davalı ... 'un mirasçılarından bir kısmı asıl davanın reddini, birleştirilen davaya konu yeri o davanın davalısı ...'e haricen satarak devrettiklerini, bu nedenlerle her iki davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece asıl davanın Kadastro Kanunu'nun 12/3.maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre geçtiği için, birleşen davanın ise davacının iddia ettiği kesintisiz zilyetlik iddiasının ortadan kalktığı ve birleşen dosya davalısının tapu kaydına güvenerek aldığından bahisle elatmanın önlenmesi davasının reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmişse de dava değeri dikkate alınarak duruşma talebi reddedilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından davaya konu 357 nolu parsel tarla niteliğiyle 6700 m2 olarak tapulama suretiyle 28.06.1973 tarihinde Mustafa kızı Medine Karakuş adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacıya ait 355 sayılı parsel de aynı şekilde tespit ve tescil görmüştür.
Dava dilekçesindeki açıklamalar tespit öncesi ortak sınırın belirlenmesi ve mülkiyet hakkına yönelik ise de sonuç kısmında TMK 713/2 maddesindeki ''ölüm'' sebebine dayanıldığı, esasen davacı vekilinin temyizini bu yönde yaptığı anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi 17.03.2011 tarih 2009/58 E- 2011/15K sayılı içtihadıyla TMK'nun 713/2 maddesindeki ''ölüm sebebini'' iptal etmiştir. Ancak davanın açıldığı tarih itibariyle eldeki dosyada bu sebebe dayanılabileceği ve koşulları gerçekleştiğinde de kabul kararı verileceği tartışmasızdır. Birleştirilen dava yönünden ise davacı adına kayıtlı bir taşınmaz söz konusu olmadığından TMK'nın 683.maddesine dayalı olarak iş bu davanın reddi sonucu itibariyle doğru ise de elatmanın önlenmesi tapu iptal ve tescili davasına bağlı olduğundan ilk davadaki yukarıda belirtilen nitelendirmeye göre olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, asıl ve birleşen dosya yönünden usul ve yasaya uygun bulunmayan hükümlerin 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesine göre BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 04.03.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY
Davacı ... vekilinin iptal ve tescil davası harcı alınarak 03.02.2000 tarihinde açılmıştır. Dava dilekçesindeki iddia ve nitelemeye göre davada MK'nun 639/2. ve TMK'nun 713/2. maddesindeki “ölüm” nedenine dayanıldığı anlaşılmaktadır. Esasen, HUMK'nun 74-76 maddelerine göre olayları bildirmek taraflara, hukuki niteleme hakime aittir.
Somut olaya gelince; davanın açıldığı ve kararın verildiği tarih itibariyle MK'nun 639/2. ve TMK'nun 713/2. maddelerindeki (ölüm) nedenine dayanılarak aynı Yasa'nın 639/1 ve 713/1 maddesindeki koşulların gerçekleşmesi halinde ilgilisi lehine hüküm vermek gerekir.
Ancak, dosyanın geçirdiği safahat nedeniyle dava halen derdesttir. Bir başka anlatımla; Yerel Mahkeme kararı kesinleşmemiştir.
Öte yandan, TMK'nun 713/2 maddesindeki “ölüm” nedeni Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarih ve 2009/58 Esas 2011/15 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Artık, Yasa metninde ölüm sebebi diye bir dava sebebi kalmamıştır. Kural olarak, Anayasa Mahkemesi kararları makeble şamil değildir. Fakat, Anayasa'nın 153/2. maddesi ve Yargıtay 1, 20, 14 ve HGK. Kararları ile Dairemizin özelikle, ... tarafından açılan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerle ilgili kararlarında istikrarlı biçimde, Anayasa Mahkemesi kararlarının derdest davalara uygulanacağı biçimindedir.
Hal böyle olunca, yerel mahkemenin asıl davacıya (tapu iptali ve tescil dosyası için) vermiş olduğu red kararı yukarıda açıklanan gerekçelerle sonucu itibariyle doğrudur.
Açıklanan tüm bu sebeplerle, dairenin sayın çoğunluğunun asıl davacı için vermiş olduğu bozma gerekçelerine katılmam mümkün değildir. Tapu iptali ve tescil dosyasında verilen karar açıkladığım bu gerekçelerle ve sonuç itibariyle doğru olup onanmalıdır kanaatindeyim. 04.03.2013