MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ve müşterekleri ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 28.02.2012 gün ve 85/14 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, dava dilekçesinde ada ve parsel numarası yazılı toplam 19 adet taşınmazın ortak miras bırakanları ...'dan irsen intikal ettiğini, taşınmazlar üzerinde vekil edenlerinin de miras payları bulunduğunu açıklayarak tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, eldeki davanın yersiz açıldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava koşulu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava koşulu noksanlığı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının en önemli unsurudur. Tarafların, yargılama sürelerinin, yargılamada şeklen yer almaları dışında, tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate almaları, gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermeleri gerekir.
Hukuki dinlenilme hakkı uluslararası metinlerde çoğunlukla "İddia ve savunma hakkı" olarak bilinmektedir. HMK'nun 115/2. maddesinde; dava şartı noksanlığının tespiti halinde, mahkemenin vereceği kararın usule ilişkin bir nihai karar olan davanın usulden reddi kararı olacağı hususu vurgulanmış; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise usul ekonomisi ilkesine uygunluk sağlanabilmesi için, hâkimin usulden ret kararı vermeden önce, eksikliğin tamamlanması yönünde ilgilisine kesin süre vermesi esası benimsenmiştir.
Somut olayda; ortak miras bırakan ..., 01.02.1958 tarihinde ölmüştür. Terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabidir. Dava, mirasçılar arasında yürüyen bir dava olduğuna göre, mirasçıların payları oranında iptal ve tescil isteğinde bulunmaları mümkündür. TMK'nun 701 ve 702. maddeleri uyarınca tüm mirasçıların birlikte dava açmasına gerek bulunmamaktadır. O halde; Mahkemece terekeye temsilci atanması için davacı tarafa kesin süre verilmesi ve kesin süreye uyulmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Kaldı ki; davacılar vekili... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/384 Esas sayılı dava dosyasına terekeye temsilci tayini konusunda öngörülen süre içerisinde dava açtığını bildirmiştir.
Bundan ayrı; Mahkemece 817.00 TL gider avansının yatırılması için usulüne uygun olarak muhtıra çıkarılmış, 13.12.2011 tarihinde davacılar vekiline tebliğ edilmiştir. Davacılar vekili, öngörülen 817.00 TL gider avansını muhtıra tebliğinden önce 08.12.2011 tarihli posta alındı makbuzu ile yatırmış, ... Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne verdiği dilekçeyle gider avansının ilgili mahkemeye gönderilmesini istemiştir. Bu açıklamalar karşısında davacılar vekilinin verilen kesin süre içerisinde gider avansını yatırdığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca; Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 25.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy