MAHKEMESİ : Adıyaman 1. Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 1.Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesi'nden verilen 23.03.2012 gün ve 28/171 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili ile dahili davalı ... vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dahili davalı eş adına tapuda kayıtlı taşınmazın muvazaalı olarak ardı ardına yapılan satışlarla ve son olarak davalı ...’a devredildiğini, söz konusu devrin boşanma davasında olası talepler nedeniyle mal kaçırmaya yönelik olduğunu, alıcı davalının dahili davalı eşin akrabası olduğu ve eşlerdeki uyuşmazlıkların bittiğini ileri sürerek, 1968 ada 3 parselde 7 numaralı bağımsız bölümün davalı ... üzerindeki tapu kaydının iptali ile dahili davalı eş adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dahili davalı ..., nizalı taşınmazın evlilik tarihinden önce annesi tarafından alınarak kendi adına tescil edildiğini, daha sonra satıldığını bu yerin alımında davacının bir katkısı bulunmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 1968 ada 3 parselde 7 numaralı bağımsız bölüme ilişkin tapu kaydının iptali ile dahili davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm davalı ... vekili ile dahili davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından özellikle iddianın ileri sürülüş biçimine göre dava taraf muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kısa tanımla muvazaa; irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılıktır. Böyle bir iddia karsısında, aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. Davacı, şahsi hakkına dayanarak ileride açabileceği mal rejiminin tasfiyesi ile hak edebileceği alacağının tahsilini sağlamak amacıyla eldeki davayı açmış, tapu kaydının iptali ile dahili davalı eş adına tescile karar verilmesini istemiştir. Davacının böyle bir davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Muvazaa nedeniyle açılmış bulunan temyize konu davanın kanuni dayanağı BK.nun 18. maddesi olduğuna, gerçekleştirildiği ileri sürülen muvazaalı işlem davacı yönünden haksız eylem niteliğinde bulunduğuna göre, uyuşmazlığın çözüm yeri dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.nun 1 ve devamı maddeleri uyarınca belirlenecek genel mahkemelerdir. Dava, Aile Mahkemesi sıfatıyla hükme bağlanmıştır. Görev kamu düzeni ile ilgili olduğundan iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önünde bulundurulur. 6100 sayılı HMK.nun geçici 1.maddesinde bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce açılan davaların açıldığı tarihte görevli olan mahkemelerce bakılmasına devam edileceği bildirildiğine göre, çekişme konusu taşınmazın dosya kapsamıyla belirlenen değeri itibariyle temyize konu tapu iptali ve tescile ilişkin davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olması nedeniyle davanın Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla görülmesi (kural olarak; mahallinde Aile Mahkemesi kurulmuş yerlerde görevsizlik kararı verilmesi) gerekirken, hatalı değerlendirmeyle Aile Mahkemesi sıfatıyla görülen davanın esası hakkında karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle davalı ... vekili ile dahili davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasa hükümlerine aykırı bulunan yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nun geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 1.188,00 TL peşin harcın istek halinde ayrı ayrı iadesine, 14.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy