MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile ... ve ... Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 29.05.2012 gün ve 516/340 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak, kadastro sırasında tespit dışı bırakılan, dava dilekçesinde mevki ve sınırları yazılı, 30 yıldan fazla süredir tasarruf edilen 3000 ve 9000 m2 yüzölçümlü 2 parça taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve davacı lehine kazanma koşullarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı Köy tüzel kişiliğine dava dilekçesi tebliğ edilmiş, yargılamalara katılmamış ve yanıt vermemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, teknik bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen 8969.14 m2 ve B harfiyle işaretlenen 25824.11 m2 yüzölçümlü yerlerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre dava konusu taşınmaz bölümleri, 1970 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında 766 sayılı Kanunun 2.maddesi uyarınca Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakılmıştır. Her ne kadar 766 sayılı Tapulama Kanunu'nda imar-ihya yoluyla taşınmaz iktisabına imkan veren bir düzenleme mevcut değil ise de,1987 yılında yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17.maddesine binaen koşulları gerçekleştiğinde imar ve ihya yoluyla kazanma mümkündür. Nizalı yerlerin de bu niteliğine göre imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Böyle bir taşınmazın niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Mahkemece hava fotoğrafları uygulanmış ise de yapılan uygulama yeterli olmadığı gibi taşınmazın niteliğini belirlemekten uzaktır.
O halde; dava tarihinden geriye doğru en az 20 yıl öncesine ait (1975-1985 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğü'nden, getirtilerek dosyaya eklenmesi, yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları, Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilecek paftalar ve komşu parsellere ait tapu kayıtlarının keşifte uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğü'nden gelen paftaların ise, düzenlendikleri (1975-1985 yılları arasında düzenlenen paftalar olacak) tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulundukları konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, komşu parsellere revizyon gören tapu kayıtlarının taşınmaz yönlerini ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye tescil konusu yerin pafta üzerinde işaret ettirilmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, davacının hangi tarihte taşınmazın imar ve ihyasına başladığı, ne şekilde sürdürdüğü ve hangi tarihte tamamlandığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurularak belirlenmesi, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması, daha önce götürülmeyen başka bir uzman bilirkişi ... mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, HMK'nun 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip mahkeme hakimi tarafından onaylandıktan sonra dosya arasına konulması gerekir. Mahkemece yukarıda yazılı araştırma ve incelemeler yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde mevki ve sınırlarını göstermek suretiyle 3000 ve 9000 m2 yüzölçümlü 2 parça taşınmaza ilişkin olarak istekte bulunmuştur. Mahkemece dilekçedeki talep miktarları makul sayılabilecek miktarın üzerinde aşılmıştır. HUMK'nun 74 (HMK'nun m.26.) maddesine göre “… Hakim her iki tarafın iddia ve müdafaalarıyla mukayyet olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez, tahakkuk edecek hale göre talepten noksan ile hüküm caizdir.” Mahkemece anılan yasa maddelerine ve taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak talep aşırı derecede aşılmak suretiyle miktarları yazılı yerlerin tesciline karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Bundan ayrı, tescil konusu taşınmazların bulunduğu yerden enerji nakil hattı geçmektedir. Mahkemece enerji nakil hattına ilişkin olarak irtifak tesisi için kamulaştırma yapılıp yapılmadığı araştırılmamış, yapılmış ise kamulaştırmaya ilişkin harita ve belgeleri getirtilerek keşif mahallinde uygulanmamış, harita ve belgelere göre taşınmazın niteliği ile kamu emlakine dönüşen yerlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Öte yandan, TMK'nun 713/3. maddesi uyarınca ... ve ilgili Kamu Tüzel Kişileri yasal hasımdır. Tescil konusu yer merkeze bağlı ... sınırları içerisinde bulunmaktadır. Hükümden sonra 12.11.2012 tarihinde kabul edilerek, 06.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanunun 1.maddesinin 1 ve 3.bentleri uyarınca, Şanlıurfa il mülki sınırları Büyükşehir Belediye sınırı olarak belirlenmiş, köylerin tüzel kişilikleri kaldırılarak bağlı bulunduğu ilçenin mahallesi haline dönüştürülmüştür. Taraf teşkili, dava koşulu olup yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gereken, kamu düzenine ilişkin hususlardandır. (HMK. 114 ,115 m.) Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde davanın ilgil... Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile varsa İlçe Belediyesi'ne yöneltilmesi, yargılamaya geldikleri takdirde savunma ve delillerinin tespiti, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece açıklanan bu hususlar üzerinde gereği gibi durulmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy