MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 22.10.2010 gün ve 364/532 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde mevki ve sınırlarını açıkladığı yaklaşık 3323 m2 yüzölçümlü taşınmazın 1973-1974 yıllarında vekil edeni tarafından imar ve ihya edildiğini, dava tarihine kadar çekişmesiz ve aralıksız şekilde ev yapmak, ağaç dikmek ve ekilip biçilmek suretiyle kullanıldığını açıklayarak, taşınmazın ... adına ihdasen oluşturulan 825 ada 1, 2, 3 ve 4 parseller kapsamında kalan bölümlerinin tapusunun iptali ile tescil harici yerde kalan bölümü ile birlikte vekil edeni adına tescilini istemiştir.
Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde, iptal ve tescili talep edilen parsellerin kadastro sonucu ... adına tespit ve tescil edilen 373 ada 22 parsel kapsamında kaldığını, dava dilekçesinde bildirilen parsellerin anılan taşınmazın imar uygulaması sonucu oluştuğunu, eldeki davanın 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılması nedeniyle reddinin gerektiğini, davaya konu taşınmazda davacının zilyetliğinin bulunmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili duruşmada davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 825 ada 1, 2, 3, 4 parsellere yönelik açılan tapu iptali ve tescil davasının reddine, teknik bilirkişinin 11.05.2009 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 1.274,57 m2'lik tescil harici taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hükmün kabule yönelik bölümü davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; temyize konu taşınmaz 1967 yılında yapılan tapulama çalışmalarında "taşlık" vasfı ile tespit harici bırakılmıştır. Kural olarak, taşlık niteliği ile tapulama harici bırakılan yerlerin kazanılabilmesi için, niteliğinin açıkça belirlenmesi, emek ve para sarfı ile imar-ihya edilmesi, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddesindeki koşullar altında tasarruf edilmiş olması ve davacı açısından imar-ihya ve kazanma koşullarının kanıtlanması gerekmektedir.
Dava konusu tespit dışı bırakılan taşınmazın niteliği konusunda duraksama söz konusudur. Bu nedenle, bir arazinin imar-ihya edilip edilmediği, kullanım süresi, niteliği ve zilyetlik süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu konuda davanın açıldığı 25.07.2008 tarihinden 20 yıl öncesine ait (1978-1988 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, yeniden yazılacak keşifte ...ve ... Uzmanı Mühendis aracılığıyla zemine uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, paftalarının ise düzenlendikleri tarihlere göre taşınmazın (A'nın) imar ve ihya edilip edilmediği, kültür arazisi haline getirilip getirilmediği veya hangi durumda bulundukları konusunda uzman bilirkişiden gerekçeli, tarafların ve Yargıtay'ın denetimine açık rapor alınması gerekir.
Davacının hangi tarihte taşınmazın imar ve ihyasına başladığı imar ve ihyayı ne şekilde sürdürdüğü ve hangi tarihte tamamladığı hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, bu konuda HMK'nun 243, 244 ve 259. maddelerinin göz önünde tutulması, beyanlar arasındaki çelişkinin HMK'nun 261. maddeleri uyarınca giderilmesi, daha önce götürülmeyen Uzman Bilirkişi, Yüksek ... Mühendisi'nden veya ... Mühendisi'nden rapor alınması, taşınmazın bitişiğinde bulunan yollarla ilişkisinin ortaya konulması, yollara bir tecavüzün olup olmadığının belirlenmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşılması gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy