MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Katılma alacağı
Davacı-karşı davalı ... ile davalı-karşı davacı ... aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 3. Aile Mahkemesi'nden verilen 21.02.2012 gün ve 448/140 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; evli olan tarafların 2009 yılında boşandığını, tarafların birikimi kullanılarak evlilik birliği içinde kooperatif üyeliği yoluyla edinilen 14153 parsel 51 numaralı bağımsız bölümün tapuya davalı adına tescil edildiğini, inşaat mühendisi olan davacının kaba inşaat halinde teslim edilen taşınmazın elektrik ve su tesisatı ile balkon korkuluğu, güneş enerjisi, pergule, iç kapı, pencere, demir panjur, bahçe düzenlemesi, badana, boya işleri, seramik, mutfak dolapları vb. işleri yaptığını açıklayarak davacının 1/2'den fazla katkısı bulunmakla birlikte taşınmazın değerinin yarısı olan 30.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında karşılıklı güvensizlik bulunduğundan, iki tarafında kendi birikimlerini ayrı ayrı değerlendirdiğini, dava konusu taşınmazın fiili ayrılık döneminde davalının babasının katkısı ile edinildiğini, taşınmazın kaba inşaatının fiili ayrılık süresi içinde bitirildiğini, ince işçiliklerin davalı tarafından yaptırıldığını, bir takım bakım ve onarımların ise barışma sonrası yapıldığını açıklayarak davanın reddini savunmuş, karşı dava olarak da evlilik birliği içinde edinilen ve davalı adına kayıtlı bulunan ... plaka sayılı araçtan kaynaklanan 10.000,00 TL ile evlilik birliği içindeki anne ve babasının yardımlarından kaynaklanan 15.000,00 TL'nin davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı karşı davalı vekili karşı dava boşanmanın kesinleşmesinden sonra 1 yıl içinde açılmadığından ve davalı karşı davacının aracın alımına katkısı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davalı-karşı davacı ...'nin davasının TMK'nun 178. maddesinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden reddine, 2004 yılında edinilen ve davalı davacı kadın adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazdan kaynaklanan 30.000,00 TL katılma alacağının davalı-karşı davacıdan tahsiline karar verilmiştir. Karar davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 21.10.1983 tarihinde evlenmiştir. 13.10.2006'da açılan boşanma davasına davasının kabulüne ilişkin kararın 09.06.2009 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden, evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca eşler arasında mal ayrılığı rejimi, 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 13.10.2006 tarihine kadar 4722 sayılı Kanunun 10. maddesi gereğince, TMK'nun 202. maddesine göre edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.
Dava dilekçesinin içeriği, davacının yargılama oturumlarındaki beyanları ve taşınmaza ilişkin kooperatif üyeliğinin başlangıç tarihi olan 29.06.1987 tarihi ile teslim tarihi olan 1993 yılına göre asıl dava 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mallara yapılan katkı payı alacağı isteğine, karşı dava ise aracın 19.04.2004 tarihinde edinilmesine göre TMK'nin 202 ve devamı maddelerine dayanan katılma alacağı, davalı-davacı kadının diğer istekleri ise borçlar genel hükümlerine dayanan alacak isteğine ilişkindir.
Mahkemece karşı davanın konusu ... plaka sayılı araca ilişkin katılma alacağı talebinin reddine karar verilmiş ise de, TMK.nun 5.maddesine göre, Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümleri uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 646.maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 544.maddesi) de Borçlar Kanunu'nu MK.nun mütemmimi kabul etmiştir. Edinilmiş mallara katılma rejimine tabi davalar bakımından zamanaşımı süresinin Hukuk Genel Kurulu'nun 17.4.2013 tarih ve 2013/8-375 Esas, 2013/520 Karar sayılı kararıyla da belirtildiği gibi TMK.nun 5.maddesi yollamasıyla Türk Borçlar Kanunu'nun 146 (Borçlar Kanunu 125). maddesine tabi olduğu belirlendiğine göre, somut olayda uygulanması gereken zamanaşımı süresi 10 yıldır. Her ne kadar Dairece daha önce TMK'nun 178. maddesi gereği bir yıllık zamanaşımı süresi uygulanmış ise de, bu görüşünden vazgeçilerek az önce açıklanan HGK'nun kararında gösterdiği gerekçeyi aynen benimsemiştir. Bu halde satın alma tarihi itibariyle edinilmiş mal niteliğindeki araca ilişkin olarak TMK'nun 202, 219, 229, 231, 232, 235/2 ve 236/1. maddesi gereğince davacının katılma alacağının hesaplanarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalı-karşı davacının diğer temyiz itirazlarına gelince, dava konusu 14153 parsel 51 numaralı bağımsız bölüm 29.06.1987 tarihinde başlayan kooperatif üyeliği yoluyla edinilmiş olup 1993 yılında kaba inşaat halinde teslim edilmiştir. Kooperatif yoluyla edinilen taşınmazlarda yasal mal rejimi taşınmazın tapuda tescil edildiği tarihe göre değil, teslim tarihine göre belirlenmelidir. Taşınmazın 2001 yılından önce mevcut haline getirildiğine dair davalı tanık beyanları da dikkate alındığında davacının talebinin TMK'nun 170. maddesine dayanan katkı payı alacağına ilişkin olduğunun kabulü gereklidir.
Kooperatif üyeliği yoluyla edinilen taşınmazın fiili ayrılık döneminde de alınmış olsa dahi resmi evlilik devam ettiğinden davacı-davalının dava konusu taşınmaza para veya
parayla ölçülebilen maddi bir katkısının olduğunun kanıtlanması (TMK. m:6) halinde katkı payı alacağı hakkı doğar. Doğrudan bu nedene dayanılarak davanın reddine karar verilmez.
Davalı-karşı davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları bu bakımdan doğru değildir. Kaldı ki, davacı koca çalışarak bir gelir elde ettiğine göre katkısının olduğunun kabulü gerekir.
Bu halde Mahkemece, öncelikle kooperatif yoluyla edinilen taşınmaza ilişkin ödemelerin tamamının getirtilerek, davalının ailesi tarafından yapılan bir ödemenin tespiti halinde bu miktarın davalının kişisel malı olduğu gözönünde bulundurulmalı, kişisel mal dışında kalan ödemelerde ise çalışan davacının katkısı kabul edilmeli, tarafların çalışmalarına ait tüm bilgi ve belgeler getirtilerek dosya arasına konulmalı, sözü edilen bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması için taraflara süre ve imkan tanınmalı, çalışmalara ilişkin tüm belgeler ve deliller toplandıktan sonra dosya uzman bilirkişiye tevdi edilerek her birinin ayrı ayrı 14153 ada 51 sayılı parseldeki taşınmazın teslim edildikten sonra mevcut halini aldığı 2001 yılına kadar olan gelirleri hesaplanmalı, her birinin sosyal statüleri ve yaşam tarzları ile mesleki konumları gözönünde bulundurularak kişisel harcamaları ayrı ayrı saptanmalı, ayrıca 743 sayılı TKM'nin 152. maddesi uyarınca davacı-karşı davalı kocanın evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yaptığı harcamalar da gözönünde tutularak kişisel masraflarına katılması suretiyle her birinin kişisel harcamalarının toplam gelirlerinden düşürülmek suretiyle yapacakları tasarruf miktarları ayrı ayrı belirlenmeli, toplam tasarruf miktarı karşısında davacının tasarruf edebileceği katkı oranı bulunmalı ve bu katkı oranının dava tarihine göre tespit edilecek arsa ve dairenin gerçek değeriyle çarpılması sonucu davacıya ait katkı payı alacağı açıklığa kavuşturularak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Öte yandan davalı-karşı davacı vekilinin, davacının ailesi tarafından evlilik birliğine yapılan parasal katkılardan kaynaklanan tazminat talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru değildir. Ailesi tarafından davalı-karşı davacıya verilen parasal katkılar, davalıya yapılan bağış olup, onun kişisel malı sayılır. Bunun taşınmazda yarattığı değer artışıyla birlikte hüküm altına alınmalıdır. Somut olayda dava ve karşı dava söz konusu olduğuna göre çifte (küllü) tasfiyenin yapılması ve takasın (TMK. m:236/1-2. cümle, 6098 s. TBK. m:139) gözetilmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüne, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 445,50 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.